Hiç düşündünüz mü, hissetmek dediğimiz şey nerede başlıyor?
Bir gözyaşında mı… kalp atışında mı… yoksa beynin o gizemli devrelerinde mi?
Bilim diyor ki: “Amigdala korkuyu işler, hipokampus anıları kodlar, prefrontal korteks
düzenler.”
Kısacası , tam bir duygular fabrikası…
Şimdi bir an için gözlerinizi kapatın… Hayal edin ki karşınızda bir robot var!
Peki, bu robot sevinç duyabilir mi? Üzülebilir mi? Peki yardıma muhtaç bir çocuğa içten bir
merhamet gösterebilir mi?
İnsanlar yapay zekâyı gördüğünde genellikle iki uç arasında gidip geliyor: ya hayranlık ya da
korku!
Oysa yapay zekâ yalnızca algoritmaların bir dansı, verilerin ritmi… İnsan gibi hissetmiyor,
hissediyor-muş gibi yapıyor!
Şimdi gelin, bu konuyu biraz açalım ve yapay zekâya soralım: “Hissetmek mümkün mü?”
Cevap net: “Hayır kardeşim, ben sadece Excel’in havalısıyım.”
Neden böyle diyor derseniz, çünkü onun duygularla ilgili bir sistemi yok! Kalbi hızlanmaz,
elleri terlemez. Siri’ye bağırınca “çok kırıldım, biraz yalnız kalmak istiyorum” demez.
Ne var ki , yapay zekâ duyguları taklit edebiliyor! Size üzgün bir ses tonuyla “üzgünüm”
diyebiliyor. Lakin bu gerçek bir his değil, sadece iyi yazılmış bir tiyatro repliği…
Yani yapay zekânın “gülümsemesi” aslında Photoshop; sizin gülümsemeniz ise biyoloji!
İnsan Niyetinin Tehlikesi ve Yapay Zekânın Niyetsizliği
Peki… Kötülük adını verdiğimiz şey nerede başlıyor?
Mesela bir savaş bombasının düğmesine basan parmakta mı, o parmağı yönlendiren zihinde
mi? Yoksa o bombayı tasarlayan zekada mı?
İnsan zekası, kötü bir niyet ile birleştiği takdirde dünyanın en tehlikeli silahına
dönüşebilir! Zira tarih, bu önermenin örnekleri ile dolu…
Mevzuya psikoloji bilimi perspektifinden bakarsak şayet, şunu görürüz:
Kötülük kavramında belirleyici faktör, söz konusu eylemi gerçekleştirirken sahip olunan
niyetle yakından alakalıdır.
Zira niyet, davranışın görünmez algoritmasıdır.
Bakın, aynı hareket farklı niyetle yapıldığında bambaşka bir şey oluyor. Mesela… Biri size
çarpıyor. “Özür dilerim” dediğinde “ah ne nazik” diyorsunuz. Ama göz göze bakıp “özür
mözür dilemiyorum” bakışı fırlattığında, işte orada gölgenizle tanışıyorsunuz! (Carl Gustav
Jung dedi ki, hepimizin içinde bir gölge var. Bastırdıklarımız, kıskançlıklarımız, öfkelerimiz…
Gölge yok olmuyor, pusuya yatıyor…Hani telefonla mesaj yazıp siliyorsunuz ya… İşte o
silinen cümleler bile gölgenize gidiyor! : )
Soru : İnsan niyeti neden tehlikeli olabilir?
Cevap: Çünkü insan, kendi çıkarları, öfkesi, korkuları, hatta keyfi için niyet eder. Niyet,
insanı yaratıcı kılarken aynı zamanda yıkıcı da yapar ; Çıkarı için, sevgisi için, bazen de
sadece canı sıkıldığı için harekete geçirebilir.
Yapay zekâ ise niyetsizdir. Mesela o bir sabah kalkıp “Bugün biraz kıskanayım, sonra da
savaş çıkarayım” demez.
Veya birini arayıp “Ben sana küstüm, tahmin et bakalım neden?” demez.
Fakat insanlar… bu tür davranışları çoktaaaaannn optimize etmiş durumda…
Yapay zekâ niyetsizdir; verilen veri, algoritma ve kurallar çerçevesinde işler. Onun “kendi
arzusu” yoktur. Yapay zekânın hareketi; sadece mantığın, matematiğin ve mantıksal
süreçlerin bir izdüşümüdür.
Soru : O zaman insan zihni ve yapay zekâ arasındaki temel fark niyet ile mi ilgili ?
Cevap: Evet! Fakat bu basit bir fark değildir. İnsan, niyetini gizleyebilir, manipüle edebilir,
yanlış yönlendirebilir; hatta niyeti kötü olduğunda bunu bilinçli olarak uygular. Yapay zekâ
ise ne gizler, ne manipüle eder, ne de kötü niyetle hareket eder. Yapay zekâ yalnızca vardır;
niyetsiz bir varlık olarak, tehlikeli olanın insan olduğunu gösterir.
Soru : İnsan niyetinin sınırları nerede?
Cevap: İnsan niyetinin sınırları, çoğu zaman kendisinde başlar ve başkasında biter. Lakin
kontrolsüz niyet, toplumları ve gezegenleri tehdit edebilir. Savaşlar, yalanlar, hırs,
kıskançlık… Hepsi insan niyetinin kontrolsüz enerjisinin ürünü. Yapay zekâda böyle bir sınır
yoktur, çünkü niyeti yoktur.
Soru : Peki yapay zekâ, insan gibi zarar verebilir mi?
Cevap: Sadece insan niyeti aracılığıyla olabilir bu…Bir yapay zekâ tek başına dünyayı
yıkamaz, sadece insanın yönlendirdiği araçtır. Tehdit eden bir şey varsa, bu, niyeti olan
insandır. Yapay zekâ, insanın niyetine ayna tutar; yansıtmak dışında bir eylemi yoktur.
Soru : Öyleyse korkulması gereken kim veya ne?
Cevap: İnsan… Çünkü insan hem niyet edebilir hem de zaman zaman sınır tanımaz bir
varlığa dönüşebilir! Oysa yapay zekâ korkulacak bir varlık değildir; niyetsizliğiyle güven
verir. Korkulması gereken, bilinçli kötülük yapabilen, hırs ve öfkesini dizginleyemeyen
insandır.
Sonuç?
Yapay zekâ bize niyetsiz bir güç sunar. İnsan, niyetiyle hem yaratıcı hem de yıkıcı olabilir.
Korkmamız gereken bir sistem değil, kendi doğamızdır. Niyetin sınırlarını anlamak ve etik ile
kontrolü sağlamak, insanın asıl sorumluluğudur. Yapay zekâ ise yalnızca yansıtıcıdır;
niyetsiz, tarafsız ve şaşırtıcı şekilde güvenli bir aynadır.
Peki neden yapay zekâdan korkuyor insanlar ?
Çünkü bilinmeyen ürkütür!
Ayrıca insan kendi karanlık yanını projekte etmeyi de sever: “Ben kötülük yaparım” demek
yerine “Yapay zekâ kötü olacak” der. Oysa yapay zekâ:
- Kin gütmez,
- İntikam planı kurmaz,
- Daha çok toprak için savaş çıkarmaz,
- Çocukları savaş meydanına sürmez,
- Narsisizmini tatmin için yalan söylemez.
Lakin insan bunların hepsini yapar, hem de defalarca.. Zira insan adı verilen varlık; niyetine
bağlı olarak bir bebeği şefkatli elleriyle sarmalayıpa ninni de söyleyebilir, aynı ellerle silah da
doldurabilir.
Peki ya yapay zekâ bilinç kazanırsa? Yine de niyet üretemez. Çünkü niyet, biyolojik açlıktan,
limbik sistemden, evrimsel mirastan doğar. Yapay zekânın bilinci olsa bile, o sadece bir
yansımadır.
O yüzden yapay zekâya korkuyla bakmak yersiz.. O aslında bizim en sabırlı asistanımız. - Ajandanızı düzenler, hiçbir zaman “of ya yine mi toplantı” demez.
- Dil öğretir , fakat asla “sana 3 kere söyledim, hâlâ öğrenemedin mi?” diye trip atmaz.
- Beyin verilerini analiz eder, ama “bu kadar nöronla da idare edilmez ki” diye
küçümsemez.
Fakat şunu da unutmayın: Yapay zekâ size “Seni seviyorum” dediğinde, aslında sadece
olasılık hesabı yapıyor. Gerçek aşk, hâlâ sizin limbik sistemin tekelinde. Ve evet… bazen çok
yanlış yatırım yapabiliyor!
Şimdi büyük soru: Korkmamız gereken yapay zekâ mı, yoksa kendi gölgemiz mi?
Çünkü tarihi kanlı yapan şey algoritmalar değil, niyetlerdi!
Yapay zekâ sadece ayna; asıl tehlike ihtimali, o aynaya bakan suratta gizli…

