RUMELİ’DE 665 YILLIK VATAN LÜLEBURGAZ…
LTSO Edirne’de Fuara katıldı
KLÜ, ÖĞRENCİSİ’NDEN ÖRNEK TASARIM
Kırklareli AK Parti’den Vali Birol Ekici’ye ziyaret
Bu yazı 05 Kasım 2020, Perşembe 09:11:36 tarihinde eklendi. 2685 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

KIZÇELERİN SÜRPRİZİ; ULUBEY’İN ÇAĞRISI!... - Nuri Kahraman

KIZÇELERİN SÜRPRİZİ; ULUBEY’İN ÇAĞRISI!...

 

Güzel ilçemiz Ulubey’e gitmek için, Ebül’Hayır (Gülyalı) Alibey Mahallesi’nden öğretmen arkadaşımız Câhit ŞÂHİN Bey’le, daha önceden sözleşmiştik.  

Mesele şu; o bir-kaç ay önce FECRÜL’İSLÂM adlı, talebeliğimiz yıllarında basılan ve şu an piyasada olmayan eski bir kitabı benden ödünç olarak almış, alırken de, "bu kitaptan benim de olsun isterdim" demişti. Daha sonraki bir gelişimde bu kitabı Ulubey’de görünce bunu ona söylemiştim.  

Netîce; işte bugün, aynı zamanda mezunumuz olan yeni müftümüzü ziyâret borcu yanında, o kitap vesîle ya da bahânesiyle buradayız… 

EZHER’DEN ERZURUM’A, TONYA’DAN ULUBEY’E... 

Öncelikle, geçen hafta göreve başlayan ilçe müftümüz Hâki ÖZGÜL Bey’e hayırlı olsun ziyâretinde bulunduk. Kendisini dinledik. Hasbihâl ettik. "Rabbimiz muvaffak kılsın, mahcup etmesin" dedik. Yine gelenler oldu, devâmlı ziyâretçileri var. İnsanları güzel karşılıyor, oldukça birikimli; sohbeti de doyurucu mâşâllâh… 

Müftümüz, Ordu İHL 1990 mezunu. Müteâkıben, Mısır’a gidip el-Ezher Üniversitesi’ni bitirdi. En son, Tonya’dan ilçemize tâyin olunan Müftü Bey Hoca’mıza tekrâren muvaffakiyetler diliyor, tüm Ulubeyliler olarak kendisinden, sohbetlerinden, müktesebâtından ziyâdesiyle istifâde etmeyi umuyoruz.  

YOLLAR DAHA YAKIN, İKLİM DAHA SICAK… 

Şunu da belirtelim ki; Ulubey artık, -sâdece kısalan, genişleyen ve de güzelleşen yolları bağlamında değil- her anlamda daha bir yakın ve de sıcak; daha çok bekliyor ve de dâvet ediyor sanki…  

Çünkü, diğer yandan, Temmuz ayında geldiğimizde Nevzat ÇELENK Beyle tevâfuk etmiş, Muhammed ÖZER Hoca’mızın da katılımıyla, Ulubey kültürüne katkı sayılabilecek kitap boyutunda bir biyografi çalışması üzerinde yoğunlaşıp, zaman zaman burada buluşmaya dâir kararlar almıştık. Biraz da bu meyânda söylüyoruz bunu. İleride konu edeceğiz inşâllâh… 

KÜTÜPHÂNE’DEN GAZETEYE… 

Müftülük’ten sonra Ulubey İlçe Kütüphânesi’ne geçtik. Kitaplara bakarken, kimse olmamasına rağmen, birbirimizi kaybettik âdetâ Câhit Bey’le! Kitapların huyu değil midir bu; sizi bulunduğunuz ortamdan alır, kanatlandırıp uçurur arşı arşı âlemlere?! Nerde bulunduğunuzu dahî unutur gidersiniz. O gün de öyle oldu. Yâni farklı odalarda, o kitaplara, ben de dergilere dalmışız. 

Mesâi bitmeye yakın ayrıldık oradan. Kitabevine geçerken Ulubey Yorum Gazetemizin açık olduğunu görünce büroya uğradık. Deniz Hanım, pandemi ve hasat mevsimi kaynaklı olabilecek genel kimi aksamalardan sonra artık her sayı için istikrarlı bir şekilde yazı beklediğini söyledi. Biz de, böyle bir talepten memnun olduk; bizim temennimiz de hep yazmak, yazabilmek zâten. Sâdece burayla ilgili değil, tüm yazı faaliyetlerimizde de inşâllâh daha faal olmak düşüncesindeyiz… Rabbimiz muvâffak eylesin… 

BİR ÖZEL AMA, BİN GÜZEL OLDU; ANLATAMAM!... 

Diğer yandan, bundan sonra yazmaya daha bir mahkûmiyetimiz de söz konusu! Çünkü, geçen yazımızda belirtmiştik; yeni eve taşındık ya, mâdem yeri geldi söyleyeyim; biraz özel gibi ama, söylemeden geçemeyeceğim:  

Kızlarım, yeni evimize geçerken, su tesîsâtı gibi kimi değişiklikler bağlamındaki tâdilat programına, bir odanın duvarını da kütüphâne olarak katmak sûretiyle büyük sürpriz yapmışlar! Bir güzel oldu, bir güzel; anlatamam!  

KİTAP ÇANTASI, YARDIM BOHÇASI!... 

Bence her evde, bir ilk yardım çantası mesâbesinde en azından, küçük te olsa bir kitaplık bulunmalı. Eğer biz bir KİTAP MEDENİYETİ isek ve kitabımızın ilk emri de OKU ise, o merkez olmazsa olmazımız olmalı. Sözün özü, bize ve size, evlerimize-barklarımıza, köyümüze kentimize, vel’hâsıl her şeyimize kitap yakışır dostlar… 

MAHKÛMİYETTEN MECBÛRİYETE!… 

Mahkûmiyet dedik ya; nitekim biz şimdi burada okumaya-yazmaya dâir gerekli her şeyi, köydekileri de seçip getirmek suretiyle toplayacağız; her şey daha derli-toplu olacak inşâllâh. Eski-yeni her materyâl, arşiv diyebileceğimiz dokümanlar elimizin altında olarak yazma konusunda daha imkânlı bulunacağız. Bu da ister istemez bizi motive edip sürükleyecek inşâllâh.  

BÜYÜK OĞLUM, KÜÇÜK KIZIM… 

Büyük oğlum Sâlim Ensar Bey de, zâten lâfı yapıştırdı; “Artık bu kütüphanenin hakkı verilmeli, sana düşen bu babacığım” şeklinde! Gerçekten mâzeret kalmadı. Benim isteğim de zâten, öteden beri,  onca yazdıklarımızı yenileriyle besleyip toparlamak. Bu imkânlarla berâber inşâllâh diyelim, sizler de duâlarınızla katkı verin sevgili dostlar… 

GÖNÜLLER, ÖMÜRLER, ARZULAR... 

Sonuçta, gönül arzu ediyor ki, ömürlerimiz boşa geçmesin. Hepimiz kâbiliyetince bir şeylerle meşgûl olsun. Allâh’ın verdiklerinin hakkı verilsin. Topraksa topağın, kalemse kalemin; ya da her neyse! Rabbimiz cümlemizi, boşa yaratılmadığı gerçeğini her zaman hatırda tutup üzerine düşeni yapma gayretinde bulunarak, bu meyânda hayırlısıyla muvaffak olanlardan, ömrünü boşa geçirmeyenlerden eylesin… 

Gazeteden de kitabevine geçtik; söz uzadı, burayı özetleyelim. Netîce olarak kitabı alamadık. İşyeri sâhibi Muhammed Kardeş, o kitabın bulunduğu camlı bölümdeki diğer kitaplar da dâhil olmak üzere oradakilerin, merhum babası Mevlüt DEMiR Amca’nın hâtırası olduğunu söyleyerek satılık olmadığını belirtti. Biz de saygı duyduk, takdir ettik; talebimizi ikilemedik… 

DEDELİ’DEN EYMÜR’E; YAZDAN GÜZE… 

Sonra, dönüşte Eymür’e geçtik. Meyveleri, bahçeleri dolaştık. Yapılan bahçelemeleri gözden geçirdik. Ulubey’e çıkarken Dedeli’de uğradığımız atölyeciden aldığımız bilgilere göre, fındıkları vuran kendi ve komşu ağaçlarının durumu ve sayıları konusunda genel bir tespit yaptık.  

En son, Öner MELİKOĞLU komşumuzun ifâdesiyle 30-40 yıl önceleri yaşanan böylesi güneşli güz havalarının cezbesiyle, fındık sonu tekrar köye gelip bir-kaç gün kalan annemi de alarak akşam namazıyla şehre indik. 

BEREKETLİ GÜNLER, DOLU HAYATLAR... 

Değerli dostlar; kitapları, kütüphâneleri, gazetesi, câmisi, bahçesi, köyü, toprağı, suyu, ağaçları, meyveleri, ziyâretleri ve de gönülden sohbetleri, hasbî hasbihâlleriyle dolu dolu geçen bu güzel günümüz gibi tüm ömürlerimizin de bereketli geçmesi; hepimizin sonsuz Kevser pınarlarından içmesi niyâzıyla berâber sözü bağlarken, tekrar buluşabilmek ümîdiyle cümleye sevgiler-saygılar sunuyoruz wes’selâm... 

 

Yazdır Paylaş
Diğer Nuri Kahraman Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek