Hurfikir Gazetesi

ZORBA

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Zorba…
Uluslararası bir kelime. Aynı anda hem gülümseten hem ürküten, hem müzikle hem de acıyla yan yana durabilen nadir kavramlardan biri. Anlamı, bakan gözün niyetine göre değişiyor.

İlk olarak iyi tarafından bakalım.
Zorba denildiğinde dünyanın birçok yerinde akla Yunan kültürünün en önemli simgelerinden biri olan sirtaki gelir. Sakin başlayan, adım adım hızlanan ve sonunda coşkuya dönüşen o ritim… İnsan hayatını anlatır aslında. Düşe kalka, ama birlikte. Sirtaki’nin ruhunu taşıyan en önemli çalgı ise buzukidir. Tellerinden çıkan melodiler, hem hüznü hem neşeyi aynı anda taşır.

Filmlere konu olan Alexis Zorba karakteri, ilk yıllarda sert, acımasız ve kuralsız biri olarak yorumlandı. Oysa zaman geçtikçe Zorba’nın özü daha iyi anlaşıldı: Hayata meydan okuyan, kaybetmekten korkmayan, zincirlerini koparan bir ruh… Buzuki’nin eşlik ettiği melodilerle birlikte ZORBA adlı tavernaların ünlenmesi de bu algıyı dünyaya yaydı. Zorba artık baskının değil, eğlencenin, müziğin ve anı yaşamanın adı oldu. Bugün hâlâ birçok ülkede ZORBA, bir eğlence ve özgürlük sembolü olarak yaşamaya devam ediyor.

Ama Zorba’nın bir de karanlık yüzü var.

Demiştim ya, kelimeler niyetle anlam kazanır diye…
Zorba, bu kez zorbalık olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle son yıllarda okullarda artan akran ve siber zorbalık, bedensel ve duygusal yönden derin yaralar açıyor. Bu artık bireysel bir sorun değil; küresel bir yara.

Zorbalık üç temel ayak üzerinde durur: Niyet, tekrar ve güç.
Fiziksel şiddetle, incitici sözlerle, dışlamayla ya da alayla kendini gösterir. Erkek çocukları daha çok fiziksel zorbalığa, kız çocukları ise psikolojik zorbalığa maruz kalır. Sessiz kalanlar, içine atanlar, görünmez yaralarla büyür. Ardından ergenlik gelir; kimlik arayışı, buluğ çağı ve hayatın mükellefiyetleri… Zorbalık çoğu zaman burada şekil değiştirir ama kaybolmaz.

Üstelik mesele sadece okullarla da sınırlı değildir.
Dünyanın her yerinde tribün zorbalığı aynı dili konuşur. Renkler, formalar, sloganlar… Bir anda öfkeye dönüşür. Sonrası tanıdık: Yaralananlar, hastaneye kaldırılanlar, gözaltına alınanlar, hayatını kaybedenler, hapse girenler. Oysa spor, birleştirmek içindi; ayırmak için değil.

İşte tam bu noktada Zorba kelimesi iki farklı sahnede karşımıza çıkar:
Birinde buzuki eşliğinde dans eden insanlar vardır; diğerinde sessizce acı çekenler. Birinde kahkaha yükselir; diğerinde çığlık bile duyulmaz.

Belki de mesele kelimenin kendisi değildir.
Mesele, Zorba’yı sirtaki yapan ruhla mı, yoksa zorbalığa dönüştüren güçle mi kullandığımızdır. Aynı ritim insanı ayağa kaldırabilir de yere serebilir de.

Zorba, bize şunu hatırlatır:
Güç, bastırmak için değil; yaşatmak içindir.
Ses, incitmek için değil; duyurmak içindir.
Ve hayat, başkalarını ezerek değil, birlikte dans ederek anlam kazanır.

Semih YILDIZ satırlarının burada sona erdiğini söyler, her nerede, kim veya kimler için neler düşünüyorsanız iki katının sizlerin olmasını temenni eder.

ZORBA
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

hurfikir.com.tr Güncel bilgi ve dökümanlar, haber, resim galerisi, bilgi bankası sosyal portal ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!