Gurcan KIRIM
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Aynı Evde, Başka Bir Dünyada

Aynı Evde, Başka Bir Dünyada

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bu hafta aslında Vize’de yapılan “Trakya’da Nükleer Santral İstemiyoruz” panelini yazacaktım.

Yazmalıydım da.

Çünkü memleketin toprağına, suyuna, havasına göz dikilmişse susulmaz.

Ama memleket bazen insanın kalemini elinden alır.

Şimdi öyle bir yerdeyiz.

Okul saldırıları…
Ölen çocuklar…
Ölen öğretmenler…
Yıkılan aileler…

Ortada artık yalnızca bir güvenlik sorunu yok.

Ortada çürüyen bir toplum var.

Ve en acısı şu:

Biz çocuklarımızı evde sanıyoruz.
Güvende sanıyoruz.
Odalarında sanıyoruz.

Oysa çocuk aynı evde olabilir.

Ama artık aynı dünyada değildir.

Eskiden çocuk sokaktaydı. Camdan bakınca en azından ne yaptığını, kimlerle dolaştığını az çok anlardın. Şimdi camdan bakacak bir çocukluk kalmadı. Çocuk artık ekranın içinde. Sadece odasında değil; sınırı olmayan, denetimi olmayan bir dünyanın içinde.

Aynı evde ama başka bir evrende.

Bir baba çıkıp “Silahları kilitlemiştim” diyor.

İyi de…

Sadece sandığı kilitlemek yetiyor mu artık?

Silahı saklıyorsun.
Peki çocuğun zihnine açılan kapıları ne yapıyorsun?
Neyi izliyor?
Kimlerle konuşuyor?
Neye öfkeleniyor?
Hangi karanlığın içine çekiliyor?

Biliyor musun?

Bilmiyorsun.

Çünkü artık mesele sadece evin kapısı değil.

Mesele çocuğun iç kapısı.

Biz hâlâ eski dünyanın anne babalığını yapıyoruz. Çocuklarımız ise yeni dünyanın karanlığında büyüyor. Biz “ergenliktir, geçer” diyoruz.

Geçmiyor.

Birikiyor.
Sertleşiyor.
Karanlığa dönüyor.

Araştırmalar da bunu söylüyor: Bu çocuklar çoğu zaman bir gecede değişmiyor. Önceden sinyal veriyor. İçe kapanıyor, dili sertleşiyor, öfkesi büyüyor. Ama biz o işaretleri küçümsüyoruz:

“Şımarıklık.”
“Geçer.”
“Bizim çocuk yapmaz.”

Sonra memleket bir sabah katliam haberiyle uyanıyor.

Ve herkes şaşırıyor.

Şaşırmayın.

Çünkü bu sadece bir asayiş haberi değil.

Bu, anne babayla çocuk arasındaki bağın çözülmesidir.
Bu, okulun çocukla bağ kuramamasıdır.
Bu, toplumun çocuğun ruhunu ıskalamasıdır.
Bu, dijital çağın içine düşen çocukluğun sessiz çöküşüdür.

O yüzden bu yazıyı devlete değil, anneye babaya yazıyorum.

Belki bir anne okur.
Belki bir baba bu akşam soruyu değiştirir.

“Dersin nasıl geçti?” yerine…
“İçinde ne var?” der.

“Telefonu bırak.” yerine…
“Gel biraz yürüyelim.” der.

Çünkü bazen bir çocuğu kurtaran şey nutuk değil;

bir omuza konan el,
gerçek bir ilgi,
gerçek bir sevgidir.

Nükleer tehlikeyi yine yazacağız.

Trakya’yı yine savunacağız.

Toprağı da, suyu da, havayı da yine savunacağız.
Ama en çok çocuklarımız için savunacağız.

Çünkü çocuklarını koruyamayan bir toplum, toprağını da koruyamaz.

Aramızda kalmasın: Aynı evde yaşamak, aynı dünyada yaşamak değildir.

Aynı Evde, Başka Bir Dünyada
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

hurfikir.com.tr Güncel bilgi ve dökümanlar, haber, resim galerisi, bilgi bankası sosyal portal ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!