Lüleburgazlı Gaziler Kıbrıs Harekatı’nın 50. Yılını andı
Ziyafet çiğköfte hizmete girdi
Bugün ve yarın yağmur bekleniyor
YILDIZLAR PARLAMAYA DEVAM EDİYOR!
Bu yazı 27 Haziran 2023, Salı 09:29:27 tarihinde eklendi. 1688 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN - Eyyüp Sabri Erdem

KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN

 

Sözlük anlamıyla"yaklaşmak, Allah’a yakınlık sağlamaya vesile olan şey" anlamına gelen kurban, İslâm dininin dinî bir terimi olarak, “ibadet maksadıyla belirli bir vakitte belirli şartları taşıyan hayvanı usulünce boğazlamak, ya da bu şekilde boğazlanan hayvan” demektir. Arapça’da bu şekilde kesilen hayvana udhiyye denilir.

KURBAN KESMENİN ÖNEMİ

Kurban, Kur’an-ı Kerim, Sünnet(Sünnet, bir fıkıh terimi olarak farz ve vâcip olmayarak Peygamberimizin yaptığı ve Müslümanların da yapmasını istediği görevlerdir) ve icmâ(İttifak etmek, görüş birliğine varmak, azmetmek, kasdetmek. Hz. Peygamber'den sonraki zamanlarda amelî bir meselenin şer'î hükmü üzerinde İslâm müctehidlerinin birleşmesi) ile sabit bir ibadettir. Kurban kesmenin meşru bir ibadet olduğuna dair Kur’an-ı Kerim’de deliller mevcuttur. Hz. İbrahim’in(Aleyhisselam)oğlu Hz. İsmail’in(Aleyhisselam)yerine bir kurbanın, Allah tarafından kendilerine fidye (kurban) olarak verildiği açıkça bildirilmektedir (Sâffât sûresi 107).

Yine Kur’an-ı Kerim’de Kurbanın meşruiyetine işaret eden başka âyet-i kerimeler de vardır: “Kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belirli günlerde Allah’ın adını ansınlar. Artık onlardan siz de yiyin, yoksula fakire de yedirin.” (Hac sûresi 28), “Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık.” (Hac, sûresi 34), “Kurbanlık büyükbaş hayvanları da sizin için Allah’ın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış dururken kurban edeceğinizde üzerlerine Allah’ın adını anın. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan yiyin, istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik. Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Allah’a ulaşacak olan ancak, sizin O’nun için yaptığınız, gösterişten uzak amel ve ibadettir.” (Hac sûresi 36-37)

Bu âyetlerde zikredilen hayvan kurban etmenin, insanların et ihtiyacını temin etmek için olmadığı, bunların ibadete gaye olan emir oldukları gayet açıktır. Ayet-i kerime’de geçen et ve kanların Allah’a ulaşamayacağının, asıl olanın ihlâs ve takva olduğunun bizzat Rabbimiz  tarafından bildirilmesi bunu açıkça ortaya koymaktadır.

Peygamber efendimiz(Aleyhisselam ) de, kurbanı bir ibadet olarak kabul etmiş ve bizzat kendisi de kurban kesmiştir. Hz. Peygamberin (Aleyhisselam), meşru kılınmasından itibaren vefat edinceye kadar her yıl kurban kestiği bilinmektedir (Tirmizî,Buhârî, Hac, Müslim).

Sahih hadis kaynaklarında yer alan rivayetlerde, Hz. Peygamber (Aleyhisselam), kurban bayramında Allah katında en sevimli ibadetin kurban kesmek olduğunu, kurbanın kesilir kesilmez Allah katında makbul olacağını ve kurban edilen hayvanın boynuzu, tırnağı da dâhil olmak üzere her şeyinin kişinin hayır hanesine yazılacağını ifade edip; bu ibadetin Allah rızası için yapılmasını tavsiye etmiştir (Tirmizî, İbn Mâce).

Ayrıca hicretin ikinci yılından itibaren bugüne kadar müslümanların kurban kesmeleri, bu konuda görüş birliği olduğunu da göstermektedir (İbn Kudâme, el-Muğnî).

Kurban ibadeti toplumda kardeşlik, diğer müslümanları sahiplenme,yardımlaşma ve dayanışma ruhunu ortaya çıkarır ve canlı tutar, toplumda sosyal adaletin gerçekleşmesine katkıda bulunur. Özellikle maddi imkansızlıktan dolayı et satın alma imkanı bulamayan veya alma imkanı çok sınırlı olan yoksulların bulunduğu ortamlarda yardımlaşma ruhunu ortaya çıkarır. Zengine malını Allah’ın rızâsı için yardımlaşma ve başkalarıyla paylaşma yolunda harcama zevk ve alışkanlığını verir, onu cimrilik hastalığından, dünya malına tutkunluktan kurtarır. Fakirin de varlıklı kullar aracılığıyla Allah’a şükretmesine, dünya nimetinin yeryüzündeki dağılımı konusunda insanlar arasındaki karamsarlık ve düşmanlıktan kendini kurtarmasına ve kendini toplumunun bir üyesi olarak hissetmesine vesile olur.

KURBAN KESMENİN İSLÂMİ AÇIDAN HÜKÜMLERİ

Kurban kesmenin fıkhi açıdan değerlendirilmesi hususunda fakihler arasında görüş farklılıkları vardır. Dinen aranan şartları taşıyan kimselerin kurban kesmeleri Hanefî mezhebinde ağırlıklı görüşe ve bazı müctehid imamlara göre vâcip, fakihlerin çoğunluğuna göre müekked sünnettir. Hanefîler, Kur’an’da Hz. Peygamber’e(Sallallahu aleyhi ve Sellem)hitaben "Rabbin için namaz kıl, kurban kes" (Kevser sûresi 2) buyrulmasının ümmeti de kapsadığı ve gereklilik bildirdiği görüşündedir. Ayrıca Hz. Peygamber’in(Aleyhisselam)birçok hadisinde hali vakti yerinde olanların kurban kesmesi emredilmiş veya tavsiye edilmiş, hatta “Kim imkânı olduğu halde kurban kesmezse bizim mescidimize yaklaşmasın” (İbn Mâce, Müsned), “Ey insanlar, her sene, her ev halkına kurban kesmek vâciptir” (Tirmizî, İbn Mâce) gibi ifadelerle bu gereklilik önemle vurgulanmıştır.

BAYRAMLAR TOPLUMLARIN EN ÖNEMLİ DEĞERLERİNDEN BİRİDİR

Toplumsal olarak bayramlar, ”giderek kaybedilen sevgi, saygı,kardeşlik, akrabalık,dostluk paylaşma ve dayanışma gibi insanı insan yapan değerlerin yeniden kazanılmasına, toplumda barış ve huzur ortamının yaygınlaşmasına, Allah’a kulluk bilincinin ortaya çıkmasına canlanmasına vesile olan en güzel zaman dilimleridir.

Bayramlar, aynı dini değerlerin, aynı inancın güzelliğinde ve neşesinde bizleri bir arada tutan, kalpleri bütünleştiren, kardeşliği pekiştiren, kırgınlıkları onaran Rabbimizin bize en güzel

armağanlarından,ikramlarından biridir.

 Tüm İslam alemi ve milletimiz olarak yaşanan bütün acıların, sıkıntıların, yoklukların, yakın zamanda yaşadığımız büyük deprem felaketinin acılarının sarılmasına vesile olmasını,terör olayları gibi milletimizi üzen olayların son bulmasını, bir daha olmamasını,Kurban bayramının tüm insanlığa,Alem-i  İslâm’a,aziz milletimize hayırlar getirmesini, İslâm dünyasındaki kardeşliğin dünya üzerinde hâkim olmasını alemlerin Rabbi olan Allah’tan niyaz ediyoruz. Rabbimiz’in yardımıyla yaşadığımız acıların üstesinden gelecek, huzura ve sükûna yeniden kavuşacağız.

 Rabbimizin bize ikramı olan bu mübarek bayram günlerinde şunu unutmayalım!

Bayram yapamayanlarla bayramlaşalım ve  bayram yaptıralım!

 Rabbimizin sevmediği küskünlüklere ve dalgınlıklara son verelim.

 Filistin’de , Suriye’de , Irak’ta , Doğu Türkistan’da ve Myanmar’da olmak üzere dünyanın farklı yerlerinde sıkıntıda olan, zorda, darda olan bütün müslüman kardeşlerimize dua edelim.

İslâm dünyasının içinden geçmekte olduğu sıkıntılı ve zorlu süreçten bir an evvel kurtulmasını ve felah bulmasını Rabbimizden niyaz edelim.

 Bu düşünce ve duygularla Ensar Vakfı  ailesi olarak bayramın, başta ülkemiz ve gönül coğrafyamız olmak üzere âlem-i İslâm ve insanlık için hakikî anlamda bir bayram ve sevince dönüşmesini Yüce Rabbimizden niyaz ediyoruz.

Eyyup Sabri Erdem

Ensar Vakfı Lüleburgaz Şube Başkanı

Yazdır Paylaş
Diğer Eyyüp Sabri Erdem Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek