Gençlerle buluştuğumda gözlerindeki ışık bana hep aynı şeyi söylüyor: Umudu tüketemediler. Atatürk’ü unutturmaya çalışanlara inat, o gençler daha çok Atatürk diyor. İşte o gençlerden biri geçtiğimiz gün CHP rozetini taktı: Necati Kayaz.
Bu yalnızca bir üyelik değildir. Bu, tarihe verilen bir cevaptır. Bu, yok sayılan değerlere karşı dikilen bir duruştur.
Necati’ye sordum:
“Bunca baskının, yıldırma politikalarının yürütüldüğü bir dönemde neden CHP?”
Cevabı tokat gibi geldi:
“26 Ağustos’ta Emniyet Atatürk’ü anmadı. 30 Ağustos hutbesinde onun adı geçmedi. 10 Kasım’da çocuklara tatil yapılmadı. O gün ulu önderimizi anmak gerekir. İşte bu yüzden CHP.”
İşte budur vicdanın sesi! İşte budur gençliğin haykırışı! Atatürk’ü silmeye çalışanlara verilen en güçlü yanıttır bu. Genç bir yürek, kendi tarihini ve değerlerini inkâr eden bir düzene boyun eğmemiştir. Bu tavır bize şunu hatırlatıyor: Özgürlük aynı zamanda sorumluluktur.
Necati’nin cesareti, Atatürk’ün “muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur” sözünün bugün yeniden hayat bulmuş hâlidir.
Gençlik, her zaman değişimin ve direnişin öncüsü olmuştur. Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi bu yüzden gençliğe emanettir. Çünkü biliyoruz: Cumhuriyet, gençliğin ellerinde yükselecek.
Bugün bize düşen, Necati’nin attığı bu adımı büyütmektir. Saflarımızı sıklaştırmaktır. Atatürk’ü unutturmaya çalışanlara karşı daha gür sesle haykırmaktır.
Hoş geldin Necati! Seninle daha güçlüyüz.
Ve buradan tüm gençlere sesleniyoruz:
Gelin! Siz de aramıza katılın! CHP saflarında birleşin! Cumhuriyet’e sahip çıkın!




