Toplantı iptal edildi. Bu önemliydi. Ama kimse yanılmasın: Mücadele bitmedi.
Eskibedir ve Yenibedir’de yapılması planlanan tehlikeli ve tehlikesiz atık projesine ilişkin halkı bilgilendirme toplantısının iptal edilmesi elbette küçümsenecek bir gelişme değil. Ne var ki bu iptal, ÇED sürecinin tamamen sona erdiği anlamına gelmiyor. Dosya kapanmış değil. Dolayısıyla aynı başlığın yeniden önümüze gelme ihtimali hâlâ var. İşte tam da bu yüzden, bugün ortaya çıkan birlikteliği geçici bir tepki gibi değil, korunması ve büyütülmesi gereken bir ortak irade olarak görmek gerekiyor.
Asıl dikkat çekici olan, yalnızca bir toplantının iptal edilmesi değildi. Asıl önemli olan, Lüleburgaz’da uzun zamandır ilk kez bu kadar farklı kesimin aynı mesele etrafında aynı sözü söyleyebilmesiydi. Yerelin konuyu sahiplenmesi, Eskibedir ve Yenibedir muhtarlarının sorumluluk alması, Kent Konseyi’nin toparlayıcı rol üstlenmesi, çevre konusunda bilgi ve birikimi olan insanların katkı sunması, sivil toplum örgütlerinin desteği… Bütün bunlar bir araya gelince ortaya güçlü bir ortak duruş çıktı.
Bu, yalnızca bir itiraz değildi.
Bu, yaşam alanına sahip çıkma iradesiydi.
Suya, toprağa, havaya ve geleceğe sahip çıkma iradesi…
Belki de uzun zamandır ilk kez Lüleburgaz’da böylesine açık, böylesine güçlü bir ortak ses yükseldi. Bu yönüyle yaşananlar, sadece bugünün değil, yarının da hafızasında yer edecek kadar kıymetliydi.
Özellikle muhtarların sergilediği tutum ayrıca önem taşıyordu. Çünkü kamu sorumluluğu taşıyan kişilerin böyle dönemlerde rahat hareket etmesi kolay değildir. Çoğu zaman farklı baskılar arasında kalırlar. Yukarıdan gelen beklentiler, yereldeki hassasiyetler, idari dengeler, toplumsal gerilimler… Böylesi bir ortamda halkın sesine kulak verip sorumluluk almak, sıradan bir tutum değildir. Tam tersine, yerelin iradesi güçlendiğinde kamu sorumluluğunun da gerçek anlamını bulduğunu gösterir.
Bir kez daha gördük ki büyük meseleler tek başına karşılanamıyor. Bilgi bir yerde, emek başka yerde, sorumluluk başka yerde durduğunda sonuç almak zorlaşıyor. Ama hepsi aynı hedefte buluştuğunda ortaya sessiz, sağlam ve etkili bir güç çıkıyor. Dayanışma tam da burada anlam kazanıyor. Herkesin kendi yerinden elini taşın altına koyduğu anda…
Bugün kurulan bu birliktelik korunabilirse, yalnızca bu mesele açısından değil, yarın karşımıza çıkabilecek daha büyük çevre sorunları karşısında da güçlü bir zemin yaratacaktır. Çünkü doğayı, toprağı, suyu ve yaşamı ilgilendiren yeni başlıkların gündeme gelmeyeceğini kimse söyleyemez. O nedenle bugün oluşan dayanışma kültürünü büyütmek, güçlendirmek ve ortak bir bilinç hâline getirmek zorundayız.
Çünkü bazen bir kentin gerçek gücü, aynı tehlike karşısında birlikte ayağa kalkabilmesidir. Lüleburgaz’da son günlerde gördüğümüz şey tam da buydu.
Aramızda kalmasın.

