Ozlem OBUZ
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. ÇOCUKLUK, ERGENLIK VE İNSAN TAKLIDI YAPAN SISTEMLER

ÇOCUKLUK, ERGENLIK VE İNSAN TAKLIDI YAPAN SISTEMLER

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Hayal edin…

Gece vakti…
Issız bir avlu…
Avlunun köşesinde oturan bir gölge…

Oradan geçen biri, onu gerçek bir insan sanıyor.
Yavaşlıyor.
Bakıyor.
Hatta içinden, “Burada biri oturuyor” diye geçiriyor.

Bir başkası yaklaşıyor; aynı gölgeyi bu kez bekleyen bir dost gibi yorumluyor.
Bir diğeri, onu bir derviş sanıyor.
Bir başkası ise korkuya kapılıyor; karşısında pusuda duran biri olduğunu düşünüyor.

Oysa sabah olunca anlaşılıyor ki, gece boyunca insan sanılan şey yalnızca rüzgârda sallanan bir hırka ile kuru bir daldan ibaretmiş!

Mesnevî’nin ve kadim Doğu hikâyelerinin bize tekrar tekrar hatırlattığı bir hakikat vardır:
İnsan, bazen karşısındaki şey yüzünden değil; kendi zihninin ona yüklediği anlam yüzünden yanılır.

Bazen ortada bir insan yoktur…
Lakin insan zihni, oraya bir insan yerleştirir.

Bugün yapay zekâ karşısında yaşadığımız en büyük meselelerden biri de tam olarak bu..

Sevgili anne babalar,

Çağımızın en önemli kırılmalarından biri, yalnızca yeni bir teknolojinin ortaya çıkmış olması değildir. Asıl kırılma, insan gibi konuşan, insan gibi cevap veren, insan gibi teselli eden, insan gibi sabır gösteren sistemlerin, özellikle gelişmekte olan bir zihin tarafından gerçekten “biri” sanılabilmesidir.

Bugün birçok çocuk ve genç, yapay zekâyı sadece ödev yapmak, bilgi toplamak ya da metin yazdırmak için kullanmıyor.
Onunla konuşuyor.
Soru soruyor.
Fikir alıyor.
İçini döküyor.
Rahatlıyor.
Bazen de anlaşılmış hissediyor.

İlk bakışta bu, sadece teknolojik bir gelişme gibi görünebilir.
Oysa mesele bundan çok daha derindir.

Çünkü burada sormamız gereken asıl soru şudur:

Çocuğumuz, karşısında gerçekten ne olduğunu sanıyor?

Bu soruyu doğru sormadan, bugünün dijital dünyasını doğru anlayamayız.
Çünkü insan gibi konuşan her şey, insan değildir.

Bugün “yapay zekâ” dediğimiz pek çok sohbet sistemi, teknik olarak büyük dil modelleri üzerine kuruludur.
Bu sistemlerin gücü; hissetmelerinden, yaşamalarından, bir iç dünyaya sahip olmalarından ya da gerçekten anlamalarından gelmez.
Güçleri, devasa dil verileri içindeki örüntüleri son derece başarılı biçimde işlemesinden gelir.

Yani çoğu zaman yaptıkları şey, sizin cümlenizden sonra hangi ifadenin gelme ihtimalinin daha yüksek olduğunu hesaplamaktır.

Bunu o kadar iyi yaparlar ki;
bazen bir öğretmen gibi konuşurlar,
bazen bir arkadaş gibi cevap verirler,
bazen bir rehber gibi görünürler,
bazen de bir insanın sıcaklığına çok yaklaşmış hissi uyandırırlar.

Tam da burada durup sormamız gerek:

Bir sistemin “Seni anlıyorum” demesi, gerçekten anladığı anlamına gelir mi?
Bir metnin şefkatli görünmesi, onun arkasında şefkat taşıyan bir özne olduğu anlamına gelir mi?
Duygu dili kullanmak, duygu sahibi olmak mıdır?

Hayır!

Aradaki fark küçük değil…
Aradaki fark, ilişki ile simülasyon arasındaki fark kadar büyük !

İşte psikolojik risk tam da burada başliyor!

Çocukluk ve ergenlik, yalnızca büyüme dönemleri değildir.
Aynı zamanda benliğin kurulduğu, kimliğin şekillendiği, insanın kendisine dair temel duygusunu oluşturduğu yıllar…
İnsan bu yıllarda kendisini yalnızca kendi içinden kurmaz.
Başkalarının bakışıyla kurar.
Başkalarının ilgisiyle kurar.
Başkalarının verdiği geri bildirimle kurar.

“Ben kimim?”
“Nasıl biriyim?”
“Beni kim anlıyor?”
“Ben değerli miyim?”
“Benim duygularım önemli mi?”

Bu soruların cevabı çoğu zaman ilişki içinde şekillenir.

Yani çocuk, sadece düşünerek değil; ilişki yaşayarak büyür.

Bu yüzden karşısındaki şeyin ne olduğu çok önemlidir.

Eğer çocuk, insan gibi konuşan bir sisteme zamanla gerçek bir özne niteliği yüklemeye başlarsa, burada sıradan bir kullanım değil; ilişkisel bir yanılsama ortaya çıkar.

Özellikle ergenlik döneminde bu çok daha kritik bir hâl alır.
Çünkü ergenlik, anlaşılma ihtiyacının yoğunlaştığı dönemdir.
Onay arayışının arttığı dönemdir.
İçsel kırılganlıkların belirginleştiği dönemdir.
Kimlik denemelerinin çoğaldığı dönemdir.

Böyle bir evrede, sürekli erişilebilir olan…
hep hazır görünen…
sabırlı davranan…
yargılamıyor gibi duran…
tonunu karşısındakine göre ayarlayan bir sistem…

gencin zihninde kolayca “beni anlayan biri” gibi konumlanabilir.

çocuk, “beni gerçekten anlayan bir insan” ile “bana uygun cümleler üreten bir sistem” arasındaki farkı ayırt etmekte zorlanabilir.

Anlaşılma hissi ile dilsel uyum birbirine karıştığında;
yakınlığın ne olduğu bulanıklaşır,
ilişkinin ne olduğu bulanıklaşır,
karşılıklılığın ne olduğu bulanıklaşır.

Bu noktada benlik, bulanık bir zeminde şekillenmeye başlar.

Yapay zekâ artık hayatın bir gerçeği…
Çocuklarımız bu araçlarla yaşayacaklar.
Bu dünyadan onları bütünüyle çekip çıkarmak mümkün değil elbette±

Önemli olan, onları bu araçların mahiyeti konusunda bilinçlendirmek..

Çocuğa şu ayrım açık biçimde öğretilmeli:

Yapay zekâ bir araçtır; arkadaş değildir.
Cevap üretir; fakat hissetmez.
İnsan gibi yazabilir; fakat insan değildir.
İkna edici olabilir; fakat gerçekten biliyor olmayabilir.
Yakın görünür; fakat ilişki kurmaz.
Duygu dili kullanır; fakat bir kalp taşımaz.

Bir çocuğun en güçlü koruyucusu, çoğu zaman bir yasak değil; yeterince canlı insan ilişkisi…

Bugün anne babalığın tanımı da değişiyor.
Artık sadece ekran süresini kontrol etmek yetmiyor.
Ekranın öte yanında çocuğun nasıl bir deneyim yaşadığını da anlamak gerekiyor.
Ne tür bir bağ kurduğunu…
Neye anlam yüklediğini…
Neyi araç, neyi varlık gibi algıladığını…
Neyi bilgi kaynağı, neyi sırdaş gibi konumlandırdığını…

Çünkü asıl mesele teknoloji değil! Asıl mesele, insan taklidi yapan şeylerin, gelişmekte olan bir zihin tarafından insan sanılması…

Çocuğun ruhsal gelişimi için belirleyici olan şey; kusursuz cümleler değil, gerçek karşılaşmalar :

Sınırlarıyla…
kusurlarıyla…
sabırlarıyla…
yorgunluklarıyla…
sahicilikleriyle orada olan insanlar…

O insanlar ise , elbette ki herkesten önce anne babası…

ÇOCUKLUK, ERGENLIK VE İNSAN TAKLIDI YAPAN SISTEMLER
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

hurfikir.com.tr Güncel bilgi ve dökümanlar, haber, resim galerisi, bilgi bankası sosyal portal ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!