Meriç ailesinin acı günü
Kırklarelispor, Play-off’lara kötü başladı
Vaka sayısı en çok azalan il Kırklareli oldu
İş adamı Bahri İpek hayatını kaybetti
Bu yazı 07 Nisan 2021, Çarşamba 09:42:41 tarihinde eklendi. 1412 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

“YAŞAMAYI” UNUTMAYALIM - Burcu Çalışkan

Son bir yıldır pandemiyle baş etmeye çalışırken, hayatta kalma içgüdümüzün sesini daha fazla dinler olduk. Odağımızı “hayatta kalmak” olarak güncelledik adeta. Hayatta kalmanın ilk şartı olarak da adapte olmaya çalıştık, hala da çalışıyoruz. “Yeni normal” diye bir söz icat ettik, kelimelerin özüne aykırı bir şekilde. Çünkü normal diyebilmek için eskimesi, içselleştirilmesi gerekiyordu bir şeylerin. Yeni bir düzen olduğu kesindi, ancak henüz normal değildi. “Normal”in başındaki yeni kalkmadan da adapte olduğumuzu söyleyemeyeceğiz.
“YAŞAMAYI” UNUTMAYALIM

 

Yaşamımızı tehdit eden herhangi bir şeyle karşı karşıya kaldığımızda, tabii ki hayatta kalma içgüdümüzle hareket ediyoruz. Ne gerekiyorsa yapıyoruz, bazen kaçıyor, bazen de savaşıyoruz. Ancak bu tetikte olma hali geçicidir, yani tehdit ortadan kalktığında doğal olarak eski düzenimize döneriz. Peki ya tehdit henüz geçmediyse? Ne kadar “tetikte kalmaya” devam edeceğiz? Hayatta kalmaya çalışırken, yaşamayı unutmaya başlamış olabilir miyiz?

Evet, virüs henüz etkisini kaybetmediği için önlemler almaya devam etmeliyiz. Ancak bu halin gelip geçici olduğunu düşünerek adeta hayata bir mola vermişçesine bir süre biçmek ve bu sürenin sonunda aslında hiçbir şeyin tamamen eskisi gibi olmadığını görmek çok tehlikeli olabilir. Dolayısıyla, öncelikli olarak bir süre biçmeyi bırakmalıyız. Henüz elimizde bilimsel olarak açıklanan kesin bir süre de olmadığı için, belki 6 ay sonra, belki 1 yıl, hatta belki de 10 yıl sonra eskisi gibi olma beklentisinde olmamak daha iyi olabilir. Gelişmeleri takip etmeli, o an için gerekenleri yapmalı ve bu süreçte yine önümüze bakmalıyız.

Bir bitiş çizgisi de belirleyemediğimiz için bir süredir “ertelediğimiz” şeyleri de artık ertelemeyi bırakmalıyız belki de. Bir döngüde kaybolmak çok kolaydır. Belirsizlik en çok korktuğumuz şey iken, onun arkasına saklanmak da çok kolaydır. Tutunduklarımıza ya da ertelediklerimize daha parlak ve kendimizce daha haklı başka bir paket seçemezdik herhalde.

Dolayısıyla, tam da bu şartlarda kendimize sormamız gereken çok önemli sorular var: Gerçekten şartlar el vermediği için yaptıklarımız veya yapmadıklarımız neler? Neleri ise, bu bahaneye tutunarak yapıyoruz ya da yapmıyoruz?

Bu soruların üzerinde düşünmeye ihtiyacımız var. Çünkü, hayatımız boyunca kendimizi çokça bahaneyle engelleyebiliyoruz. “Yaşamak” yerine sadece “hayatta kalma” halinde bulabiliyoruz kimi zaman kendimizi. Durum böyle olunca da, artık büyümeye ve gelişmeye kendimizi kapatmış oluyoruz. Tam da bu nedenle, bu soruları kendimize sormamız çok önemli.

Şartlar uygun olmadığı için bazı şeyleri ötelememiz pek tabii mümkün, ancak hayallerimizi ve hedeflerimizi de bir kenara kaldırdıysak eğer ya da önümüze çıkan fırsatları bir köşede saklamaya çalıştıysak eğer, onları bu yeni düzende nasıl hayata geçirebileceğimizi bulmanın tam zamanı.

Öyle ya da böyle artık bazı şeyleri biliyoruz. İlk dönemdeki belirsizlikle beslenen korkularımızı yönetmeyi öğrenmeye başladık. Yine enerjimizin düştüğü ve yükseldiği günler, yani dalgalanmalar hayatın akışında olmaya devam edecektir. Ancak, bu süreçte sadece bedensel olarak değil, aynı zamanda zihinsel ve ruhsal olarak da sağlıklı kalmak istiyorsak “yaşamayı” unutmamalıyız.

Bu, adaptasyon sürecinin de bir parçası esasen. Şimdi, hayalini kurduklarımızı, hedeflediklerimizi, istediklerimizi, varlığımızı bu düzende ortaya koymaya başlamalıyız. Mola zannettiğimiz şey, mola değilmiş. Evet, her şey geçicidir ve bu yaşadıklarımız da geçecek. Ancak, dönüşüm geriye doğru değil, ileriye doğru evrilir. Dolayısıyla, bu zamanlar geçtiğinde de, düzen bildiğimiz eski haline değil de bambaşka bir surete bürünmüş olacak. Dolayısıyla, bizler bu dönüşümde de kendimizi “canlı hissetmenin” yollarını aramalıyız. Çok tetikte bekledik, çok endişelendik, çok korktuk, belirsizlik deyip durduk. Halen de bu duygularla baş etmeye çalışıyoruz. Ancak, tüm bunlarla birlikte yaşamanın da kendimizce yollarını bulacağız. Eğer kabuğumuza çekildiysek, hayatın yaşanmaya değer deneyimlerine yeniden kendimizi açmaya ihtiyacımız var.

 

Yazdır Paylaş
Diğer Burcu Çalışkan Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek