Hayatımızın büyük bir kısmını, farkında olmadan başkalarını memnun etmeye, beklentilere yetişmeye ve kendimizi kanıtlamaya harcarız. Bu çabanın içinde kendimizi unuturuz. Gün gelir, çoğu zaman bir yorgunluk ya da kırılma anıyla yüzleşiriz ve sorarız kendimize: “Ben ne zaman kendime sıra vereceğim?” İşte o an, değişim için ilk adımı atma zamanıdır.
Kendine değer vermek, sadece aynaya bakıp güzel sözler söylemekten çok daha fazlasıdır. Bu, hayatında “ben de varım” demektir. Kendi sınırlarını çizmek, gerektiğinde “hayır” diyebilmek, dinlenmeye hakkın olduğuna inanmak ve en önemlisi, kendi ihtiyaçlarını başkalarının beklentilerinin önüne koyabilmektir. Ne yazık ki, çoğumuz bu tutumu bencillik olarak algılarız. Oysa gerçek bencillik, başkalarını mutlu etmeye çalışırken kendini yok saymaktır.
Kendine öncelik vermek, seni diğerlerinden koparmaz. Tam tersine, bu tutum seni daha sağlam, daha huzurlu ve daha gerçek bir insan yapar. Çünkü kendine değer vermek, içsel dengenin temelidir. Yorgunluktan çok, içten gelen bir dinginlik sağlar. “Hayır” dediğinde suçluluk değil, özgürlük hissedersin. Kırılmak yerine farkına varır, susmak yerine seçerek konuşursun.
Bu değişim en çok ilişkilerinde hissedilir. Artık orada, kendini tüketen değil, kendini bilen biri vardır. Çünkü sağlıklı sınırlar koyabilen, kendi değerini bilen insanlarla ilişkiler daha güçlü ve anlamlı olur. Zamanla çevrendeki insanlar da değişir; çünkü sen değişmişsindir. Kendine gösterdiğin saygı ve sevgi, başkalarının sana nasıl davranması gerektiğini öğretir.
Kendine öncelik vermek, herkesten önce olmak değil; en az onlar kadar değerli olduğuna inanmak demektir. Bu inançla atılan her adım, seni kendine biraz daha yaklaştırır. Unutma, sen kendine iyi davranmazsan, kimse senin yerini tutmaz.
Peki, bugün kendin için ne yaptın?
Sevgiyle kalın…

