Ergene Platformu sözcüsü Gürcan Kırım ve Trakya Toprağıma Dokunma Platformu sözcüsü Cengiz Atlı’nın yaptıkları ortak basın açıklamasında “Marmarada Derin Deşarj İntihardır” dedi.
Yapılan açıklamada Derin Deşarj hakkında da bilgi verildi.
Yapılan açıklamada şöyle; “Derin deşarj nedir? Arıtılmış ya da kısmen arıtılmış atık suların, borularla denizin derin ve açık bölgelerine bırakılmasıdır. Amaç, kirleticilerin seyrelmesiyle etkisinin azalmasıdır. Derin Deşarj Çözüm mü? Seyrelme = yok olma değildir. Ağır metaller, azot-fosfor, mikro plastikler ekosistemde birikir. Deniz ekosistemine zarar verir. Dip canlıları, balıklar ve besin zinciri etkilenir. Balıkçılık ve halk sağlığı riski yaratır. Kolaycı bir çözüm olduğu için sanayi ve belediyeleri gerçek arıtma yatırımlarından uzaklaştırır. Akıntılar nedeniyle kirlilik kıyıya geri dönebilir. Özellikle Trakya gibi su kıtlığı yaşayan bir bölgede, günlük yaklaşık 460.000 metreküp suyu yer altından çekip, kirletip, ardından denize vermek akıl kârı bir iş değildir. Bugün yoğun azot ve fosfor yükünden söz edilmesi, bu suyun en iyi ihtimalle III. sınıf, yer yer IV. sınıf özellikler taşıdığını göstermektedir. Dünyanın hiçbir yerinde bu proje kabul görmedi. Baltık Denizinde, Adriyatik’te,
Tokyo Körfezi’nde, Kaliforniya kıyılarında. Bugün bu ülkeler derin deşarjı terk ediyor. Bu projenin hayata geçmesi, bilinçli ve sistematik bir tercihin sonucudur.
Peki Neden Derin Deşarj Yapıldı?
Çünkü devlet çevrecilere değil, sermayeye kulak verdi. Derin deşarj: Ucuzdur. Hızlıdır. Denetimi zordur. Kirliliği görünmez kılar. Bu yüzden iktidarlar ve sermaye için son derece caziptir. Derin deniz deşarjını savunmak: Bilimi savunmak değildir. Doğayı savunmak değildir. Halk sağlığını savunmak değildir. Derin deşarjı savunmak; üç K’ya hizmet eder: kâr, kirlilik ve katletme. Sermayenin kârını katlamak, Marmara’yı kirletmek ve yaşamı katletmektir. Bu artık bir teknik tartışma değil. Derin deşarjı savunmak, bilinçli bir tercihin hesabıdır. Özetle
DERİN DEŞARJ ÇÖZÜM DEĞİLDİR
Asıl hedef: kirletmemek, arıtmak ve yeniden kullanmak olmalıdır.
MARMARA DENİZİ: Yarı kapalı bir denizdir. İki tabakalıdır (üstte Karadeniz kökenli, altta Akdeniz kökenli su) Su yenilenme süresi çok uzundur (yıllar alır) Bu nedenle derin deşarj Marmara’da “seyreltme” sağlamaz, kirliliği dipte biriktirir Alt tabaka neredeyse hiç karışmaz. Atıklar dipte kalır, çözünmez. Müsilajın ana nedeni; Azot–fosfor yükü dipte birikir, plankton patlaması olur. Dip canlıları ölür, oksijen biter. Hidrojen sülfür (çürük yumurta kokusu) riski oluşur. Sanayiye “deşarj hakkı” bahanesi kazandırır. Arıtma yatırımları ötelenir. “İleri arıtma” adı altında yetersiz sistemler ve derin deşarjın devam etmesi, müsilajın kalıcılaşmasına yol açar. İleri biyolojik + kimyasal arıtma ve membran arıtma zorunlu olmalı. Azot ve fosfor %90+ giderilmeden denize tek damla verilmemeli. Derin deşarj tamamen terk edilmeli, atık su yeniden kullanılmalıdır. (sanayi, tarım) Sanayi deşarjları sıfıra yakın hale getirilmelidir. Marmara Denizi, atık su alıcısı olmaktan çıkarılmalıdır. “
Haber Merkezi




