Bazı cümleler vardır; insanın hayatına sessizce yerleşir.
“Yapamam.”
“Benlik değil.”
“Ya başarısız olursam?”
“Benden olmaz.”
Özellikle kadınların zihnine bu cümleler çok erken yaşlarda yerleşiyor. Çünkü yıllarca kadınlara cesur olmaktan çok dikkatli olmaları öğretildi.
Risk almaktan çok hata yapmamaları…
Öne çıkmaktan çok uyum sağlamaları…
İstemekten çok sessiz kalmaları beklendi.
Bu yüzden bugün birçok kadın, yeteneksiz olduğu için değil; kendine yeterince inanamadığı için hayallerini erteliyor.
Oysa ilginç olan şu:
Bir kadının gerçek hikâyesi çoğu zaman tam da “yapamam” dediği yerde başlıyor.
Çünkü o cümle aslında çoğu zaman yetersizliği değil, korkuyu temsil ediyor.
Yargılanma korkusu…
Başarısız olma korkusu…
“Ne derler?” korkusu…
Ve belki de en ağır olanı:
Kendi potansiyeliyle yüzleşme korkusu.
Çünkü bir kadın gerçekten denediğinde hayatı değişebilir.
Kendi parasını kazanabilir.
Kendi kararlarını verebilir.
Kendi ayakları üzerinde durabilir.
Ve bu dönüşüm sadece ekonomik değil, psikolojik bir devrimdir.
Birçok başarılı kadın girişimcinin hikâyesine bakın. Başlangıç noktaları çoğu zaman mükemmel değildir. Ellerinde büyük yatırımlar, kusursuz planlar ya da sınırsız özgüven yoktur.
Ama bir karar vardır:
“Korkuyorum ama deneyeceğim.”
İşte bütün değişim burada başlıyor.
Çünkü cesaret, korkmamak değildir. Korkuya rağmen hareket edebilmektir.
Kadınlar çoğu zaman her şeyi hazır hale getirmeye çalışıyor.
Daha fazla eğitim…
Daha fazla plan…
Daha fazla garanti…
Ama hayat bazen hazırlananları değil, başlayanları ödüllendiriyor.
Elbette kolay değil.
Kadın girişimciler hâlâ erkeklerden daha fazla sorgulanıyor.
Başarıları “şans” denilerek küçümsenebiliyor.
Aynı anda hem güçlü hem nazik, hem hırslı hem mütevazı olmaları bekleniyor.
Üstelik çoğu kadın yalnızca iş kurmuyor; aynı zamanda evin yükünü, toplumun beklentilerini ve görünmeyen duygusal emeği de taşıyor.
Buna rağmen üretmeye devam ediyorlar.
Belki de kadınların gerçek gücü burada saklı:
Defalarca korkup yine de vazgeçmemelerinde.
Çünkü bir kadın kendi sınırlarını kırdığında sadece kendini değiştirmez. Çevresindeki kadınların hayal kurma biçimini de değiştirir.
Bir kız çocuğu onu izler.
Bir çalışan cesaret alır.
Bir başka kadın “Demek ki mümkünmüş” der.
Bu yüzden kadınların başarı hikâyeleri sadece bireysel değildir. Toplumsal etkisi vardır.
Ve çoğu zaman o hikâyelerin ilk cümlesi şudur:
“Yapamam sanıyordum.”
Belki de her şey, bir kadının ‘deneyeceğim’ demesiyle başlar.

