Hayatın en tehlikeli cümlelerinden biri şudur: “Daha zamanı var.”
Oysa zaman, çoğu zaman sandığımız kadar bol değildir. Erteledikçe büyüyen hayaller, bir süre sonra küçülmeye başlar. Çünkü insan, sürekli yarına bıraktığı şeylere olan inancını da yavaş yavaş kaybeder.
Hepimizin içinde yapmak istediği şeyler var. Başlamak istediğimiz bir yol, söylemek istediğimiz sözler, değiştirmek istediğimiz bir hayat… Ama çoğu zaman kendimize şu bahaneyi sunarız: “Henüz hazır değilim.”
Peki gerçekten hazır olmak diye bir şey var mı?
Gerçek şu ki, kimse tam anlamıyla hazır hissetmez. Cesaret, hazır olduktan sonra değil; hazır hissetmeden atılan adımlarla oluşur. Çünkü hayat, bekleyenleri değil; harekete geçenleri şekillendirir.
“Bir gün” dediğin o gün, aslında hiçbir zaman takvimde yok. O yüzden mesele doğru zamanı beklemek değil; doğru zamanı yaratmaktır. Küçük bir adım bile olsa, bugün atılan bir adım; yarın atılmayan yüzlerce adımdan daha değerlidir.
Belki korkuyorsun. Belki başarısız olmaktan çekiniyorsun. Ama şunu unutma: Denememek, başarısızlıktan daha kesin bir kayıptır. Çünkü denemediğin her şey, hayatında hiç var olmamış gibi silinir.
Kendine şu soruyu sor: Gerçekten hazır olmayı mı bekliyorsun, yoksa sadece ertelemek için bir sebep mi arıyorsun?
Hayat, cesur olanları her zaman ödüllendirmez belki. Ama kesin olan bir şey var: Cesur olmayanlara hiçbir şey vermez.
O yüzden bugün, küçük de olsa bir adım at. Mükemmel olmak zorunda değil. Hazır olmak zorunda da değilsin. Sadece başla.
Çünkü gerçek şu:
Şimdi değilse, ne zaman?
Sevgiyle kalın..

