“Rüzgarla yarışan kız” başlıklı röportajda 19 yaşındaki Filiz, kulüplerde 15 yaşında futbol oynamaya başladığını ifade etti. Geniş çaplı yapılan röportajda başarılı oyuncu Filiz, “Lüleburgaz 39'dan transfer teklifi geldiğinde kulüpten istediğim tek bir şey vardı. O da beni çalıştırabilecek bir antrenör. Kulüp bana bu konuda yardımcı oldu. Antrenörüm ve takımdaki büyüklerden bir şeyler öğrenmeye çalıştım. Her geçen gün yeni şeyler öğrendim ve kendimi geliştirdim. Hatta geçen seneye kadar göğüs kontrolünü yapamıyordum. Kendimi geliştirerek bu noktaya geldim” ifadelerini kullandı.
TFF’ den övgü
Milli takımlarda stoper olarak oynamaya başladığını belirten Filiz, “Hamdi Aslan döneminde Millî Takım'da oynamaya başladım. Hamdi Hoca beni o zaman stoper oynatıyordu, öyle tercih ediyordu. Ancak Mustafa Nur Gülen Hoca ile tekrar santrfor oynamaya başladım. Aslında U17'de fazla oynayamadım. U19 Millî Takımı'nda ise çok ümitli değildim. Hatta Millî Takımlarda çok fazla oynayamayacağımı düşünmeye başlamıştım. U19 Millî Takımı'nın bir maçında yedektim ve kenarda ısınıyordum. Maçın bitmesine 5 dakika kala antrenörümüz Nihan Hoca beni çağırdı. "Filiz" demesi ile benim hocamın yanında bitmem bir oldu. Hocam çok şaşırmıştı. Oyuna girmeyi o kadar çok istiyordum ki, hocam çağırdığı anda yanına koştum. Daha sonra bendeki değişimi Millî Takım'daki hocalarım da fark etti ve çok memnun oldular. Genç takımlarda hiç resmi maçta oynamamıştım, ilk resmi millî maçım A takımla oldu. Almanya'ya karşı ilk kez bir resmi maçta oynadım. İlk golümü Antalya'da Mardan Stadı'nda Rusya'ya karşı attım. Daha sonra Kuban Turnuvası'nda Romanya'ya 3 gol attım. Eskiden millî formayı çok uzakmış gibi görüyordum. Sanki benim için çok zordu ama artık yapıştım, bırakamıyorum. Millî formayı giymek çok gurur verici bir şey. Uzun zamandır Avrupa Şampiyonası'nı düşünüyordum. Neredeyse lig maçlarından daha çok Portekiz maçını düşündüm” dedi.
Hocalarım bana çok şey kattı
Hem kulüp takımındaki hem de Millî Takım'daki antrenörlerimin bende çok büyük emeği var şeklinde konuşan Filiz, “Kulübümde önce Baki Hoca vardı, sonra antrenörüm değişti ve İsa hoca ile çalıştım. Her ikisinin de bana katkısı çok büyük. Millî Takım'da da Taygun Hoca özellikle benimle çok ilgilendi. Taygun Hocanın dediklerini kafama soktum. Özellikle Kuban Turnuvası'nda çok şey kazandığımı düşünüyorum. Hocam her hatamı yazar ve bana anlatırdı. Bana bir çalışma programı vermişti. Taygun Hocam gibi Nihan ve Mustafa Hocamın da bana çok katkıları, yardımları oldu. Hatta ilk A takım kampına gittiğimde Mustafa Hoca bir şeyler yazmıştı ve benim kafam çok karışmıştı. "Allah'ım ben bunları yapabilecek miyim?" demiştim. Mustafa Hoca bana korkuyu yok etmem için çok yardımcı oldu. Eskiden antrenmanlarda "Acaba o hareketi nasıl yapacağım?" diye çok zorlanırdım. Artık antrenmanlarda çok rahatım. Kendime güvenim arttı. Hocalarımın bana çok önemli desteği oldu. Kulübümde A Millî Takım'da forma giyen 5 oyuncu var. Onlar da A Millî Takım kamplarında bana çok destek oldu. Hata yaptığımda her zaman beni uyarıyorlardı. Benim iyiliğim için uyardıklarını biliyordum ve her zaman dediklerini yapmaya çalışıyordum” diye konuştu.
Futbolu amcam sevdirdi
Futbola başladığı ilk gün sadece dedesi ve amcasından destek gördüğünü belirten genç futbolcu, “Bana futbolu sevdiren amcamdır. Dedem ise ilk günlerde bana çok destek oldu. Beni Gaziantep'e dedem götürmüştü. Daha sonra başarı üstüne başarı geldikçe babam da sıcak bakmaya başladı. Hocalarım da babama benim yetenekli olduğumu söyleyince futbol oynamama izin verdi. Çok hırslı ve çok inatçı bir insanım, futbol yüzünden babamdan sopa bile yedim ama hiç vazgeçmedim. Futbol oynamama izin vermediği günlerde yine bana çok sinirlenmişti, ben de ona "Bir gün millî formayı giyeceğim, görürsün" demiştim. Sonunda millî formayı giydim. Artık babam bana antrenman yaptırıyor diyebilirim. Hatta geçen gün Danimarka maçını izlemeye geldi. Maçlarıma sadece babam gelmez, maçım yakındaysa akrabalarım da gelir. Gölcükspor'da oynarken Gaziantep'te maçım vardı. Ben de maça Şanlıurfa'dan gitmiştim. Akrabalarım otobüsleri hazırladılar, hatta bana otobüsün en arkasında uyumam ve dinlenmem için yatak yapmışlardı. Daha öncesinde Gaziantep'te de oynadığım için orada da tanıyorlardı beni. Ailem bayraklarla, tezahüratlarla destekledi. Üçüncü golü ben attım, ailem neredeyse sevinçten stadı yıkıyordu. Eskiden beni futboldan kaçırmaya çalışan insanlar artık beni desteklemeye ve maçlarıma gelmeye başlamışlardı. Eskiden futbolu pek sevmeyen ve amcamla tartışan dedem artık, "Televizyonu açayım da belki Filiz çıkar, izlerim" diyor. Tabii basının kadın futboluna ilgi göstermemesi de çok kötü. İlgi gösterseler ailelerimiz de bizi izlerdi. Hayallerimden hiçbir zaman vazgeçmedim. Benim hayallerim küçük bir çocuğun uçurtmasının peşinden koşması gibiydi. Ya da küçük bir çocuğun yaptığı küçük kayığı suya koyup peşinden koşması gibiydi. Ben inatçı bir insanım, hayallerimden asla vazgeçmedim. Hayallerim için gözyaşı bile döktüm, canım çok acıdı. Ancak hiçbir zaman bırakmadım hayallerimi. Ben onları sevdim, onlar da beni sevdi. Şu anda bunları söylerken gözlerim bile doluyor. Hayallerim beni bırakmadı, ben de onları öksüz bırakmak istemedim. Futbol oynayan kardeşlerim de hayallerini bırakmasın. Hayalden vazgeçmek kadar kötü bir şey yoktur, çünkü yeni bir hayali yaşatmak da çok zordur. Futbol oynayan kardeşlerimin de hayallerinin peşinden gidip çok başarılı olmalarını isterim. Bir gün bayrağımızı Avrupa'da en önde dalgalandıracağımıza inanıyorum, bunu çok istiyorum” diye konuştu.

