Üç yaşındaki torunumun elinden oyuncağını alıyorum.
Kollarını bağlıyor, alt dudağı sarkıyor: “Küstüm!”
Ona yakışıyor. Çünkü üç yaşında.
Ama bizi yönetmeye talip olanlar…
Ön seçimden kaçar, halkın iradesini bypass eder,
sonra da halktan ayrılıp kent ormanına protokol kapısı yaptırır.
Halk bir kapıdan girer, onlar öteki kapıdan.
Hayrola?
Protokol diye başka bir halk türü mü var?
Tabii şaşırmamak lazım…
Sandığa girmeye cesaret edemeyen,
halkla aynı kapıdan girmeye de cesaret edemez.
Tabela yanlış çıkar, “Düzelt” diye rica edilir,
“Teşekkürler, hemen yapalım” demek yerine surat asar.
Sonra gruptan çıkar, selamı keser, yalnızlaştırmaya kalkar.
Hayrola?
Eleştiriyi duyunca küsmek yeni yönetim modeli mi oldu?
Ama şaşırmamak lazım…
Halkın sesine kulağını tıkayan, dostunun elini de bırakır.
15 Temmuz’da en önde yürünür,
30 Ağustos kutlamalarına katılınmaz.
Cumhuriyet söz konusu olunca geri durmak da neden?
Parkta heykellerin montajı bozuk olur, çocuk düşer.
Banklarda parmak kadar küflü çiviler dışarıda, çocuklar için tehlike saçar.
Fıskiyeler çalışmaz, kuş susuzluktan ölür.
Zorunlu kalıp park tuvaletine girersin,
zeminde basacak yer bulamazsın, zeybek oynamaya başlarsın.
Bir belediye başkanından önce bir doktorun hassas olması gereken konuları söylersin…
Hayrola?
Belediyenin sorumluluğu halkın sağlığını önceleyen hizmet değil midir?
Tamam, hep birlikte sonbaharda parka gideriz,
birbirimize konfetî gibi yaprak fırlatıp fotoğraf çekeriz…
Sosyal medyada da paylaşırız, mucuk mucuk resimlerimizi.
Ama çocuklar daha sağlıklı bir ortamda oynar mı?
Çarşıya çıkın; kime dokunsan bir “ah” işitirsin.
Torpille işe almak vardır, partinin “liyakat” vurgusunu hiçe sayıp oy için iş vermek vardır.
Kaç kişi oldu acaba bu şekilde alınan, bilen var mı?
Bir de kendisine destek vermeyene mobbing uygulamak vardır…
Doğruyu söyleyeni susturmaya çalışmak vardır…
Hayrola?
Belediye binası yönetim merkezi midir, yoksa disiplin koğuşu mu?
Balkonunun önünde aylarca moloz bekleyen vatandaşa sorarsın,
“kepçeci görevi bırakmış” bahanesini dinlersin.
Barınaktaki canlarımız sahiplendirilemez,
“Kırklareli’ne göndermeye zorunlu kaldık” palavrası eklenir.
Neyse, tansiyonum çıkmasın.
Siz zaten aksaklıkların farkındasınız.
Küsmek üç yaşındaki torunuma yakışır.
Ona şirin durur.
Ama halkın koltuğuna haksızlıkla oturana yakışmaz.
Orası oyun parkı değil, belediye makamı.
Küsmek çocuğu sevimli gösterir…
Büyüğü ise gülünç.
Hem de çok gülünç.
Gülen yüzünüz solmasın…



