Hiç kendinizi aynı filmi üçüncü kez izlerken yakaladınız mı, ama bu sefer film sizin hayatınız olsun mesela…
Aynı tip insanlara çekilmek, aynı yerde patlayan ilişkiler, aynı cümlede kilitlenen aile tartışmaları, aynı kaygı, aynı öfke, aynı kaçış…
Şimdi bir soru soralım:
Yapay zeka bu durumu da çözebilir mi?
Bir şeyin ne olduğunu anlamanın en iyi yolu, bazen diyalektik bir yaklaşımla ne olmadığını anlamaktan geçebilir. Buradan yola çıkarak, yapay zekanın gerçekte ne olduğunu anlayabilmek bağlamında şöyle “spekülatif” bir soru ile ortamı şenlendirelim.
Yapay Zeka aile dizimi yapabilir mi?
Önce aile dizimi nedir bir bakalım mı sevgili okur, kuşbakışı bir perspektiften olası en basit bir anlatımla…
Şimdi hayal edin:
Bir kişi geliyor ve diyor ki: “Benim ilişkim hep aynı yerde kopuyor. Yakınlaşınca içimde alarm çalıyor.”
Biz terapide bunu duygularla, bağlanmayla, geçmiş deneyimlerle çalışırız. Sistem diziminde ise bazen bu alarmın sadece kişisel değil, sistemik bir köke bağlandığını görürüz.
Aile dizimi denilen kavram, esasen “ sistem dizimi”!
Yani sadece aile değil, takım da olabilir, şirket de olabilir, hatta bazen bir dava süreci bile..
Mantığı şu : Sen tek başına bir ada değilsin, sen bir ağın içindesin.
Bu ağda görünmeyen kurallar var.
Mesela:
Bizim ailede duygular konuşulmaz.
Bizim ailede güçlü olacaksın.
Bizim ailede kimse kimseye yük olmaz, ama herkes gizlice yük olur.
Bazı insanlar “Ben bağımsızım” der, aile sistemi arkadan mesaj atar:
“Kızım, oğlum, bağımsız olabilirsin ama dramaya abone olmayı unutma!”
Sistem dizimi , bu görünmeyen kuralları görünür yapmaya çalışır.
Dizim konusu, ilk bakışta hurafe gibi görünebilir.
Sanki orada mistik bir şey varmış gibi…
Bunu anlıyorum, hatta saygıyla kabul ediyorum. Çünkü dışarıdan bakınca “bu bilimsel değil” eleştirisi , son derece haklı ve anlaşılır bir eleştiri…
Ne var ki; buraya bir soru işareti koymakta da fayda olabilir : Çünkü bu alanın içinde, epigenetik gibi çok daha “somut” bilimsel çerçevelerle ilişki kurmaya çalışanlar da var. Kuşaklar arası aktarım, stresin bedendeki izi, sessiz travmaların davranışa sızması gibi başlıklar burada konuşuluyor.
Bir de daha tartışmalı tarafı var, “morfik alan” gibi… Kimileri bunu astrofizik, nörobilim, alan teorileri gibi yerlerden beslenen bir metafor olarak kuruyor, kimileri doğrudan gerçeklik iddiası gibi okuyor.
Henüz nasıl işlediğine ilişkin olarak bilimsel altyapısı tam olarak kanıtlanamamış ve sınırları net olarak çizilememiş böyle bir sistemi asla savunmam. Fakat psikanalizden davranış teorilerine dek farklı farklı pek çok teoriyi yakından incelemiş bir araştırmacı olarak, “bilimsel değil” cümlesinin sonuna bir soru işareti koymakta da fayda var.
Üstelik şunu da hatırlayalım: Psikoloji biliminin temel taşlarından Freud’un ortaya attığı pek çok şey hâlâ teori statüsünde. Onun öğrencisi olup farklı bir bütünleşik yaklaşım kuran Carl Gustav Jung’un birçok önermesi de teori diye anılıyor.
Yani psikoloji, fizik, kimya, biyoloji gibi her şeyi laboratuvarda aynı sertlikte kanıtlayabildiğimiz bir alan değil. Tıp gibi somut ölçümle sürekli tekrar edilebilen bir kesinlik dünyasıyla bire bir örtüşen bir “tek ölçü” hattı yok.
Bu sistemin içinde ilişkiler var ve “ben” dediğimiz kavram, ilişkilerin içinden oluşuyor.
Bağlanma biçimi mesela; ailede yakınlığın nasıl yaşandığı, kaybın nasıl tutulduğu, sevginin nasıl gösterildiği…
Bunlar sadece bireysel değil, sistemsel…
Tam da bu yüzden; “bazen cevap kişinin içinde değil, ailenin tarihindedir” cümlesi romantik değil, hatta çoğu zaman gerçekçi !
Peki yapay zeka burada ne yapar, ne yapabilir?
Yapay zeka bir şeyi çok iyi yapabilir: Veriden örüntü bulur.
Yani senin hayat hikayeni, aile hikayeni, tekrar eden olayları, cümleleri, krizleri, seçimleri bir araya getirip şunu der: Bak, burada bir döngü var.
Bu döngü , gerçekten senin karakter organizasyonuna ait bir özellik mi , Yoksa senin aile sistemine ait tekrarlayan bir davranış görüntüsü mü mü ?
Mesela sen diyorsun ki :Ben ilişkilerde hep geri çekiliyorum.
Yapay zeka şunu sorabilir.
Ailende yakınlık tehlike gibi mi yaşanmış?
Kimler kaybedilmiş? Kimler konuşulmamış?
Kimler erken büyümüş?
Kimler hiç çocuk olamamış?
Bu sorular, akıllı ve de akılcı sorulardır.
Çünkü bazen cevap, kişinin içinde değil, ailenin tarihindedir.
Genetik kök, aile altyapısı, burada olay ne peki ?
Hadi gel, mevzuyu uzaktan bir fotoğraf çeker gibi özetleyelim en sade şekli ile:
Genetik, senin donanımın gibi…
Aile ortamı, yazılımın gibi…
Yaşadıkların da güncellemelerin gibi…
Bazan güncelleme değil, eski bir sürüm çalışıyor ve sen “neden yine ama yine aynı şeyler başıma geliyor ” diye haklı olarak isyan ediyorsun “keder“le, “kader“e…
Yapay zeka burada şunu yapabilir:
Aile öyküsünden riskleri ve tekrarları daha hızlı toparlar.
Mesela; “Kaygı, bağımlılık, ani kayıp, göç, şiddet, ağır yoksulluk, “konuşma, sus” kültürü, bunlar tekrar ediyor mu?” diye sorabilir.
Bunu bir insan da bulur, ama yapay zeka bunu hızlıca ve keskinlikle bulur.
Kritik bir soru daha : Peki , Yapay Zeka dizimin kendisini yapabilir mi?
Burada cevap net : Hayır, tam olarak yapamaz.
Çünkü sistem diziminin bir kısmı bedenle olur.
İnsan bazen bir şeyi anlamaz, ama beden anlar !
Kalp hızlanır, boğaz düğümlenir, göz dolar.
Yapay zekanın boğazı düğümlenmez.
Henüz.
Şükür!
Lakin yapay zeka şunları yapar :
1 . Hazırlık :
Hikayeni düzenler, tekrarları çıkarır.
2. Haritalama :
Aile ağını ve kritik olayları daha net görmeni sağlar.
3 . Soru kalitesini yükseltme :
Doğru soru, doğru kapıyı açar.
4. Sonrasında entegrasyon :
Yaşadığını yazıya dökme, anlamlandırma, adım planı.
Yani yapay zeka aile dizimi yapmaz.
Fakat dizime spot ışığı tutar.
Peki “çözüm” kısmı nerede?
Yapay zeka veriyi görür.
İnsan ise acıyı taşır.
Bazen en büyük iyileşme, şudur:
Bu benim kusurum değilmiş.
Bu, benim taşıdığım bir şeymiş.
Ben bunu fark edip artık taşımamayı seçebilirmişim.
Şimdi sana bir soru daha : Sence seni yoran şey ne ?
Yaşadığın şey mi, yoksa sürekli aynı şeyi yaşamana rağmen kendini suçlaman mı.
Yapay zeka, dizimin yerini tutamaz, ama dizimi çok daha akıllı, daha net, daha güvenli hale getirebilir.
Bir büyücü gibi değil, bir büyüteç gibi…
Büyüteç gerçeği büyütür; lakin o gerçeği sevgiyle tutmak, insan işi.
Bu işi yapabilecek tek canlı türü, hâlâ biziz.
Şimdilik…

