Keşan Belediyesi’nden esnafa yardım
39 Burda’dan dijital hijyen projesi
“Aydınlık bir Türkiye için, siz de bir mum yakın”
Yeniden seçilen Alper Çiler’den teşekkür
Bu haber 25 Kasım 2020, Çarşamba 15:47 tarihinde eklendi. 727 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

EN GÜZEL ÖĞRETMEN HZ.MUHAMMED (ALEYHİSSELAM)

Doğumuyla yeryüzünü ve tüm kainatı şereflendiren, Peygamberliği ile; cehaletin, karanlığın yeryüzünden ortadan kalkması ve her türlü zulmün pençesinde can çekişen,insanlığa rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimizin (s.a.s.) her alanda örnek idi: "Ben ancak muallim olarak gönderildim." diyerek öğretmenlik alanında da çağları aşıyor ve yüzyıllar öncesinden insanoğluna büyük bir mesaj gönderiyordu.
EN GÜZEL ÖĞRETMEN HZ.MUHAMMED (ALEYHİSSELAM)  

24 Kasım Öğretmenler günü münasebetiyle hem bizleri yetiştiren ve geleceğimizi büyük ölçüde biçimlendiren fedakâr ve cefakar öğretmenlerimizi anmak hem de

Mevlid-i Nebi haftası ve  öğretmenler gününün bir araya gelmesiyle birlikte,en büyük muallim olan Peygamber efendimiz Hz Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem'in) insanoğluna ne kadar büyük bir fütuhat yaptığını ve kıyamete kadar nasıl bir medeniyet inşa ettiğini anlamamız ve onun eğitim metodunun nasıl olduğunu anlamamız gerekmektedir.

Peygamber efendimizin (aleyhisselam) terbiye sistemi sadece nefis eksenli bir terbiye sistemi değildi. O (aleyhisselam)ashabını ve kıyamete kadar ümmetini; kalbi,akli ve nefsi olarak  bütün hissiyatıyla ele almış;kız  çocuklarını diri diri toprağa gömen o vahşi toplumdan, medeni bir toplum inşâ eden Peygamber efendimizin yaşadığı zamanın ve toplumun  bu durumunu ve insanlığın zulüm ve karanlığını Habeşistan hicret eden mümtaz sahabe Cafer İbn Ebî Talib'in Necaşî karşısında söylediği sözler tam olarak özetlemektedir:

"Ey Melik, biz kan içer, leş yer, zina eder, hırsızlık yapar, adam öldürür ve yağmacılıkla iştigal ederdik... Kuvvetli olan, zayıfı ezer ve insanlık adına utandırıcı daha neler neler yapardık.

Cafer İbn Ebî Talib bunları söylerken Hz. Muhammed'den (aleyhisselam) evvel insanlığın nasıl  karanlıklar içinde  olduğunu ve hayvandan daha kötü duruma düştüğünün dikkati çekiyordu.

Bir gün evinden çıkıp mescide giden Hz. Peygamber (aleyhisselam), orada halka olmuş iki toplulukla karşılaşmıştı. Bunların birinde Kur’an okunuyor ve Allah’a dua ediyorlardı, diğerinde ise ilim öğreniliyor ve öğretiyordu,Sevgi ve merhamet dolu bakışlarıyla onlara bakan ve ilgilenen Peygamberimiz(aleyhisselam): “Her biri hayır üzeredir,şunlar Kur’an-ı kerim okuyor ve Allah’a dua ediyorlar  Allah dilerse onlara verir, dilerse vermez. Bunlar ise ilim öğreniyor ve ilim öğretiyorlar. Ben de muallim olarak gönderildim.” buyurdu ve onların halkasına katıldı. (İbn Mâce,  Dârimî) Başka bir rivayette de Resûl-i Ekrem(aleyhisselam) Hz. Âişe’ye: “…Allah beni sıkıntı verip zorlaştırıcı olarak göndermedi. Beni ancak kolaylaştırıcı bir öğretmen olarak gönderdi.( Müslim) buyurarak, kendisini eğiten ve öğreten bir muallim olarak tarif etmişti.

Sevgili Peygamberimiz (aleyhisselam), vahyin merkezi, hikmetin sahibi bir muallimdi. İbn Mes’ûd’un(Radyallahu anh'ın) ifade ettiği Peygamber efendimiz (aleyhisselam), hayrın anahtarlarını da neticelerini de öğretmişti. (Nesâî,  İbn Hanbel )

Hayatın her alanında insanlara faydalı olan şeyleri ashabına öğretirken: “Ben size, bir babanın evlâdına öğrettiği gibi öğretiyorum.” demekteydi. ( İbn Mâce, Nesâî )

“İlim talep etmek(öğrenmek) her Müslüman’a farzdır.” (İbn Mâce, ) buyuran  Peygamber efendimiz  kadın-erkek bütün Müslümanları ilme teşvik ederdi: “Kim ilim tahsili için bir yola girerse, Allah ona cennete giden yolu kolaylaştırır. Allah’ın evlerinden bir evde, Allah’ın Kitabı’nı okuyan ve kendi aralarında onu araştırıp öğrenen bir topluluğun üzerine sekinet (ilahî yardım, bereket ve rahmet) iner, onları rahmet bürür, etraflarını melekler sarar ve Allah onları huzurunda bulunanlara anar. Kimin ameli kendisini geriletir ise soyu onu ileri götürmez.” (Müslim, Tirmizî)

Eğitim ve öğretimin önemini çok iyi bilen Hz. Peygamber (s.a.s.), bunu gerçekleştirirken farklı yöntemler uygulardı. O kendisinden  tavsiye isteyen insanların her birinin durumunu, anlayış seviyesini, ruh hâlini ve ihtiyacını dikkate alarak farklı tavsiye ve muamelede bulunurdu. O, beşerî ilişkilerde ve eğitim öğretim faaliyetlerinde muhatapların durumunun daima göz önünde bulundurulmasını öğütlerdi. Allah Resûlü’nün gözettiği bu ilkeleri onun ashâbı da dikkate alırdı. Nitekim Hz. Ali: “İnsanlara anlayabilecekleri şeyleri rivayet edin,anlatın! Allah ve Resûlü’nün yalanlanmasını ister misiniz?”  uyarısını yapmıştı. Abdullah b. Mes’ûd da: “Şayet bir topluluğa akıllarının ermediği bir rivayette bulunursan, bu onların bir kısmı için ancak fitne olur.” diyerek her bilginin her topluluğa nakledilmesinin zihnî kargaşaya sebep olabileceğine işaret etmiştir.

Allah Resûlü , ilim öğrenmek isteyen insanlarla yakından ilgilenilmesini, onların güzel bir şekilde karşılanıp ihtiyaç duydukları konularda bilgilendirilmelerini istemiş ve şöyle demiştir: “Size doğu tarafından ilim öğrenmek için insanlar gelecektir. Size geldiklerinde onlara iyiliği tavsiye ediniz.” ( Tirmizî, İbn Mâce)

Hz. Peygamber (s.a.s.), muhatabını mahcup etmez ve onu güç durumda bırakmazdı. Medineli genç sahâbî Muâviye b. Hakem, yasak olduğunu henüz bilmediği sıralarda namaz esnasında aksıran birisine: “Yerhamükellâh” demişti. Cemaat, bakışlarıyla ona tepki göstermiş, o da: “Yazıklar olsun! Ne oluyor da bana bakıyorsunuz?” diye karşılık vermişti. İnsanların üstelemeleri üzerine ise susmak durumunda kalmıştı.

Namazın ardından Hz. Peygamber’in kendisine nasıl davrandığını şöyle anlatmıştır: “Ne ondan önce ne de sonra daha güzel öğreten birini gördüm. Vallahi Peygamberimiz beni ne azarladı ne bana vurdu ne de hakaret etti. Sadece: ‘Bu namazdır, namaz kılarken konuşulmaz. Çünkü namaz ancak tesbih, tekbir ve Kur’an okumaktır.’ dedi.” (Müslim)

Okuma ve yazmaya verdiği önem

Bedir Savaşı’nda yakalanan esirlerden kurtuluş fidyesi vermeye gücü yetmeyip de okuma yazma bilen esirler vardır. Efendimiz (aleyhisselat-u ves-selam) bunlara Medine'de bulunan ensar'a onar çocuğa yazı öğretmek şartıyla serbest bırakılacaklarını söylemişti.

Bu sayede Medine’de okuma yazma bilenlerin sayısı iyice artmıştı.

Kadınların eğitimine verdiği önem

Ashab-ı kiram'ın erkeklerini eğitirken, hanım sahabeleri de ihmal etmemiş onlara özel eğitim vereceği bir gün tahsis etmiştir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus vardır: Allah Resulü’nün (aleyhisselam) kadınlara verdiği ehemmiyet,  kadınların insandan saymadıkları, alınır satılır bir meta mal gibi görüldüğü doğan kızlarından utanılıp diri diri gömdükleri bir dönemde olmaktadır.

O kadınları toplumun en önemli bir parçası olarak görmüş,çocuğun yetişmesinin annenin güzel yetişmesi ile olacağını bildiği için toplumda kadınların yetişmesi için her türlü tedbiri almış ve en azami gayreti göstermiştir.

İnsanlara İslam'ı anlatma metodu

Yanındakilerin anlattıklarını rahat bir şekilde ezberleyebileceği kadar yavaş,tane tane ve açık seçik konuşurdu. Allah’ın Rasûlü (aleyhisselam), kelimeler dudaklarından tane tane dökülürdü. (Tirmizi, Menakıb, 9)

Gerek gördüğünde, anlattığı konunun önemine binaen sözlerini tekrar eder, sabır ve teenniyle hareket eder ve ashabına da bunu tavsiye ederdi. İnsanlara bıkkınlık vermemek için sürekli vaaz etmek yerine onlara hitap etmek için en uygun zamanları gözetirdi.

(Buhari, İlim, 11).

Bazen daha önce yaşamış kavimlerin başından geçen kıssalarla (yaşanmış olaylar),bazen de, “Mümin, yeşil ekine benzer” (Buhari) sözündeki gibi ilgi çekici örnekler ile öğretmek istediğinin üzerinde etkileyici ve iz bırakıcı olmasına gayret eder ve çabalardı.

Bazen“müflis kimdir bilir misiniz?” gibi sorularla sohbetine başlar böylece orada bulunanların bütün dikkatlerini kendi  üzerine çeker ve  zihinlerini anlatacağı konuya hazır hâle getirirdi.

Anlatmak istediklerini dikkat çekici görsel öğeler ile anlatır, beden dilini çok iyi kullanırdı. İslam hakkında kendisinden bilgi almaya gelen genç sahabe  topluluğuna, “Benim nasıl namaz kılar olduğumu gördünüz ise, öylece namaz kılınız” diye tembihlemiştir (Buhari).

Başka bir seferde de insanın emellerini, dünyada başına gelen sıkıntıları ve eceli arasındaki münasebeti kuma şekiller çizerek muhatabının daha güzel ve iyi anlaması için izah etmişti. (Buhari).

Çevresinde ciddi bir hata yapıldığını gördüğünde veya haber aldığında  kimseyi rencide etmezdi,yumuşak davranır,kızmazdı, Allah’ın Rasûlü (aleyhisselam) “Bazı kimselere ne oluyor ki…”  diye isim vermeden söze başlar, yapılan hatayı dile getirir, kimsenin hatasını yüzüne vurmaz kişiler üzerinde değil olaylar üzerinde durur ve telafi edilmesinin yollarını arardı.

Peygamber efendimiz Hz Muhammed (Aleyhisselam) çocuklara ve gençlere İslam'ı öğretirken daha da müşfik, merhametli ve yumuşak davranırdı. Sözlerine "Yavrucuğum…” diye başlar, kimi zaman başlarını okşar muhabbete ve merhamete ve sevgiye  dayalı bir ilişki kurardı. Kendi hata ve yanlışlarını fark edip düzeltmelerini sağlar aşırı ve sert tepkiler vererek onları kendinden uzaklaştırmazdı. Zina etmek istediğini söyleyen bir gence “Sen, annenle zina edilmesini ister misin?” diye sormuş, gencin, “Elbette istemem” cevabına karşılık aynı soruyu kızı, halası, teyzesi ve kız kardeşi için ayrı ayrı sormuştu. Her seferinde “hayır” yanıtını alan Rasûlullah (sav) gence, “hiç kimsenin kendi annesiyle, kızıyla veya başka bir yakınıyla zina edilmesinden hoşnut olmayacağını” söylemiş ve günahlarının affı için dua etmişti.

(İbn Hanbel)

O yaşadığı dönemde de kıyamete kadar da insanlığa öğretmen oldu ve olmaya devam edecektir.

Geleceğimizi inşâ eden, toplumu şekillendirerek dünyanın en kutsal mesleklerinden birini icra eden tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlu olsun.

Ey Sevgili

Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır

Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır

Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır

Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır

Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır

O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır

Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır

Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır

Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır

Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır

Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır

Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır

Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır

Sendan ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili

Sezai Karakoç

 

Eyyup Sabri ERDEM

Ensar Vakfı Lüleburgaz Şubesi Başkanı

Yazdır Paylaş
ETİKETLER :
Diğer Haberler
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek