Toplantıda vatandaşlar yaşadığı sel felaketiyle dakika dakikasına anlatırken, gözyaşlarına hakim olamadılar.
Büyükkarıştıran’da Atatürk Parkı’nda yapılan ve TEMA Vakfı Lüleburgaz Temsilcisi Hakan Dedeoğlu’nun da katıldığı toplantıda vatandaşlar yaşadığı sel felaketiyle dakika dakikasına anlatırken, gözyaşlarına hakim olamadılar.
Vatandaşlardan Orhan Kır, suyun ilk geldiği seviyenin diz boyunda olduğunu belirterek, “Herkes arabalara sarıldı. Ben hemen eve gittim. Su neredeyse hanımın boğazına geliyordu. Onu kurtardım. Her zaman su böyle gelmiyordu. Daha önceden biz suyun gelişini seyrederdik. Kaçma imkanımız hiç olmadı. Yaşadığımız olayın şokunu hala üzerimizden atamadık” ifadelerini kullandı.
Ardından İsmail Tunç da 180 tane küçükbaş hayvanını kaybettiğini ifade ederek, “Ben lokantada yemek yedim. Daha sonra bizi arayarak sel geldiğini söylediler. Eve gittim, suyun içinden hayvanlarımı çıkarmaya başladım. 78 tane hayvanı kurtarabildim. Ben su havzalarının dolduğunu düşünüyorum. Halimiz ne olur bilmiyoruz?” dedi. Tunç, sel öncesinde belediyeden de herhangi bir anons duymadığını iddia etti.
Suda elektrİk vardı!
Vatandaşlar yaşadıkları felaketin etkisinde kaldıklarını dile getirerek, mağduriyetlerinin bir an önce giderilmesini istediler. Faik Küçük de, 1955’ten yana böyle bir durumla karşılaşmadıklarını ifade ederek, eşyalarının, saman ve buğdaylarının yaşanan olayda zarar gördüğünü belirtti. Selami Canbaz da, “Olay yaşandığında hanım evdeydi bende koyunlardaydım. Geldik kuzu kestik, komşunun dolabına götürdük bozulmasın diye. Komşu telefon etti aceleyle eve geldik. Ortalığı su almış. Siyami ve oğlu arabayı yerleştirmeye çalışıyordu. Su boğazımıza kadar gelmişti. Siyami ve oğlu kaldırımdan, ben de yoldan gidiyordum. Arkamdan gelirken düştüğünü gördüm. Kurtarmak için geri döndüm ama ayaklarım elektriğe kapıldı. Suda elektrik var diye hanıma ve kızıma kaçmalarını söyledim. Oğlu da Siyami’yi kurtarmaya gidince onu da elektrik çarptı. O bölgede su bele kadardı. Yani Siyami ve oğlunun boğularak ölme gibi durumları söz konusu değildi. Ayaklarım elektriğe kapılınca ben kaçmak zorunda kaldım. Benim de 22 koçum telef oldu” dedi.
Büyükkarıştıran Belediye Meclis Üyesi Bayram Güner de, son zamanların en büyük felaketi olarak nitelendirdiği olayla ilgili, “İğneler köyünde sıkıntı olduk ama önemsemedik. Gece arkadaşım aradı ve irkildim. Gece saat 03:10 sıralarında botlarla selzedelere yardım ediliyordu. Ama olan olmuştu. Hem manevi hem de maddi kaybımız var. Bu duruma devlet büyüklerimizin el atmasını istiyoruz. Burasının afet bölgesi ilan edilmesini istiyoruz. Sular geldiğinde beldemizde elektrik çalışması olduğu ve ekiplerin bu çalışmayı bıraktığı iddiaları var. 80 ev ve 30 işyerinin zarar gördüğünü biliyoruz. Biz görevde olsaydık olaylar bu duruma gelmezdi” dedi.
Dere yatakları dolduruldu!
Güner, dere yataklarının Belediye tarafından doldurulduğunu ifade ederek, “Yapılan dolgu çalışmalarının uygun olmayacağını bildirdik. Alan taşkın sahasıydı. Yaşanan olayın ardından belediye herhangi bir toplantı yapmadı” diye konuştu.
Mera Birliği’nde görev yapmış İrfan Kambur da, “Bu olayın birinci nedeni dere alanında olan yerlerin hazineye çevirmek için mera statüsünden çıkarılmasıdır. Bu yerlerin bir kısmı Trakya Döküm’e satıldı. Biz çok mücadele ettik. En büyük sorun çamlığın altıdır. Başkanımız araba parkı ve düğün salonu yaptı. O bölgedeki dolgu tam 20 metredir. Dolguların ardından mahalle alçakta kaldı. Kırklareli Valisi İsmet Metin zamanında Kırklareli Mera Birliği Başkanı Bülent Güner Bey ile görüştüm. O da ilgilendi fakat bir hafta sonra Kofçaz’a sürüldü. Çamlığın ön tarafına da bent yapıldı. Su oraya vurunca yön değiştirdi ve önüne topladığı her şeyle mahalle içine geldi. dereyle parkın arasını dolgu yaparak, köprünün gözlerinin kapatmışlar. Bana görevimi yaptırmadılar. Sosyal tesis, pazaryeri, küçük sanayi sitesi yapacaktı başkanımız. Hani nerede? Kaç yıl oldu hiçbirisi daha ortada yok” dedi.
TREDAŞ suçlu İddİası!
Sel felaketinde hayatını kaybeden Siyami Yeni’nin ağabeyi Burhan Yeni de, en büyük yanlışın yapılanmadan kaynaklandığını belirterek, “Belediye başkanımız rant peşindedir. Bu sayede de bol bol dolgu yapıyor, yaş döşüyor. Dere yatakları sürekli dolduruldu. Bu felakette ben kardeşimi ve yeğenimi kaybettim. En az 100 sefer sel geldiğini biliyorum ama böylesi görülmedi. 2 saat önce haber aldığını söylüyor başkanımız. O zaman neden halkı bilgilendirmedi? Ama çamlığa gidip yandaşlarını uyardı, sel geliyor diye. Ben mücadelemi sonuna kadar vereceğim. Adalete de güveniyorum. Eğer bir daha yağış gelirse felaket olur. Çamlığın oraya yapılan set büyük bir yanlıştır. Bu olayda TREDAŞ’ın da suçu var. Sel öncesi beldemizde çalışma yapılıyordu. Neden elektrikler kesilmedi? Biz hiçbir kurum veya kişi tarafından uyarılmadık.” Dedi.
Ağabey Şaban Yeni de, olaylarda suiistimallerin büyük olduğunu iddia ederek olayın yaşanmasında belediyenin suçlu olduğunu belirtti. Yeni, selin gündüz gelmesi durumunda daha büyük kayıpların verilebileceğini vurguladı.
Vatandaşlar bunun yanında Büyükkarıştıran Beldesi yanında bulunan Kızılay’ın da kendilerine hiç yardım etmediklerini iddia ederek, Kızılay’ın odalarında mağdur olan vatandaşların kalabileceğini belirttiler. Ufak tefek erzakların geldiğini belirten vatandaşlar, Kızılay’dan hiçbir şekilde yardım gelmediğini vurguladılar. Ömer MUTLU




