Lüleburgaz motifleri sergisi açıldı
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Tarıkdaroğlu’dan Altıyol’a ziyaret
Aziz Yıldırım’a Lüleburgaz’da coşkulu karşılama
Bu yazı 25 Ocak 2024, Perşembe 09:04:44 tarihinde eklendi. 393 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

SEN DİYORSUN; GİDİYORUM! BEN DE DİYORUM; NEREYE? - Nuri Kahraman

SEN DİYORSUN; GİDİYORUM!  BEN DE DİYORUM; NEREYE?

 

Facebook'ta bir paylaşım vardı;

AT GÖZLÜĞÜ TAKANLAR

başlıklı. Prof. Ahmet ŞİMŞİRGİL'e âit. Türkiye'ye gûyâ hilâfet getireceklerdi ama toprak olarak yalnızca Ankara civârı kalacak, kalanı da en az üçe bölünecekti. Hilâfet göstermelik olarak geri gelecek, ama etki alanı mevcut Türkiye kadar bile olamayacaktı. Hâlbûki hilâfet denek tüm müslümanların birliği demekti. Dolayısıyla İslâm Âleminin tek merkeze bağlı olarak elele verip bütünleşmesiydi. Bu aslî bir beklenti ve kurtuluş için olmazsa olmaz bir gereklilik.

Osmanlı yıkıldı. Hilâfet gitti. Zamanla hilâfetin büyüklüğü yaşanarak anlaşıldı. İşte GAZZE meselâ. Hilâfet olsaydı bu olamazdı. Olacak olsa tüm İslâm Dünyâsı hep birlikte tepki gösterirdi. Yeknkelimeyle; hilâfet olmadığı için gazzeler var yâni.

İşte emperyalistler, bu beklentiyi bildikleri için, hilâfet üzerinden de İslâm Dünyâsı'na operasyon çekmek istediler. Bundan dolayı 15 TEMMUZ çok önemli bir târihtir. Eğer başarılı olsalardı, gûyâ hilâfet gelecek ve bu hilâfet birliğin oluşma şansı yüksek merkezini dumûra uğratıp bölgede ve dünyâda İslâm coğrafyası rağmına daha rahat hareket edebilme imkanını sağlamış olacaklardı.

Herneyse; girizgâh çok uzadı. Paylaşımda verilen mesajların da boyutunu aştı.  Oradaki genel mesaj buydu.

Biz bu mesajı hem onayladık beğeni sunarak, hem de kendi hesabımızda paylaştık. Paylaşırken de sunuş mâhiyetinde şöyle bir ön açıklama yaptık:

ARKADAŞLAR; HELE şöyle BİR KULAK VERİN! ESKİ BİLDİKLERİMİZİ tekrar HATIRLAYALIM; İŞ ÇOK CİDDÎ! SATMA LÂFINA GICIK KAPANLAR! ŞİMDİ BUNU UNUTUP TA, ÜÇ-BEŞ KURUŞLUK MESELELERE DÂVÂNIZI SATMAYIN wes'selâm...

Şimdi de, buraya gelen, feryat boyutu yüksek yorumlardan birisi:

MESELE NE SATIŞ, NE DE ÜÇ-BEŞ KURUŞ HOCAM!

Muhittin YÜKSEL: Mesele ne satış, ne de üç beş kuruş sayın hocam. 22 yıl bu şekilde anlattık, destek olduk, bunları yaparken asagilandik, hatta  küfür  yedik . Bu millet artık herseyden haberdar.

BERÂBER KEMER SIKMALIYIZ!

Memlekette yoksulluk varsa hep beraber katlanacagiz; beraber kemer kisacagiz.

2 yıl millet vekilliği yap, 25 yıl bu ülkede üretim çalışan  ve sonra da 70 yas üstü  yaşa gel; elin ayağın tutmasın.

YANLIŞ YATIRIM, YANLIŞ HARCAMALAR

7500 tl. hadi buna da eyvallah.  31 martta seçim var; bütçe  tingir para yok! Hadi görelim trilyonları alib seçim şarkılarıyla yiyip icmedinler biz de vatanımız diyelim.

ÜLKEYİ BİTİRDİLER; DURUM VAHİM

Yok, yok; hep ülke elden gidiyor yalanıyla yanlış yatırım yanlış harcamalarda ve gereksiz ihalelerle ülkeyi bitirdiler. Yeter; inanın bundan kötüsü olamaz...

"SİZ NASILSANIZ ÖYLE İDÂRE OLUNURSUNYZ!"

Nûri KAHRAMAN: Sn. Muhittin YÜKSEL Bey kardeşim: Dediklerinize katılıyorum da; onlar bizim aynamız. Millet çok mu iyisi? Herkes ağlama peşinde. Hiç, aldığı maaşı hak edip helâle bağlama peşinde değil.

PROBLEM YOK DEMİYORUZ

Sizin okuduğunuz yıllarda kaç memurun arabası vardı? Şimdi olmayan kaç kişi?

Ben problem yok demiyorum. Bu mesele uzar.

YAĞMURDAN DOLUYA MI?

Tamam da ne yapacağız? Çözüm ne? Nereye gideceğiz? Diyelim ki şuraya gideceğiz. Peki oranın sonrasından emin miyiz?

İŞTE; YENİDEN REFAH PARTİSİ!

Bak şimdi Yeniden Refahın Ordu'dan dar günlerde yıllarca çilesini çeken arkadaş, parti biraz palazlanma yoluna girince el değiştirmiş. Sanmıyorum arkadaş benden alın demiş olsun.

BİZİM CÂMİADAN ARKADAŞLARA BAK!

Bizim imamhatipli, ilahiyatçı arkadaşlara bak. Vekil oldular, başkan oldular; Hilmi Bey'den çok çok gençlerdi, hâlâ da gençler. Hangisi Hilmi Bey'den daha iyidir? Söyle bana. Daha önce onları da görmedik mi?

HANGİSİNİN ADAM GİBİ BİR ESERİ VAR?

Hangisinin hepimizin göğsünü kabartacak, rutin dışı, geleceğe dönük, geçmişlerine rahmet okutturacak, Allâh rızâsı için gerçekleştirdikleri bir eseri var?

BAŞKANLIKTA TERCİHİM YOK!

Ben şahsen başkanlıkta kimseyi tutmuyorum. Reis belki Ordu'ya da, Hilmi Bey'e de yazık etti. Ama kim olacaktı?

ONLAR NE KADAR DÂVÂ ADAMI?

Sen şu ya da bu diyorsun ama onlar ne kadar dâvâ adamı. Onlar defosuz mu? Nitekim kendilerini belli ettiler. Senin anlayacağın;

AL BİRİNİ VUR ÖTEKİNE

Ama yine de şu kritik dönemde oyumu istikrara vereceğim inşâllâh. Yoksa herhangi birini beğendiğim için değil.

OYUM DÂVÂDAN YANA OLACAK

Niye durup dururken, estek köstek te olsa yürüyen hazır istikrarı bozmaya çalışanların ekmeğine yağ süreyim?

HANGİ SEBEP, HANGİ ARTI, NE DÂVÂSI?

Hem iktidardan sonra muhalefetten birinin gelmesi, iktidardan intikam, taraftarlarını dağıtmaktan ve pastaları da ötekilerden kaydırıp berikilere vermekten başka birşey yapmayacak.

Senin kârın ne olacak? Ya da ülkenin.

DÂVÂSIZ CİHAT, DEVÂSIZ DERT!

Benim en çok garibime giden, Ordu'daki bırak sıradan, kimi sofi arkadaşların bile dâvâsı çıkardan başka bir şey olmayan adaylar üzerinden dâvâ kahramanlığına soyunmaları.

RIZÂ-YI BÂRÎ; OLSAYDI BÂRİ!

Sanki Allâh için ortaya atılan var da, bizimkiler kılıç kalkan Allah adına yola düşmüşler! Ordu ölçeğinde öyle peşinden dâvâ diye koşulacak kıratta bir isim yok.

KURAK ya da KAHT-I RİCÂL

Olsa zâten böylesine bir kurak yaşamazdı Ordu. O derler toparlar, yeri geldiği zaman da lâyık olanları yönlendirir, yukarıya da durumu açıklar; nispeten liyâkat gönülleri yatıştırırdı.

ADAM GÖSTER; ELİNİ ÖPEYİM!

Ama burada şu hâliyle siyâset ne gönül işi ne de samîmiyet. Varsa yoksa çıkar. Bana de ki; hocam yanılıyorsun. Şu adam Allâh için, Güzel Ordu'nun daha da güzelliği içim piyasada de. Onun elinden öpeyim. Yüreğim yağ bağlasın.

EY KARDEŞ; DEMEK ÖYLE HA!

Ey kardeş; sen şimdi diyorsun; durum bu  gidiyorum. Ben de diyorum NEREYE? wes'selâm..."

HERŞEY İÇİN ÇOK ERKEN

Evet, duralım bakalım. Peşinci olmayalım. Daha seçime çok var. İlk heyecanla konuşmayalım. Diğer yandan, yöneticileri çıkarcılık ya da keyfîlikle suçlarken biz de aynı çerçeveden çıkarım yaparak hareket etmiş olarak kendimizle çelişmeyelim.

MİLLETİN TAHTI, ÜMMETİN BAHTI

Elbette takdir sizin. Daha fazla söylesem; VATAN, MİLLET, SAKARYA deyip tii'ye alacaksınız belki. Halbuki, kimsenin keyfi, kara kaşı, ela gözü, süslü sözü, güler yüzü, gülen bahtı ilgilendirmiyor bizi. Bizi ilgilendiren memleketin ve ümmetin bahtı ve de sorumluluk alanımuzdakilerin uhrevî tahtı.

YALNIZCA RIZÂSI, HEPİMİZİN DÂVÂSI

Rabbimiz yalnızca rızâsını gözeterek iş yapıp, tercihlerde bulunmak sûretiyle bu dünyâda da ahirette de kazananlardan eyleyip, cümlemizi sevdiklerimizle berâber Efendimiz SAV in komşuluğunda buluştursun; Âmîn wes'selâm...

Yazdır Paylaş
Diğer Nuri Kahraman Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek