Trafik kazasında bir kişi hayatını kaybetti
BU KATLİAMA KİM DUR DİYECEK?
Kırklarelili özel sporcu dünya şampiyonu oldu
BİNOT, 30 yıllık tecrübesiyle Lüleburgaz’da açılıyor
Bu yazı 09 Haziran 2021, Çarşamba 09:21:07 tarihinde eklendi. 301 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

SUSURLUK OLAYI - Metin ATLI

3 Kasım 1996 günü akşam üzeriydi. 06 AC 600 plakalı bir Mersedes araba, benzin istasyonundan çıkmakta olan bir kamyona çarptı. Kaza yeri Balıkesir’e bağlı Susurluk ilçesiydi. Mersedesi kullanan Hüseyin Kocadağ, Melahat Özbay sahte kimlikli Gonca Us ve Mehmet Özbay sahte kimlikli Abdullah Çatlı kazada öldü. Sedat Bucak yaralı olarak kurtuldu. Gonca Us mankendi ve Abdullah Çatlı’nın sevgilisiydi. Hüseyin Kocadağ eski İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısıydı. Sedat Bucak iktidarda olan Doğru Yol Partisinin Şanlıurfa milletvekiliydi. Abdullah Çatlı organize suç örgütü lideri olarak tanımlanıyordu. Türkiye’de değişik cinayetlerden yargılanmıştı. Uyuşturucu kaçakçılığından yargılanmıştı. Kaldığı hapishaneden kaçmıştı.
SUSURLUK  OLAYI

 

Kaza normalde gazetelerin arka sayfalarında çıkacak üçüncü sınıf bir haberdi. Ancak araçtakilerin kim oldukları anlaşılınca ülkede büyük bir skandal patlak verdi. Öyle ya bir iktidar milletvekili, bir eski emniyet mensubu ve organize suç örgütü lideri olarak anılan bir kişi aynı arabada nasıl olabiliyorlardı. Araçta 2 adet MP 5 otomatik tabanca, Sedat Bucak adına kayıtlı Sig Sauer marka tabanca, Hüseyin Kocadağ adına kayıtlı  Baretta marka 2  tabanca, 2 adet susturucu ve Özel Tim tarafından kullanılan bol sayıda mermi bulundu.

Dönemin İçişleri bakanı Mehmet Ağar’dı. Ülkeyi Refahyol koalisyon hükümeti yönetiyordu. Siyaset-mafya- polis işbirliği halkta büyük bir travma yarattı ve savcılar devreye girdi. Mecliste araştırma komisyonları kuruldu.İçişleri Bakanı Mehmet Ağar istifa etti.

                       Bazıları bu olanlar için “tamam bu işler oldu ama bunlar terör örgütlerini bitirmek içindi” dedi. Devletin özel harekatı varken, MİT teşkilatı varken neden bu yollara girilmişti. 28 Temmuz 1996 da kumarhaneciler kralı Ömer Lütfi Topal öldürüldü. Onu öldürmekte kullanılan Uzi marka otomatik silah yalnız Özel Harp Dairesinde vardı. Bu adam kumarbazdı, terör örgütlerinle ne alakası vardı. Mehmet Ağar’ın 200 milyon dolar değeri  olan Bodrum Yalıkavak’ taki marinayı almasının vatanı milleti terör örgütlerinden kurtarmakla ne ilgisi var.

  Soruşturmalar, mahkemeler sürdü gitti ama tam bir sonuç çıkmadı. Türkiye bu işlerden bir türlü temizlenemedi. Ülkemiz bunun bedelini hala çok ağır olarak ödüyor. Ülkemiz sanayisiyle, tarımıyla, turizmiyle dünyayı sallayabilecek bir ülke. Ama hep bu anti kuntili işler yüzünden bir türlü ilerleyemiyor. Böyle işler olmasa bu ülkede asgari ücret 10 bin lira olur.

 Eylül 2015’de Doğan Medya grubu Hürriyet gazetesi binasına taşlı sopalı 2 saldırı oldu. Doğan Medya grubu patronuna rekor bir vergi cezası çıkarıldı. Aydın Doğan dayanamadı, medya grubunu satmaya karar verdi. Medya grubunu Demirören grubu satın aldı. Demirören grubu gazete ve televizyonları o gün bugün iktidar yanlısıdır ve AKP hükümetine küçük bir eleştiri bile yapmaz.

                       Sedat Peker diyor ki Demirören bu medya grubunu satın almak için Ziraat Bankası’ndan tam 750 milyon dolar kredi aldı. Ve bugüne kadar bu paranın tek kuruşunu dahi ödemedi. Ziraat bankası da haciz işlemi başlatması gerekirken başlatmadı, alacağının üzerine gitmedi. Şimdi bu böyle oldu veya olmadı. Bir kere çok ağır bir suçlama. Bu durumda ne yapılacaktır. İlk önce Demirören grubu çıkıp bu parayı ben ödedim kardeşim, alın bu da dekontları diyecektir. Ödediysem derim, öyle değil mi? Bu lafın altında kalıp kendimi rezil edermiyim. Bence kuruşuna kadar ödemiştir. Ziraat Bankası devletin bankası, dolayısıyla halkın bankası. Koskoca Demirören hiç halkın parasını yer mi? Tenezzül bile etmez. O yüzden göster ödeme makbuzlarını sayın Demirören. Utandırma bizi.

                    Sonra Ziraat Bankası yönetimi bir açıklama yapacaktır. Biz bu kredinin parasını faiziyle tahsil ettik. İşte bunlar da ödediğine dair belgeler diyecektir. Biz hiç halkın parasını kurda kuşa yem edermiyiz diyecektir. Bence kuruşuna kadar parayı tahsil etmiştir. Göster evrakları Ziraat Bankası  utandırma bizi.

                   Sonra ne olacaktır. İlgili bakan konuyu incelemek üzere Ziraat Bankasına müfettiş yollayacak ve böyle bir şey olmadığını ispatlayacaktır. Yolla müfettişleri sayın bakan. Utandırma bizi.

                   Aklıma olmadık şeyler geliyor. Acaba Demirören medyası bunun için mi AKP hükümetini hiç eleştirmiyor. Yok canım böyle bir şey olamaz. BenceDemirörenler AKP’yi çok seviyor ve bu hükümetin yaptığı her şeyi çok doğru buluyor. Ondandır.

Yalnız bu Ziraat Bankası tarımı destekleyen bir banka değil miydi. Çiftçilerimiz kan ağlarken neden medya grubuna kredi verdi ki?  Türkiye’de takibe düşmüş çiftçi alacaklarının toplamı 6 milyar TL. Bu kredi miktarı da tam bu kadar tutuyor. Kredisini ödeyemeyen çiftçinin traktörüne anında el koyan banka hiç Demirören’ e acır mı? Acımaz, acımamalı. Hadi gözünüzü seveyim. Çıkarın şu ödeme makbuzlarını. 

Utandırın şu Sedat Peker’i.

 

 

Yazdır Paylaş
Diğer Metin ATLI Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek