Semih YILDIZ
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Zincirin Görünmeyen Halkaları

Zincirin Görünmeyen Halkaları

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Öyle bir çağdayız ki, hakikatin sesi çoğu zaman gürültüye karışıyor. Her köşeden yükselen iddialar, komplo teorileri ve görünmeyen ellerin yönettiği algılar, zihnimizi sisli bir sabaha hapsediyor. Bilim ve teknoloji ise bir yandan insanlığı ileri taşırken, diğer yandan bazı ellerde bir “avutma perdesine” dönüşüyor. Ekranların ışığı gözümüzü kamaştırırken, iç dünyamızın karanlığı derinleşiyor.

Toplum, görünmeyen bir değirmenin içinde öğütülüyor adeta. Bu değirmenin taşları; hız, tüketim, yüzeysellik ve sorgulamadan kabullenme. Her dönüşte biraz daha yitiriyoruz kendimizi. Manevi duygularımız, bir ağacın kökleri gibi bizi ayakta tutması gerekirken, o kökler kurutuluyor. Kökü zayıflayan ağacın gölgesi de olmaz; gölgesiz kalan insan ise huzuru nerede arayacağını bilemez.

Gençlik… Bir zamanlar toplumun en diri damarı, en güçlü rüzgârı. Şimdi ise çoğu zaman yanlış yönlendirilmiş bir akıntıya kapılmış gibi. Emek vermeden kazanmanın mümkün olduğu fikri, bir serap gibi gözlerinin önünde parlıyor. O serabın peşinden koşarken, susuzluğunu arttırdığının farkında değil. Tembellik, bir konfor alanı gibi sunuluyor; oysa aslında görünmeyen bir zincirin en ağır halkasıdır.

Ve toplum… Sonuç ortada: Yorgun, yönsüz ve mutsuz. Çünkü insan, sadece bedeniyle değil; aklı ve vicdanıyla da yaşar. Bu ikisinden biri eksildiğinde, hayat eksik kalır.

Eğer iki kuşak köleleştirilirse, ardından gelen kuşak özgürlüğü hiç tanımaz. Görmediği bir ışığın yokluğunu fark edemez. Karanlık, onun için normalleşir. Böylece zincirler artık bir yük değil, bir alışkanlık olur. Öncekilerin zorla yaptıkları, sonrakiler için gönüllü bir itaate dönüşür. İşte en tehlikeli esaret de budur: Fark edilmeyen, sorgulanmayan ve hatta benimsenen esaret.

Yanlışı alkışlamak, pusulasız bir geminin fırtınada yol almaya çalışmasına benzer. Nereye gittiğini bilmeden ilerlersin; ama her dalga seni biraz daha batırır. Eğri ile doğruyu ayıramamak, gözleri açıkken kör olmaktır. Yalana sahip çıkmak ise, kendi gerçeğini inkâr etmektir.

Akıl ve ahlak… İnsanı insan yapan iki temel direk. Bu direkler yıkıldığında, geriye sadece bir kabuk kalır. Eğer bu iki değeri kiraya verirsen, aslında yaşamıyorsundur; sadece varlığını sürdürüyorsundur. Nefes almakla yaşamak arasındaki fark tam da burada başlar.

Bugün belki de en çok ihtiyacımız olan şey, yeniden düşünmeyi öğrenmek. Sorgulamak, anlamaya çalışmak, doğruyu aramak… Çünkü zincirleri kırmanın ilk adımı, onların varlığını fark etmektir. Ve unutmamak gerekir: Gerçek özgürlük, önce zihinde başlar.

Semih Yıldız satırlarının burada sona erdiğini söyler, her nere kim veya kimler için neler düşünüyorsanız, iki katının sizlerin olmasını temenni eder.

Formun Üstü

Zincirin Görünmeyen Halkaları
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

hurfikir.com.tr Güncel bilgi ve dökümanlar, haber, resim galerisi, bilgi bankası sosyal portal ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!