Platform adına açıklamayı 6 Şubat depremini Defne’de yaşamış bir depremzede olan Ziraat Mühendisi Pınar Hanım gerçekleştirdi. Kendisi sözlerinin sonuna doğru gözyaşlarına hâkim olamadı.
Yapılan açıklamada; “Deprem Değildir Öldüren, Yöneticilerin İhmallerdir! Türkiye deprem kuşağında olan bir ülkedir. 100 yıllık Türkiye Cumhuriyetinde en çok kitlesel ölümler depremler sonucunda meydana gelmiştir. Bilimsel ve teknolojik gelişmeler ile depremi engelleyemeyiz ancak depremden korunabiliriz. Dünyada pek çok ülke bu bilimin gösterdiği tedbirleri alarak şiddeti çok yüksek depremlerde bile kitlesel ölümleri ve büyük yıkımları en aza indirmiştir. Yakın geçmişimizde bundan 25 yıl önce 17 Ağustos Marmara Depremini yaşadık. Bu depremde de deprem öncesi alınması gereken tedbirler ve önlemlerin hiçbirinin alınmadığını gördük. 17 Ağustos Marmara Depremi bizlerde acı tecrübeler ve dersler bıraktı. 11 ili kapsayan 6 Şubat Kahramanmaraş Depremi öncesinde bilim insanları, bu bölgede büyük bir deprem olacağı uyarısında bulundu. Bilim insanlarını dikkate almayan siyasal iktidar, depreme karşı herhangi bir önlem almazken, adına İmar Barışı diyerek süsledikleri imar affını çıkararak bölgede bir buçuk milyon kaçak yapı ve kat affedilmiş, bu afla hem siyasi hem de maddi rant elde ederek insanlar için ölüm ve yıkımın davetiyesini çıkarmıştır. Depremlerde bilimsel olarak 3 türlü önlem alınır. 1) Deprem öncesi önlemler. Bunlar, zemin, malzeme, denetim, planlama v organizasyon. 2) Deprem Anındaki önlemler. Bunlarda bunlar da eğitim yoluyla yaşayan insanlara verilmesi gereken bilgiler. 3) Deprem Sonrası Önlemler. Bunlar, arama kurtarma, sağlık yardımı, ikmal iaşe, barınmadır. 6 Şubat Depreminde şu yukarıda saydıklarımızdan hiç birinin yerine getirilmediğine tüm Türkiye ve dünya tanık oldu. Yıllarca yardım yaparak övündüğümüz Kızılay ve Afad, çadır satarak adını duyurmuştur. Geçmişteki edinmiş olduğu olumlu tüm prestijini ortadan kaldırmış, insanların gözünde bir yardım kuruluşu değil, rant devşirilen ticari bir kuruma dönüşmüştür maalesef. Deprem sonrasında yıkıma uğrayan çok az yerde ilk 48 saat sonra detaylı kurtarma anca başlatılabilmiş. Diğer yerlere ise günlerce gidilememiş, insanlar kaderleri ile baş başa bırakılmıştır. Ülkeyi yöneten siyasi iktidar, irade koyamayarak göçük altında kalan, kendi imkanları ile kurtarılan yaralıları zor durumda bırakmıştır. Deprem bölgesi ile ilgili hiçbir hazırlığı olmayan iktidarın, depremden sonra hayati zaman dilimi olan ilk 48 saatte dahi arama kurtarma ve yardım çalışmaları için araçların gidişine engel olan yol tahribatlarını dahi düzeltememiştir. 17 Ağustos Marmara Depreminden hiç ders çıkarmayan siyasal iktidar bu 11 şehirde de olması gereken deprem toplanma alanlarını rant alanlarına çevirdiği için deprem sonrası büyük kaos yaşanmıştır. Beklenen İstanbul Depreminde de toplanma alanlarının rant için kullanıldığı bilinmektedir. Çeşitli nedenlerle İstanbul içinde oluşan, kupon arsa diye nitelenen merkezi yerlerdeki büyük alanların bugünden deprem toplanma alanı haline getirilmesi acil bir zorunluluktur. Deprem sonrası arama kurtarma çalışmalarında uluslararası düzeyde destek ve katkılar sunulmuştur. Büyük miktarlarda parasal yardımlar yapılmıştır. Siyasal iktidar toplanan paraların harcanması ile ilgiliyle kamuoyuna herhangi bir açıklama da bulunmamıştır. Bu durum toplumda büyük rahatsızlık ve üzüntüye neden olmuştur. Ayrıca deprem sonrası devlet tarafından depremzedelere yapılamayan yardımlar, halkın dayanışma ruhu ve gönüllü kuruluşların çalışmaları sonucu bir nebze de olsa depremzedelerin yaralarını sarmıştır. Bugün itibariyle depremin üzerinden tam bir yıl geçmiştir. Toplanan paralar ve bunların akıbeti ile ilgili kamuoyuna bilgi verilmezken, gelen giyim yardımları, gıda yardımları ve maddi yardımlarında eşit olmayıp, yardım dağıtımında ayrımcılık yapıldığı tüm kamuoyu tarafından bilinmektedir. Özellikle Hatay bölgesinde deprem sonrasında, devlet; yapması gereken zorunlu görevlerini yapmamıştır, insanlar yalnız bırakmıştır. Hatta uluslararası ve gönüllü kuruluşlarca gönderilen gelen yardımlar bu bölgeye ulaştırılmamıştır. Şu anda çıplak gözle görülen, bölgenin yandaş müteahhitlerin şantiye alanına dönüştüğüdür. Bölge halkına söz verilen evlerin teslimatları yapılmadığı gibi inşaat süreçlerinin ne durumda olduğu ve evlerin nasıl dağıtılacağı dahi açıklanmamıştır. Korkarız ki depremde çürük inşaat yaparak binlerce insanın ölmesine Kıbrıs tan gelen sporcu öğrencilerin kardeşlerimizin kaldığı hotel sahibi gibi diğerlerinin de kayrılacağından kuşkuluyuz. Bölgedeki sorumlu müteahhitler konusunda gerçek bir yargılama ve sorumlulardan hesap sürecinin gerçekleşmeyeceği endişe ve üzüntüsü içindeyiz. 6 Şubat Kahramanmaraş depreminde, kaç vatandaşımızın öldüğü, yaralandığı ve kayıp olduğu resmi makamlarca net şekilde ortaya konulamamaktadır. Kimsesiz kalmış çocuklar ve zor durumdaki ailelerin çocukların cemaat ve tarikatların insafına terk edildiği haberleri ayyuka çıkmıştır. Depremin yıl dönümünde sayın Cumhurbaşkanın Hatay a giderek yaptığı konuşma deprem mağdurlarını bir kez daha yıkmıştır. Toplumda da üzüntü ve şaşkınlık yaratmıştır. Deprem gibi doğa olaylarının, önlemler alındığında, kitlesel ölüm ve maddi kayıplara neden olmadığı dünyanın birçok ülkesinde görülmektedir. Doğa olaylarını afete çeviren, yetkililerin gerekli olan önlemleri almamasıdır. Buradan tüm yetkililer, doğa olaylarına karşı yeterli tedbirleri almaya çağırıyoruz. Bu onların asli görevleridir. Deprem Değildir Öldüren, Yöneticilerin İhmallerdir!” denildi.
Barış Can KORKMAZ




