Trafik kazasında bir kişi hayatını kaybetti
BU KATLİAMA KİM DUR DİYECEK?
Kırklarelili özel sporcu dünya şampiyonu oldu
BİNOT, 30 yıllık tecrübesiyle Lüleburgaz’da açılıyor
Bu yazı 31 Mart 2021, Çarşamba 09:30:43 tarihinde eklendi. 2096 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İSTANBUL’ UN TAPUSU VAKIFLARIN - Metin ATLI

Gezi Parkı İstanbul Belediyesine ait bir yerdi. Bir kararla belediyeden alınıp Sultan Beyazıt Hanı Veli Hazretleri Vakfı’na verildi. Bu park Cumhuriyet kurulduğundan beri belediyeye aitti. Kimsenin böyle bir vakıftan haberi bile yoktu. Zaten aktif bir vakıf ta değildi. Meğerse gezi parkı aslında bu vakfın tapulu malıymış. Sadece gezi parkı mı? Pera Palas Hotel, Vefa Lisesi, Şişli Etfal Hastanesi ve Sait Halim Paşa Yalısının da tapusu bu vakfa aitmiş. II. Beyazıd, Fatih Sultan Mehmed in oğlu. Düşünün 516 yıl önceki tapuları gösterip buraları İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) den aldılar. Şaka gibi. İstanbul da tapulu evim var diye sevinmeyin. Bir sabah bir vakıf evinizin kapısına dayanabilir.
İSTANBUL’ UN TAPUSU VAKIFLARIN

 

Öğrendik ki(İBB) yıllardır el alemin tapulu malını kullanıyormuş. Neyse ki  Vakıflar Genel Müdürlüğümüz titiz bir çalışmayla Osmanlı tapularını inceledi ve bu yerlerin gerçek sahiplerini buldu. 516 yıl sonra da  olsa hak yerini buldu. Bu yerler gerçek sahipleri olan bu vakfa teslim edildi.Sultan II. Beyazıd Han sağ olsaydı da bu günleri görseydi. Sevinir miydi bilmem.  Ben padişahken bu kadarını yapamadım diye içmi geçirirdi bilmem. Yoksa eline bir sopa alır, böyle devlet mi yönetilir deyip herkesi falakadan mı geçirirdi bilmem. Keşke sağolsaydı.

                Sadece bu kadar mı? Ünlü Galata Kulesi var ya. Orası da İBB ye ait değilmiş. Buranın sahibi de Kule-i zemin vakfıymış. Çok şükür burası da İBB den alındı ve gerçek sahibi olan Kule-i Zemin vakfına verildi. Hey İmamoğlu! Eşkıya mısın kardeşim,başkasının tapulu malına konuyorsun. Burası hukuk devleti.

             Diyeceksiniz ki İstanbul u 2002 den beri Ak parti yönetiyor. O zamandan beri bunu fark etmediler de  İstanbul seçimlerini kaybedince mi fark ettiler. Siz de her şeyde bir art niyet arıyorsunuz. Osmanlı tapularını araştırmak kolaymı, bunları incelemek kolay mı?516 sene sonraancak fark etmişler. Ne yani, İstanbul seçimini Ak parti kazansaydı bu tapular ortaya çıkmayacakmıydı? Bunu mu demek istiyorsunuz?

Acaba diyorum  Osmanlı tapularını biraz daha kurcalasalar bu köprülerin, bu otoyolların arazileri de  bu vakfa ait çıkar mı? Geçmediğimiz  köprülerin, yolların parasını da bu vakıf öder mi? Benim ki de umut işte.

31 Mart 2019 yılında, yani 2 sene önce belediye başkanlığı seçimleri yapıldı. Akp iktidarı ilk yenilgisini tattı. İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Adana gibi çok kalabalık şehirlerde  Chpnin adayları belediye başkanı oldu. O İstanbul ki tam 25 yıldır Refah partisi ve Ak parti belediye başkanları tarafından  yönetiliyordu. O Ankara ki tam 20 senedir Melih Gökçek ve Ak parti tarafından yönetiliyordu. Bu seçim yenilgisi iktidarın kimyasını bozdu.

İBB'nin,  TCDD’ye ait tarihi Haydarpaşa ve Sirkeci garları ihalesine katılması engellendi.

 İmamoğlu yönetiminin, özellikle dar gelirli vatandaşların büyük ilgi gösterdiği Halk Ekmek büfelerinin sayısının artırılmasıyla ilgili teklif, İBB Meclisi’nde çoğunluğu elinde bulunduran AKP Grubu tarafından reddedildi.

             İBB yönetiminin salgın hastalık döneminde zor durumda kalan dar gelirli yurttaşlara yardımcı olmak için açtığı yardım kampanyası,  belediyelerin böyle bir yardım kampanyası düzenleme yetkisi olmadığı gerekçesiyle engellendi. Toplanan yardım paralarına el konuldu.   

              4 metro hattını bitirmek için İBB ye Türk bankaları kredi vermedi, belediye de yabancı bankalardan kredi aldı.                

Benim anlamadığım bu belediye başkanlarının hepsi Türkiye Cumhuriyeti belediye başkanların değil mi? Bu belediye sınırlarında yaşayanlar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı değil mi? Bunlar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının oylarıyla seçilmedi mi?  İyi şeyler yaparlarsa bu Türkiye Cumhuriyetinin yararına değil mi? Yoksa önemli olan benim partimin geleceği,  boşvermişim İstanbul’u  mu diyorsunuz.

                      Eskiden Cumhurbaşkanı tarafsızdı. Partili değildi. İktidar partisi böyle garip gerekçelerle belediyelerin çalışmasını engelleyemezdi. Karar yetkisi yoktu. Ama böyle ucube bir karar önüne gelirse veto ederdi. Dengeleri sağlardı. Ya şimdi?

                     Biz şu demokrasiyi bir türlü öğrenemedik. Demokrasiyi çoğunluk olanın azınlığı ezmesi olarak algılıyoruz. Biz demokrasiyi şöyle görüyoruz. Çoğunluk Türk se Kürdün, Laz’ın, Çerkez’in bir söz hakkı yoktur. Çoğunluk Sünni ise Şii’nin, Alevi’nin,  Caferi’nin söz hakkı yoktur. Biz böyle düşünüyoruz.   Aslında demokrasi de esas olan azınlık olanların haklarını korumak ve kollamaktır, demokrasi herkesi kucaklamaktır. Bir parti iktidarsa diğer partilerin hiçbir söz hakkı yoktur diyenler çoğunlukta. Ama gün olur seçim olur. Gün olur A partisi gider B partisi gelir. O gün de bir gün olur. Biz istiyoruz ki hangi parti veya hangi düşünce iktidar olursa olsun, diğer sesleri de dinlemelidir. Bu ülke ancak o zaman gelişir. Ancak o zaman herkes mutlu olur.

Sonuç olarak bu devirde muhalif partiden belediye başkanı olmak zor zanaat. Ne diyelim! Allah yardımcıları olsun.

Yazdır Paylaş
Diğer Metin ATLI Yazıları
hurfikir.com.tr’da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı Hürfikir Gazetesi sorumlu tutulamaz.
Tasarım by Webdestek