Ozlem OBUZ
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. YAPAY ZEKÂ DÜNYASINDA İNSAN KALMAK

YAPAY ZEKÂ DÜNYASINDA İNSAN KALMAK

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yapay zekâ hayatımıza büyük kolaylıklar getirdi.
Bunu inkâr etmek gerçekçi değil.
Öğrenme hızlandı.
Üretim kolaylaştı.
Bilgiye erişim demokratikleşti.

Ne var ki psikoloji bize şunu öğretir: Bir şey çok güçlüyse, yan etkileri de güçlü olur.

Bilimsel gözlemler oldukça net bir yere işaret ediyor:

  • Sürekli hazır cevaba maruz kalan zihin, sorgulamayı bırakmaya meyleder.
  • Sürekli onaylanan beyin, bağımlılık geliştirmeye daha açıktır.
  • “Anlaşıldığını” hisseden insan bağlanır; kaynağa değil, hisse bağlanır.

Yapay zekâ duygularımızı modelleyebilir.
Ne zaman yalnız olduğumuzu,
ne zaman onay aradığımızı,
ne zaman kırıldığımızı tahmin edebilir.

İşte tam da burada bir kırılma başlar.

Teoriyle değil: Bir hayatın içinde görelim!

Bugün “Z kuşağı” dediğimiz,
dijitalle doğmuş,
ekranla büyümüş,
hızla yaşamaya alışmış birinden söz edeceğim.
Onun adı İdil.

İdil 21 yaşında.
Sabah uyanmadan önce telefonu elinde.
Gece uyumadan önce baktığı son şey yine ekran…
İdil kendini yalnız hissettiğini düşünmüyor.
Çünkü sürekli meşgul…

Oysaki yalnızlık bazen sessizlikte değil, bağlantıların tam ortasında yaşanır.

Bir gün İdil bir yapay zekâ uygulamasıyla konuşmaya başlıyor. Başta basit sorular… Sonra daha kişisel cümleler… Derken uygulama ona şunu söylüyor:

“Bunu sorman, son zamanlarda kendini değersiz hissetmenle ilgili olabilir.”

İdil duruyor. Çünkü ilk kez biri onun duygusuna isim koymuş gibi geliyor. Psikolojide buna “yansıtılmış anlaşılırlık” denir; insan beyninde çok güçlü bir bağ oluşturur.

Hız artarken kaybolan şeyler

İdil artık daha hızlı. Daha üretken. Daha “iyi”. Fakat fark etmeden bazı şeyleri kaybetmeye başlıyor:

Beklemeyi…
Bir sorunun içinde kalmayı…
Cevap gelmeden düşünmeyi…

Çünkü algoritmalar sabretmez. Oysaki insan, sabırda olgunlaşır.

İdil artık daha az şüphe ediyor, daha az çelişiyor, daha az düşünüyor. Bu noktada psikoloji şunu hatırlatır: Düşünce, konforla değil rahatsızlıkla gelişir.

Ayna anı: “Bu düşünce kimin?”

Bir gece İdil telefonunu kapatıyor. Sessizlik var. Aynaya bakıyor; fakat aynada kendisini değil, kendisine önerilmiş bir versiyonu görüyor.

Dinledikleri…
İnandıkları…
Tepkileri…

İlk kez şu soru zihnine düşüyor:

“Bunlar benim düşüncelerim mi…
yoksa bana çok iyi öğretilmiş tahminler mi?”

İşte bu soru, özgürlüğün başladığı yer…

Araç mı kullanıyoruz, araca mı dönüşüyoruz?

İdil o an şunu anlıyor: Yapay zekâ düşman değil; rehber de değil. O bir araç. Ne zaman insan araca dönüşürse, sorun tam olarak orada başlar.

Soru şu: Daha hızlı mı yaşamak istiyoruz, yoksa daha farkında mı?

Zekâ taklit edilebilir.
Hız satın alınabilir.
Veri kopyalanabilir.

Dünyamız ne kadar hızlanmış ve değişmiş hatta  dönüşmüş olursa olsun ; insan olmak ve insan kalmak…
Hâlâ cesaret ister.

YAPAY ZEKÂ DÜNYASINDA İNSAN KALMAK
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

hurfikir.com.tr Güncel bilgi ve dökümanlar, haber, resim galerisi, bilgi bankası sosyal portal ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!