Muhtarlar Derneği’nde bayrak değişimi
Ahmet Efendi vefat etti
Vali Bilgin’den Emniyet ve Jandarma’ya bayram ziyareti
Muhtarlar Derneği’nde bugün seçim var
Bu yazı 19 Mayıs 2021, Çarşamba 09:26:42 tarihinde eklendi. 800 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

DELİ DUMRUL HİKAYESİ - Metin ATLI

İlk defa bir bayramı evde geçirdik. Kurban Bayramı’nı yine bayram tadında geçirebilmek ümidiyle herkesin geçmiş bayramını kutluyorum. Ama benim yazım bununla ilgili değil. Evden çıkamadığımız bu bayramda geçmediğimiz köprülere ödediğimiz paralarla ilgili.
DELİ DUMRUL  HİKAYESİ

 

Deli Dumrul’u bilirmisiniz? Bir Dede Korkut hikayesidir. Dede Korkut Orta Asya’da Oğuz Türklerizamanında,belki 2 bin sene önce yaşamış ve o zamanki kahramanlıkları yazan birisidir.  Günümüze kadar gelen destanları var. Biz bunları okuyarak büyüdük. Hikaye şöyle başlıyor. Zamanın birinde Deli Dumrul diye savaşçı, gözüpek bir genç yaşarmış. Kimse elini bükemezmiş. Bir gün kuru bir derenin üzerinetahtadan bir köprü yapmış. O zamanlar köprü yapan müteahhitler yokmuş.  Köprüden geçenden 30 akçe, geçmeyenden 40 akçe almaya başlamış. Karşı gelene de bir güzel dayak atmış. Sonra  Deli Dumrul  bir gün Azrail’e kafa tutmuş diye hikaye devam ediyor.

                   Gel zaman git zaman ülkede Deli Dumrullar çoğalmış.İşi büyütmüşler,müteahhit olmuşlar.Boğaza asma bir köprü yapmışlar. Yetmemiş Osmangazi’ye de bir köprü yapmışlar. Yetmemiş boğazın altınaAvrasya diye bir tünel yapmışlar. Başlamışlar geçenden de geçmeyenden de para almaya. Devir değiştiği için parayı vermeyene dayak atmamışlar, icraya vermişler. Dövmekten beter etmişler.

                  Bir gün Oğuzellerinde bir salgın hastalık olmuş. Halk hastalıktan kırılmış. Sağ kalanlarda yoksulluktan işsizlikten kırılmış. Ahali toplanıp bir elçi göndermişler köprüleri yapan müteahhitlere, pardon Deli Dumrullara. Elçi yalvarmış, yakarmış. “Ey Dumrul Ağalar insaf edin. Bilirsiniz aşiret salgından kırılıyor. Bu bayram evimizden dışarı çıkamayacağız. Oyüzden kimse sizin köprülerinizden geçmeyecek. Zaten bu köprülerin yapım parasını şimdiden çıkardınız. Hiç olmazsa mübarek bayram günü geçmediğimiz köprülerinizden akçe almayın, devletimiz size vereceği akçeleri bize versin, biz de bu parayla karnımızı doyuralım, çocuklarımızı doyuralım” demiş. Ama Deli Dumrullar dinler mi. “Siz kim oluyorsunuz da huzurumuza gelip bizden yardım dilersiniz,biz paramızı isteriz”demişler.  Halk son bir çare padişaha çıkmışlar. Durumu anlatmışlar. Ama nafile.  Gökten 3 elma düşmüş. Masal da burada bitmiş.

O zamanın Deli Dumrul’u bugünün köprü yapan müteahhitleri oldu. Diyorlar ki memlekete yol yaptık köprü yaptık, ucundan da biraz para kazandık. Öyle değil. Çok para kazandılar. Bir ticarette risk vardır. Burada hiç risk yok. Para kazanmak garanti. Biz “neden yol yapıldı, köprü yapıldı” demiyoruz. “Neden bu müteahhitlere bu kadar çok para kazandırıldı,neden bu köprüleri devlet yapmadı” diyoruz. Yavuz Sultan Selim köprüsü, Osmangazi köprüsü ve Avrasya tünelinin toplam maliyeti 5,2  milyar dolar. Devlet bu müteahhitlere ne kadar garanti para ödeyecek?12,8milyar dolar.Müteahhitler ne kadar kar edecek? 7,6  Milyar dolar.Ticaretle uğraşan arkadaşlar,var mı böyle bir kar.

                      Peki bu müteahhitler bunları yaparken cebinden para mı koyuyor? Hayır. Bankalardankredi çekiyorlar. Devletin verdiği parayla taksitleri ödüyorlar. Peki bunları devlet yapsaydı, bu 7,6  milyar dolar da devlete kalsaydı daha iyi olmaz mıydı.  Neden böyle yapılmadı?

Daha bunun Çanakkale köprüsü var, havaalanları var, hastaneleri var. İşin boyutunu varın siz düşünün. Belki Kanal İstanbul da gemi geçiş garantili olacak. Bilmiyoruzki. Kütahya’ya  Zafer havaalanı yaptılar. 2044 yılına kadar Yılda 1 milyon 300 bin yolcu garantisi verdiler. Pandemiden önceki 2019 yılında bu havaalanını sadece39 bin yolcu kullandı. Uçağa binmeyen 1 milyon 261 bin yolcunun parasını devlet ödedi.

Hasta garantili yapılan hastaneler yapıldı. Müteahhit hastane yapacak. Hastaneyi müteahhit işletecek. Hasta gelse de gelmese de devletten parasını alacak. Olur mu? Bu yöntemle devletin cebinden en az 2 kat daha fazla para çıkacak,bu para müteahhitlerin cebine gidecek. Biz hastane yapılmasına karşı değiliz. Bu müteahhitlere garantili bu kadar çok para kazandırılmasına karşıyız. Olmaz. Kabul edilemez.

  İBB Başkanı İmamoğlu televizyonda Uğur Dündar’ın programında kendisinden önceki bir olayı anlatıyor. Fatih’te Vatan Caddesi’nde bir lunapark vardı. Burası yeşil alan olarak görünüyordu. İmar izni yoktu. Sonra ne oldu?Burası özel bir şirket tarafından 25 milyon liraya İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) den satın alındı. Sonra burayaİBB tarafından imar izni verildi. İmar olunca tabiiki arsa değerlendi.Sonra ne oldu biliyor musunuz?İBB bu imarlı arsayı tam 430 milyon liraya tekrargeri aldı.  Sonra da buranın imarını bozup tekrar yeşil alana çevirdi. Böylece bu özel şirket bir hareketle haybeden tam 405 milyon TL kazandı.

Dede Korkut 2 bin sene kadar önce yaşamış.AmaDede Korkut hikayeleri günümüz hikayelerine ne kadar çok benziyor değil mi.Sadece teknoloji gelişmiş, tahta köprüler asma köprü olmuş. Ama hikayeler değişmemiş.

Eski masallarda yeni padişahı seçerken ahali bir meydana toplanırmış. Bir kuş salarlarmış. Bu kuşun adına da hüma kuşu derlermiş. Kuş kimin kafasına konarsa o kişi yeni padişah olurmuş. Başına devlet kuşu kondu lafı buradan gelirmiş. Acaba seçimleri kaldırıp yine böyle mi yapsak.  Halkın seçtiği siyasetçiler hiçbir zaman halkın yanında olmadı. Bu seçim işini Hüma kuşuna mı bıraksak.

 

 

 

 

 

 

Yazdır Paylaş
Diğer Metin ATLI Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek