Tüm dünya ekonomik kriz ve koronavirüs salgınının etkisi altında bulunuyor.
İşsizlerin ve yoksulların sayısı çığ gibi büyüyor, emekçilerin yaşam koşulları her geçen gün daha fazla kötüye gidiyor.
Hemen her ülkede eğitim ve sağlık sistemleri iflas etmiş durumda, insanlar gerektiği gibi tedavi olamıyor, öğrencilerin sağlıklı bir şekilde eğitimlerine devam etmesi sağlanamıyor.
Korkutulup paniğe sürüklenen insanlar bu kaos ve belirsizlik ortamında ne yapacaklarını bilemiyorlar.
Çünkü örgütsüz, çaresiz, ve ne yapacağını bilmeyen toplumları, yönetenler istedikleri gibi yönlendirebiliyorlar.
Ekonomik krizin, büyüyen eşitsizlik ve yoksulluğun, sağlık ve eğitim sisteminin çökmesinin, demokratik haklarin yok edilmesinin suçu salgına yükleniyor.
Salgın tüm kötülüklerin anası ilan edilirken, ona karşı mücadele maske, mesafe ve hijyene indirgenip bireyselleştiriliyor.
SALGINI YARATAN KAPİTALİZMDİR
Ama her ne şekilde olursa olsun salgını yaratan, insanlığın başına bela eden kapitalizmdir.
Virüsler canlı yaşamın vazgeçilmez bir parçasıdır, ama bir virüsün salgına dönüşüp tüm dünyayı etkilemesine yol açan kapitalist açgözlülerdir.
Kapitalizm insanların gerçek ihtiyaçlarını umursamadan üretim yapılması demektir.
Bu düzende temel amaç kâr ve sermayeyi büyütmek olduğu için işçilerin emeği ve doğa sınırsızca yağmalanıyor.
Koronavirüs salgını kapitalizmin rekabete ve bencilliğe dayalı doğasını bir kez daha gözler önüne sermiştir.
İnsanlığın küresel bir felaket ile karşı karşıya olduğu söylenirken, aynı zamanda yüzmilyonlar işsizliğe ve sefalete mahkum ediliyor.
Sizlere çarpıcı bir örnek vermek istiyorum, sağlık hizmetlerine para ayıramayan ülkeler her yıl tanka, topa ve tüfeğe yani silah sanayisine 2 trilyon dolar para harcıyor.
Bu para Türkiye'nin gayri safi hasılasının 3 katından fazladır.
TRİLYONLAR NEDEN SAĞLIK VE EĞİTİME DEĞİLDE SİLAHA HARCANIYOR ?
Oysa istenirse hızla yeni hastaneler kurulabilir sağlık çalışanlarının sayısı arttırılabilir, tüm toplum kısa zamanda taranıp hastalar tespit edilebilir ve sağlık kontrol altına alınabilir.
Bir kez daha hatırlatmak istiyorum, salgın toplumsal bir sorundur ve ancak toplumsal olarak yenilebilir.
Bu yazım ile hem sosyal medya vasıtası hemde gazetemiz HÜRFİKİR aracılığı ile tüm emekçilere ve halkımıza anlatmak istiyorum, işçi sınıfı örgütlü olursa, iş yerlerinde ve toplumsal hayatın diğer alanlarında gerekli önlemlerin alınmasını sağlayabilir.
Mesele çok karmaşık değil, salgın sorunu aynı ücret gibi, sigorta ve sendikal haklar gibi, iş yerinde iş sağlığı ve iş güvenliği gibi bir sınıf sorunu ve mücadele konusudur.
Sağlıklı günlerde görüşmek




