Hurfikir Gazetesi
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. İLKBAHARDA YAPRAK DÖKÜMÜ

İLKBAHARDA YAPRAK DÖKÜMÜ

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Mevsim takvimi hâlâ ilkbaharı gösteriyor ama insanın içi bazen sonbahardan daha yorgun olabiliyor. Gün geçmiyor ki bir vefat haberi düşmesin kulaklarımıza. Bir isim daha eksiliyor hayattan; bir ses daha çekiliyor kalabalığın içinden. Ağaçlar yeşerirken insanların eksilmesi, insana hayatın ne kadar garip bir denge üzerine kurulduğunu yeniden hatırlatıyor. Yaprak dökümü sadece sonbaharda olmuyor çünkü. Bazı vedaların mevsimi yok.

Ölüm gerçek. Hem de tartışmasız bir gerçek. Fakat insan, bu gerçeği bilerek yaşamayı pek beceremiyor. Bir yanımız her şeyin sonlu olduğunu biliyor; diğer yanımız ise sanki hiç gitmeyecekmiş gibi planlar yapıyor. Belki de insanın en büyük çelişkisi burada başlıyor. Yarın yokmuş gibi korkuyor ama hiç bitmeyecekmiş gibi oyalanıyor.

Bazen öyle bir yorgunluk çöküyor ki insanın içine; balıkçının denize küstüğü, futbolcunun topa sırt çevirdiği, çiftçinin toprağa bakmak istemediği anlar geliyor. İşte o vakitlerde insan, en sevdiği uğraşa bile yabancılaşıyor. Kalem elinde ağırlaşıyor. Kelimeler, omzunda taş gibi duruyor. Yazmak bile bir süre sonra insanın kendi içine açılan yorucu bir koridora dönüşebiliyor.

Elbette herkes büyük yazar olmak zorunda değil. İnsan, ne olduğunu da ne olmadığını da bilmeli. Haddini bilmek, zannedildiği gibi küçülmek değildir. Aksine, insanı ayakta tutan en önemli olgunluklardan biridir. Çünkü kendini olduğundan büyük görenlerin gölgesi büyür ama karakteri büyümez. Dev aynasında yaşayanlar, bir gün aynanın kırılmasıyla gerçekle yüzleşirler.

Bugün en büyük sorunlardan biri de tam burada başlıyor zaten. Emeğe saygı duymayan, bulunduğu makamı karakterinin önüne koyan insanlar çoğalıyor. Özellikle modern çağın yeni zorbalığı olan “sinyalcilik”, birçok insanın sığındığı bir maske hâline geldi. Samimiyet yerine gösteri, dürüstlük yerine imaj, emek yerine algı tercih ediliyor. İnsanlar artık ne olduklarından çok, nasıl göründükleriyle ilgileniyor.

Oysa davranış, kelimeden daha yüksek sesle konuşur. Ağzından tatlı cümleler dökülmesi değil; zor zamanda nasıl davrandığın belirler insanlığını. Çünkü gerçek karakter, alkış varken değil, menfaat bittiğinde ortaya çıkar.

Kimi insanlar koltuklarını korumak için türlü hesaplar yapıyor. İnce hesaplarla, küçük oyunlarla, sinsice kurulan dengelerle kendilerini akıllı zannediyorlar. Oysa herkes birçok şeyin farkında. Sessizlik, çoğu zaman cehaletten değil; insanların artık yorulmuş olmasındandır. Çünkü bazı maskeler düşmez, eskir. Ve eskimiş bir yüzü toplum eninde sonunda tanır.

Hayatın değişmeyen bir kuralı vardır: Emek küçümsendiğinde bereket kaybolur. Saygı azaldığında güven de azalır. Güvenin olmadığı yerde ise ne dostluk kalır ne de huzur.

Belki de bütün bu yorgunluğun sebebi biraz da budur. İnsan artık sadece hayatla değil, samimiyetsizlikle de mücadele ediyor. Yorulan beden değil çoğu zaman; ruhtur.

Ama yine de insan tamamen vazgeçemiyor. Çünkü hayat, küsenleri değil yeniden ayağa kalkabilenleri hatırlıyor.

Ve bazen bir cümle, uzun anlatıların yerine geçiyor:

“Demirden korkan, trene binmez.”

Eh. Vakit, vakittir.

Semih YILDIZ satırlarının burada sona erdiğini söyler, her nerede, kim veya kimler için neler düşünüyorsanız, iki katının sizlerin olmasını temenni eder.

İLKBAHARDA YAPRAK DÖKÜMÜ
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

hurfikir.com.tr Güncel bilgi ve dökümanlar, haber, resim galerisi, bilgi bankası sosyal portal ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!