Hurfikir Gazetesi
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. ŞİFRELİ İNSANLAR ÇAĞINDA AÇIK ANAHTAR OLMAK

ŞİFRELİ İNSANLAR ÇAĞINDA AÇIK ANAHTAR OLMAK

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Şifre…
Günümüz insanının cebinde, zihninde ve kalbinde taşıdığı en yaygın kelime. Telefona girerken, hesaba ulaşırken, kapıları açarken… Peki ya insana girerken? İnsanın da bir şifresi var mı, yoksa biz onu zamanla mı şifreliyoruz?

Bazı insanlar vardır; hayatları düzenlidir, yüzleri sakindir, adımları nettir. Dışarıdan bakıldığında “rahat” görünürler. İşte tam bu noktada başlar yanlış anlama. Çünkü toplum, huzuru gizem sanır. Sessizliği sır, mesafeyi kibir, dinginliği ulaşılmazlık zanneder. Oysa çoğu zaman ortada bir şifre yoktur; sadece herkesin girmeye cesaret edemediği bir derinlik vardır.

İnsan, anlaşılmadığında değil; yanlış anlaşıldığında şifrelenir. Kendini sürekli anlatmak zorunda kalan biri, bir süre sonra susmayı seçer. Suskunluk ise başkalarının hayal gücünde türlü anlamlara bürünür. Kıskançlık devreye girer. “Neden o mutlu?” sorusu, “Acaba ne saklıyor?  ”ya dönüşür. Ulaşılması zor olan değil; ulaşmak için emek istemeyenler çoğalır.

Şikâyet, bu çağın en gürültülü dili. Oysa şikâyet, tevekkülü bozar. Tevekkül bozulduğunda sabır çatlar, çatlaklardan kin ve nefret sızar. İnsan, başına geleni anlamaya çalışmak yerine suçlu aramaya başladığında, içindeki barış çoktan terk etmiştir evi.
Barış için çok sayıda akıllı insana ihtiyaç vardır; çünkü barış inşa ister. Ama savaş için tek bir aptal yeterlidir. Bir cümle, bir paylaşım, bir kışkırtma… Ve yıllarca emekle kurulan bağlar bir anda yanar.

Toplum, insanları sınıflandırmayı sever. Güçlü–zayıf, zengin–fakir, başarılı–başarısız… Oysa insanı sınıflara ayırmak, onu insanlıktan ayırmanın en kolay yoludur. Bu, açık bir aşağılama biçimidir. Fakat burada rahatsız edici bir soru durur:
Bazı insanlar, bu sınıflandırmayı gerçekten hak ediyor mu?

Hak etmekten ziyade, alışmak demek daha doğru. Sürekli manipülasyon yapan, mağdur rolünü moda gibi taşıyan, zavallılığı bir silah olarak kullananlar… Evet, son zamanların en popüler kostümü bu: Acındır, yönlendir, tüket. Üretmeden var olma çabası, en tehlikeli yoksulluktur.

Bir insan herkesi memnun etmeye çalışıyorsa, iyi bir karaktere sahip değildir. Çünkü karakter, sınır çizebilmektir. Herkes tarafından sömürülen biri iyi niyetli değil, yönsüzdür. Yönsüzlük ise erdem değil, zaaf üretir. Toplum, zaafları alkışladıkça; omurgası olanları “zor”, “soğuk” ya da “şifreli” ilan eder.

Oysa herkes biraz arkasına baksa…
Nereden geldiğini, hangi yollardan geçtiğini, hangi bedelleri ödediğini hatırlasa…
İşte mesele tam da burada başlar. Hafıza, insanın pusulasıdır. Unutan, savrulur. Savrulan ise başkasının rüzgârına kapılır.

Mutluluk, tüketerek gelmez. Ne daha fazla eşya, ne daha fazla alkış, ne de daha fazla onay… Mutluluk, üreterek gelir. Bir fikir, bir emek, bir iz bırakmakla. Üreten insanın şifresi olmaz; anahtarı kendindedir. Kapısını çalmak isteyene de açıktır, ama zorlamayana…

Belki de bu çağın en büyük ihtiyacı, şifre çözmek değil; şifre olmamaya cesaret etmektir. Açık, net, ama sağlam. Sessiz, ama derin.
Ve en önemlisi: Kendi hayatının kullanıcı sözleşmesini başkalarına imzalatmamak.

Çünkü insan, kendine sadık kaldığında gizemli değil; özgür olur.

Semih YILDIZ satırlarının burada sona erdiğini söyler, her nerede, kim veya kimler için neler düşünüyorsanız, iki katının sizlerin olmasını temenni eder.

ŞİFRELİ İNSANLAR ÇAĞINDA AÇIK ANAHTAR OLMAK
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

hurfikir.com.tr Güncel bilgi ve dökümanlar, haber, resim galerisi, bilgi bankası sosyal portal ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!