Söyleşiyi kitabın yazarı Nigar Özafacan ve kitabın kahramanı Neşe Yücevardar yaptı. Nigar Özafacan, söyleşiye şu sözlerle başladı: “Duygularını ve düşüncelerini konuşmaktan ziyade yazarak anlatmaya alışmış biri olarak böyle bir topluluğun önünde konuşmak gerçekten çok zor. Kitap hakkında birkaç söz söylemeden önce Belediye Başkanımız Emin Halebak’a çok teşekkür ediyorum. Çünkü kadınların yok sayıldığı ya da sadece 8 Martlarda hatırlandığı günümüzde bütün bir yılı Kadın Yılı ilan ederek ve etkinliklerle fark yaratmaya çabaladıkları için. Kitaptaki kahramanım Handan, aslında yanımda oturan Neşe Tanrıverdi’nin ta kendisi. Handan’ın hikayesi yapabilmek ve başarabilmek üzerine kurulu. Hikaye dediğime bakmayın aslında yaşananların bir çoğu gerçek. Handan’ın hayatında çok önemli dönüm noktaları var. Ben bu dönüm noktalarının benzer durumlar yaşayan insanlara ilham verebileceğine inandım kitabı yazma amacım da buydu.”
Yazmasaydım deli olabilirdim
Her insan hayatının bir romana konu olabileceğini düşünecek kadar duyguya ve yaşanmışlığa sahip olabilir diyen Özafacan sözlerine şöyle devam etti: “Neticede her insanın hayatı kendine göre zor. Belki katlanılmaz, belki birçok sıkıntılarla dolu belki de muhteşem. Ama bazı hayatlar var ki gerçekten farklı ve insana yazdırma isteği uyandırıyor. Ve ben bu hikayeyi duyduğumda yazmasaydım deli olabilirdim diyorum.”
Lüleburgaz örnek olsun
Nigar Özafacan Lüleburgaz ve Lüleburgaz Belediyesi ile ilgili olarak da şunları söyledi: “Lüleburgaz Belediyesi görüyorum ki tüm o negatif istatistiklerin dışına çıkmak için büyük bir çaba sarf etmiş. Belediye Meclisi’ndeki kadınların oranını %30’lara çıkmış. Belediyedeki yöneticilerin %58’i kadın. Beni en çok etkileyen bir araştırma ise Lüleburgaz’da yaşayan kadınların %85’i, hayatlarının hiçbir döneminde şiddete uğramadıklarını söylüyor. Bu da gösteriyor ki, Lüleburgaz’da güzel şeyler oluyor. Kadınlar burada mutlu. Kadınların mutlu oldukları bir toplumda başarı ve kalkınma kaçınılmaz bir sonuç. Bir kadın dünyayı değiştirebilir. Aileyi, köyü, yaşadığı mahalleyi, ilçesini velhasıl tüm dünyayı değiştirebilecek tek güç kadınların gücüdür. Bunu kesinlikle abartmak için söylemiyorum. Bir dokunuş yeter de artar bile. Lüleburgaz’da olduğu gibi bilgi birikimi, sağduyusu ve mücadele azmi yüksek kadınların bir araya gelmesi topyekün mutluluğu, barışı ve refahı sağlayabilecek tek yol. Burada olduğuna göre her yerde neden olmasın ki?
Yazar Nigar Özafacan’ın ardından Neşe Tanrıverdi kitapta anlatılanları ve yaşadıklarını katılımcılarla paylaştı.
Uğur PİRPOR
