Trakya’da bir şey oluyor.
Önce Çerkezköy’de oldu.
Çorlu’da oldu.
Kapaklı’da oldu.
Ergene doldu.
Şimdi soru şu:
Sırada kim var?
Lüleburgaz mı?
Bugün Trakya’nın nüfusu yaklaşık 2 milyon.
Ama plan projeksiyonlarında bu sayının 5 milyona çıkması konuşuluyor.
Beş milyon.
Yani bugünkü nüfusun iki katından fazla.
Peki bu kadar insan nerede yaşayacak?
Hangi toprakta üretim yapılacak?
Hangi su içilecek?
Hangi hava solunacak?
Toprak iki katına çıkmıyor.
Su iki katına çıkmıyor.
Temiz hava iki katına çıkmıyor.
Şimdi Yenibedir’de planlanan tehlikeli ve tehlikesiz atık yakma tesisi, sürecin yeni halkasıdır.
Bu tek başına bir tesis değildir.
Bu, yönün nereye döndüğünün işaretidir.
Bir yanda Hamitabat Termik Santrali’nin baskısı,
bir yanda planlanan tehlikeli atık tesisi,
öte yanda Ergene’nin ve Lüleburgaz Deresi’nin kirliliği…
Bu yüklerin arasında Lüleburgaz sıkışıyor.
Mesele yatırım düşmanlığı değil.
Mesele hesap.
Toplam yük nedir?
Taşıma kapasitesi nedir?
Eşik nerede?
Zira bizim adımıza konuşması gerekenler konuşmuyor.
Bu yüzden konuşmak önemli.
Bugün konuşmazsak,
yarın konuşacak temiz hava bulamayabiliriz.
Tam da bu noktada Lüleburgaz Kent Konseyi öncülüğünde başlatılan süreç önemlidir.
Bu sadece bir projeye itiraz değildir.
Bu, kentin geleceğine çekilen bir sınır hattıdır.
Sivil toplum örgütleri, meslek odaları, yurttaşlar…
Bu mesele parti meselesi değil.
Yaşam hakkı meselesidir.
Bunun dışında kalmak, yarın alınacak kararların sonuçlarına sessiz kalmak demektir.
Bugün susarsak,
yarın konuşulacak bir kent kalmaz.
Aramızda kalmasın…

