Adana’nın Aladağ ilçesinde29 Kasım Perşembe günü bir kız öğrenci yurdunda çıkan yangında 11’i kız öğrenci toplamda 12 kişi yaşamını yitirmişti. Lüleburgaz Kent Konseyi Gençlik Meclisi konuyla alakalı 2 Aralık Cuma günü saat 17.45’te İş bankasının önünde basın açıklaması düzenledi. Basın metnini Kent Konseyi Gençlik Meclisi üyelerinden Ecem Nur Ercan ve Deniz Ali Candan okudu. Yapılan açıklamada;
Bu cemaate bağlı yurt hangi kanuna göre açılmış?
“Adana Aladağ’da 2 gün önce lise öğrencilerinin kaldığı kaçak cemaat yurdunda çıkan yangında, 11 öğrenci arkadaşımız ve bir görevli hayatını kaybetti. 22 öğrenci de yaralı kurtuldu. Acımız da Öfkemizde büyük! “Ailelerinin yanında kalması gereken çocuklar yurda yerleştirilmiş. Yurt bir derneğe, dernek ise cemaate ait. ‘5661 sayılı yasa, 652 sayılı kanun hükmünde kararnameye göre tüzel kişiler ve şahıslar, ilkokul ve ortaokul seviyesinde yurt açamazlar’ diyor. Bu yasa kağıt üstündedir. Aladağ’da bulunan yurt hangi kanuna göre açılmış, hangi kurum, hangi gerekçe ile bu yurdun açılmasına göz yumulmuştur? 2008 yılında yine cemaate ait bir yurtta patlama yaşanmıştı. Kız öğrencilerden 17’si enkaz altında yaşamını yitirmiş, 29’u yaralanmıştı. Ve Adana’daki yurt gibi ne bir izni, ne bir belgesi, ne de herhangi bir denetimi vardır.
Sormamız gereken sorular açıktır. Öğrencilerin ancak üçte birinin resmi kayıt yapıldığı yurtta, en son denetim ne zaman yapıldı? Yangın merdiveni dahil, tüm kapılar neden kilitliydi? Kaloriferli bir binada, yurt öğrencileri, neden elektrikli ısıtıcıya ihtiyaç duymuştur? Ücretsiz olduğu, iddia edilen bu yurdun, finansmanını kimler sağlamaktadır ve bu olaydan kaynaklı yargılanacaklar mıdır? Peki, sorumlu kim? Geceleri çocuklar dışarı çıkmasın diye kapıları kilitleyenler mi? 54 öğrenci kapasiteli yurda, siyaset ve cemaat ilişlileri nedeniyle yeterli denetim yapmayan Belediye ve Valilik mi? Çocukları devlet yurdundan alıp cemaatlerin talebe yurtlarına gönderen bakanlık mı?
Çocukların aileleri bu yurda neden mahkûm edildi?
Yoksa eğitimi taşımalı ve paralı hale getiren ve aileleri, çocuğunu okutmak için bu yurtlara vermek mecburiyetinde bırakan hükümet mi?
Hiç kimse bize, ölen yurt görevlisini suçlu diye bize hedef göstermesin. Sorumluluğu, ihmali olan yerel yönetimler ve ilgili bakanlıklardır. Sorumluluğu ve ihmali olan, ailesinin yanında, evinde eğitim görmesi gereken çocukları ve ailelerini bu yurtlara mecbur bırakan hükümet yetkilileridir. Sorumluluğu olan, Adana’da katliam gibi yangın yaşanırken, mecliste emekli akademisyen milletvekillerinin çift maaş almasını konuşan ve yasalaştıranlardır. Sorumluluğu olan, Siirt-Şirvan’da madenciler göçük altında kaldığında, ilk işleri tecavüzü yasalaştırmak, tecavüz kurbanlarını tecavüzcüleriyle evlendirme niteliği taşıyan yasayı, meclise sunmak olan zihniyettir. Biz liseli, üniversiteli, işçi-işsiz gençler, kaçak tarikat yurtlarında kalmaya zorlanmak istemiyoruz. Biz okullarda, sokakta, işyerlerinde ölüme terk edilmek istemiyoruz. Bizler parasız, eşit, laik bir eğitim, eşit, özgür ve güvenceli bir gelecek istiyoruz. Yarın böyle bir acıyı tekrar yaşamamak için soruyoruz. Yarın aynı olayı kendi yurtlarımızda yaşamamak için soruyoruz! Bugün arkadaşlarımızı anmak, hesap sormak için bir şey yapmazsak eğer, kaybeden yine biz olacağız! Bütün öğrenci arkadaşlarımızı, daha fazla arkadaşımızı kaybetmemek için güvenli, ücretsiz ve yaşanabilir yurt için, barınma hakkı için mücadele etmeye ve bugüne kadar kaçak tarikat yurtlarında hayatını kaybeden arkadaşlarımız için hesap sormaya çağırıyoruz.”denildi.
Cüneyt Ünlüsoy




