Guleda BAYGIN
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Kaybetme Korkusunun Fotoğrafı

Kaybetme Korkusunun Fotoğrafı

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bütün bu afişler, bildiriler ve delege oyunları aslında bir şeyin itirafıdır: Kaybetme korkusu

Bir zamanlar siyaset, kürsülerde edilen sözlerle yapılırdı. Bugün ise afişlerde montaj karelerle…

Düşünün: Bir ilçe başkanı yeniden aday olmuş. Ama üyeye “Ben şunu yaptım, bunu değiştirdim” demek yerine, yanına CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu montajlayıp, kocaman bir afiş paylaşmış. Karede üç kişi var ama aslında mesaj tek:

— “Bakın, ben de onlarlayım. O halde doğru aday benim.”

Fotoğrafın gücü, icraatın önüne geçmiş. Sanki üyeye şu telkin yapılıyor:

“İşin ayrıntısına girmeyelim; bu kare zaten her şeyi anlatıyor.”

Ama perde arkasında başka bir sahne dönüyor: Bu kare, aslında bir tür “otorite ödünç alma” hamlesi. İlçe kongresinde kendi performansını değil, başkasının gölgesini oy pusulasına taşıma gayreti.

Peki, üyeye nasıl bir psikoloji aşılıyor bu?

— Güçlü olanın yanında dur, yalnız kalma.

— İsimlerden bağımsız, resimlere bakarak karar ver.

— Senin de oy pusulan aslında bu fotoğraf karesi kadar hazır.

Oysa soralım: İlçe başkanını seçerken ölçü, yaptığı işler midir; yoksa kimlerle yan yana fotoğraf çektirdiği mi? Eğer kriter ikinciyse, memlekette ilçe başkanı adayı çok olur; çünkü herkesin telefonunda Özgür Özel veya Ekrem İmamoğlu’yla bir “selfie” mutlaka vardır!

Demek ki mesele, resim değil irade. Çünkü gerçek örgütlülük, duvarlara asılan karelerde değil; üyelerin özgürce verdiği kararlarda saklıdır.

Bir delege seçimi duyurusu gördüm, kendimi bir an “Kurtuluş Savaşı bildirisi” okuyor sandım. Meğer mesele kimin ilçe başkanı olacağıymış. Ama afişte kullanılan kelimeler öyle yüceydi ki, sanki bir oy değil, bir kıta kurtaracaktık.

Suskunlar değil konuşanlar, koltuk bekleyenler değil meydanlara çıkanlar!” denilmiş.

Güzel de… Hani nerede o meydanlar?

Hiçbirinde görülmeyenlerin, şimdi “meydanlara çıkanlar”ı sahiplenmesi, sözü ile özü arasındaki mesafeyi daha da büyütüyor.

Demek ki siyasette artık sıradan bir seçim bile, “özgürlük ateşi”yle süslenmeden satılamıyor. Halbuki bazen en devrimci cümle, en basit olanıdır:

“Ben adayım, oyunuza talibim.”

Ve işin en çıplak tarafı, partilimiz Fadıl Cansever’in paylaşımlarından anlıyoruz:

“Yangından mal kaçırır gibi, üyelerin haberi olmadan delege tespiti yapılıyor. Bu CHP’ye zarar verir.”

İşte bütün mesele bu. Fotoğraf kareleriyle algı yaratmak, bildirilerle destan yazmak kolay. Ama üyeye haber vermeden, şeffaflık olmadan yapılan her delege seçimi, partiyi içeriden zayıflatıyor.

Çünkü unutmayalım: Yangından mal kurtarılır ama demokrasiden kaçırılan her şey, sonunda partinin çatısını da kül eder.

Kaybetme Korkusunun Fotoğrafı
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

hurfikir.com.tr Güncel bilgi ve dökümanlar, haber, resim galerisi, bilgi bankası sosyal portal ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!