Umut, bulunduğumuz nokta ile hedeflerimiz arasındaki mesafeyi kısaltan güçlü bir motivasyon kaynağıdır. İnsan hayatının en önemli duygularından biri olan umut, her duyduğumuzda içimizde küçük bir parıltı uyandırır. Şartlar ne olursa olsun yeni güne, doğan güneşe bir “Merhaba!” diyebilmektir.
Bazen umut, karanlık bir gecede ufukta parlayan küçük bir yıldız gibidir. Karanlık her yeri kaplamış olsa da o yıldızın varlığı yönümüzü bulmamızı sağlayan bir pusula olur. İçimizdeki en zor anlarda bile ışığı takip edebilmemize fırsat verir.
Aslında insan kesin olan bir şeye değil, içinde kuşku bulunan bir şeye umut besler. Çünkü bilinen şey zaten umulmaz. Güneş doğarken onun doğacağını umut etmeyiz, batarken de batacağını umut etmeyiz. Bunlar zaten kesin olan gerçeklerdir.
Umut ise henüz gerçekleşmemiş, gerçekleşme ihtimali olan bir geleceğe dair duyulan inançtır. Bu inanç yalnızca beklemek değildir. Umut; hedefe ulaşmak için çaba göstermek, yollar aramak ve gerekirse yeni yollar açabilmektir. Yani yapılması gerekenleri yapıp sonucu hayatın akışına bırakabilmektir.
Bu yüzden umut yalnızca bir hayal değildir. Hayalleri gerçeğe dönüştürebilmek için gösterilen çabanın da temelidir. Umut, insanın içinde taşıdığı üretme ve mücadele etme gücünü besler.
Kimi zaman insan kendini umutsuzluk çemberinde sıkışmış hissedebilir. İşte o anlarda insanı o döngüden çıkaracak güç yine kendi ruhunun derinliklerinde saklıdır. Umut ile umutsuzluk arasında kaldığınızda içinizden yükselen şu söz size rehber olabilir:
“Ya bir yol bulacağım ya da bir yol yapacağım.”
Bazen bu ses çok güçlü değildir. Hatta kimi zaman oldukça cılız duyulabilir. Ama yine de o sese kulak vermek gerekir. Belki de kafesin içinde ötmek zorunda kalan bülbülün söylediği şarkıların ardında bir gün özgür kalabilme umudu vardır. İnsan da tıpkı o bülbül gibi, umudunu kaybetmediği sürece şarkı söylemeye devam edebilir.
Umutlu bireyler, ulaşmak istedikleri hedeflerin haritasını çıkarırlar ve bu hedeflerin hayatlarına anlam kattığına inanırlar. Hedef belirlemek, umudun en sağlam zeminlerinden biridir. Çünkü umut sadece dilemek değildir.
Amerikalı psikolog Snyder’ın teorisine göre umut, iki düşünce sürecinin uyumuyla ortaya çıkar: hedef belirlemek ve o hedefe ulaşmak için yollar bulabileceğine inanmak. Umutlu insan hem hedeflerine odaklanır hem de o hedeflere ulaşmak için gerekli yolları ve kaynakları bulabileceğine inanır. Bu nedenle umutla yaşayan bir insanın hayatı, doğduğu andan son nefesine kadar devam eden bir inşa süreci gibidir.
Peki hiç düşündünüz mü? Hayallerimizin bir ucunda gerçekleşme umudu olmasaydı, hayat ne kadar amaçsız ve renksiz olurdu?
Hayalleriniz ve umudunuz zihninizin bir köşesinde daima varlığını sürdürsün. Çünkü bazen insanın yolunu aydınlatan şey büyük ışıklar değil, karanlıkta parlayan küçük bir yıldızdır.
Hepimize bir damla umut olması dileğiyle…
Sevgiyle kalın.

