MONTRÖ VE LOZAN ANLAŞMALARI

Yazar - Metin ATLI

MONTRÖ VE LOZAN ANLAŞMALARI  

Osmanlı İmparatorluğu dağılıyordu. Bütün cephelerde savaş kaybediyordu. O kadar ki şimdi ki Marmara Bölgesi, Akdeniz Bölgesi, Doğu Anadolu bölgesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Ege Bölgesi tamamen işgal altındaydı. Türklerin elinde sadece Karadeniz Bölgesi’nin batı tarafı ve İç Anadolu Bölgesi’nin bir kısmı kalmıştı. Ve Kurtuluş Savaşı başladı. O bitmiş, tükenmiş halimizle İngiltere, Fransa, İtalya, Ermenistan, Yunanistan, Rusya, Gürcistan’la; yani tam 7 ülkeyle birden savaşa girdik. Olacak şey değildi. Ama oldu. Bugün bu topraklarda hür olarak yaşıyorsak bu savaşı veren kahramanlara borçluyuz. Bu savaşa önderlik yapan Atatürk’e borçluyuz. Doğu cephesinde yapılan ateşkesten sonra Rusya’nın bize çok yardım ettiğini de belirtelim.

           Kurtuluş Savaşı’nda elimizde kalan topraklardan 2 kat fazla toprağı geri aldık. Bunu küçümseyip neden orayı da almadık, neden burayı da almadık diyenler var. Biraz insaf. Bu kahramanlar üzüm hoşafı içereksavaştılar. Savaş bitti ama biz de bittik. 1923’te Lozan da anlaşma yapıldı. Bu kazandığımız yerlerin bizim olduğunu diğer ülkeler de resmen kabul etti. Ayrıca Edirne’nin Karaağaç kasabası savaş tazminatı olarak bize verildi. Kapitülasyonlar kalktı. Boğazlar silahsızlaştırıldı.Ancak hala içimizde ukde kalan 2 yeri kurtaramadık. Ege’deki Yunan adaları ve Musul, Kerkük bölgesi.

           Daha sonra 1936’da  boğazların durumu ile ilgili daha kapsamlı bir anlaşma yapıldı. Bu sözleşmenin adı ise Montrö sözleşmesidir. Bu sözleşme ile Türkiye, İstanbul ve Çanakkale boğazlarına tam hakim oldu. Yapılan anlaşma ile savaş gemilerinin bu boğazlardan geçişi yasaklandı. Bu haliyle Montrö Sözleşmesi Türkiye açısından çok önemli, çok yararlı bir sözleşmedir.

           Ancak bu sözleşmeyi bir türlü içine sindiremeyen bir ülke var. Amerika. Bu sözleşme yüzünden savaş gemilerini boğazlardan Karadeniz e geçiremiyor. Dünya da Amerikan savaş gemilerinin giremediği tek deniz Karadeniz’dir. Amerika savaş gemilerini Karadeniz’ e sokup Rusya’yı sıkıştırmak istiyor. Ama şu Montrö Sözleşmesi yok mu? Elini kolunu bağlıyor.

Şunu eğip bükmeden açık açığa yazalım. Montrö Sözleşmesi Türkiye ve Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler için iyi bir sözleşmedir, bu ülkeler için bir güvencedir. Bu sözleşmeyi iptal etmek sadece ve sadece Amerika’yı sevindirir. Diğer tüm Karadeniz’e kıyı ülkelerle aramızı bozar. Sözleşme kalkarsa Amerika savaş gemilerini Karadeniz’e sokar. Bu bölge de Ortadoğu’ya döner.

Allah’tan uluslararası sözleşmelerden çıkmak o kadar kolay bir iş değil. Hadi çıkalım deyince çıkılmıyor. Amerika haydut bir ülkedir. Ama haydutluğun da bir sınırı vardır. Bu anlaşmalara uymuyorum diyemez. Bütün dünyayı karşısına alamaz.  Ne yapıp edip Montrö Sözleşmesi’nin kalkmasını ve yasal bir şekilde savaş gemilerini geçirmek ister.Panama kanalı yapılırken Panama diye bir ülke yoktu. Orası Kolombiya topraklarıydı. Kolombiya ile anlaşamayınca bu bölgeyi Kolombiya’dan ayırdı. Buraya Panama diye ayrı bir devlet kurdu. Panama kanalını ele geçirdi. Haydutluğunu yaptı,ama kitabına uydurdu.

         Pekiyi Kanal İstanbul projesinin Montrö sözleşmesi ile bir alakası var mı?Bence çok alakası var. Montrö Sözleşmesi yalnızca boğazları kapsıyor, kanalları kapsamıyor ki. Yarın öbür gün Amerika savaş gemilerini madem boğazlardan geçiremiyorum, ben de kanallardan geçiririm derse hangi yasa Amerika’yı durduracak?

Montrö hem İstanbul, hem de Çanakkale boğazını kapsıyor. Bunun için Çanakkale Boğazı’na da bir kanal yapmak gerekiyor. Yapılır mı?Göreceğiz.Kanal projeleri ülkemizin zaten iyi gitmeyen ekonomisini krize sokacaktır. Ülkemizin düzelmesi için üretime yatırım yapmak gerekir. Sürekli borç para alıp bu parayı da betona, yola gömmek bizi daha çok krize sokar. Çünkü bunlar ülkemize para kazandırmaz. Kanal yapacakmışız, kanallardan gemi geçecekmiş, biz de gemilerden para kazanacakmışız. Yan tarafında bedava İstanbul Boğazı varken. Boşverin bunları. Her şeyi ithal ediyoruz.  Fabrika kurun fabrika.

 

http://www.hurfikir.com.tr adresinden 15 Haziran 2021, 16:15 tarihinde yazdırılmıştır.