Lüleburgaz’da geçtiğimiz akşam her zaman olduğu gibi, yemek sonrasında yürüyüşe çıktım, istikamet Annem. Ne de olsa, ana gibi yar olmaz.
Televizyon izlemeyi sevmem.
Misafir olduğum için televizyonun açık olmasına müdahale edemedim.
Yarışma programı var. Ama, yarışma programı demeye bin şahit lazım, tam bir psikolojik savaş.
Sen neden yemek yedin, sen neden su içtin… Şaşırdım! Yabancıyım ya bu tür programlara…
Hayatta dört konuyu felsefe edindim. Sözünü tutmak…, Katkı sunmak…, Sınırları bilmek…, Şükür ve takdir etmek…
Modern çağda paylaşımlar havada uçuşuyor. Maneviyat, istikrar ve bağ bitti. Yerine kocaman bir maddiyat geldi. Kişisel çıkarlar, toplumsal çıkarların önüne geçti.
Ya, hislerimiz ve duygularımız… Günden güne çürür hale geldi.
Bir insan ne huy edinmişse, kısa bir süreliğine değişmiş olsa da, eski huyuna mutlaka geri döner…
Ne demişler! Zengine güle güle giy, fakire nereden buldun…
Herkes dürüst olduğunu söylüyor. Cennete gitmek istiyorlar, ama ölümden korkuyorlar.
Sanki, bir tek ben mi kalmışım kalemi arkadaş edinen… Hiç kimsenin, hiçbir zaman FITRA’tı değişmez…
Semih YILDIZ satırlarının burada sona erdiğini söyler, her nerede, kim veya kimler için neler düşünüyorsanız, iki katının sizlerin olmasını temenni eder.

