1. Haberler
  2. “Ben iki dil biliyorum, biri Türkçe diğeri fotoğraf…”

“Ben iki dil biliyorum, biri Türkçe diğeri fotoğraf…”

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
 
Söyleşi: Şuayip EVİN
 
 Fotoğraf ve fotoğrafçılık üzerine konuşmaya başlamadan önce adını imza attığı başarılı işleriyle sık sık duyuran Ufuk Kıray'ı yakından tanıyalım…
 
   1977 yılında Lüleburgaz’da dünyaya geldim, son zamanlarda sıkça duyduğum neden burada yaşıyorsun İstanbul’a gitsene serzenişlerine inat halen burada yaşıyorum.Nedense herhangi bir meslek dalında biraz sivrilen insanlar sanki büyük bir şehre özellikle de İstanbul’a gitme mecburiyeti duyuyorlar. Benim hiç bir zaman öyle bir hevesim ve amacım olmadı. Lüleburgaz’da yaşamaya devam edeceğim. Zaten mesafe olarak uzak da değiliz,Katalog çekimleri olsun albüm çekimleri olsun , bu tarz işler olduğunda İstanbul’a gidip işlerimi halledip geriye dönüyorum. Bu sebeple kendimi illaki büyük bir şehrin çarkları içine atma gereği duymuyorum.
Dumlupınar Üniversitesi’nde işletme eğitimi aldım.
 
 Son yılların ilgi odağı olan fotoğrafçılık geçmişte neredeydi, şimdi nereye geldi ve sizce nereye doğru gidiyor?
 
Mağara duvarına resim çizildiği andan itibaren bütün güzel sanatların kaderi de çizilmişti aslında ve sadece doğacakları anı bekliyorlardı. Fotoğraf 1839 yılında icat edildiğinden günümüze kadar geçen o 173 yılda içerisinde çok köklü değişimler ve gelişimler geçirdi ve geçirmeye de devam ediyor.Nereye gidiyor sorusuna mağara duvarına bir şeyler çizmeye çalışan bir adam olarak yanıt vermek bana oldukça zor geliyor.
 
 
 Türkiye’de isim yapmış bir fotoğrafçı Ara Güler yakın zamana kadar dijital makine kullanmamasına rağmen Türkiye’nin en iyi fotoğrafçılarından biriydi. Oysa şu an iyi fotoğraf üst düzey fotoğraf makinesiyle çekilir mantığı yerleşmiş durumda. Siz bu konuda ne söyleyeceksiniz?
 
Fotoğrafçılığa yeni merak salan, ya da kısa bir süredir ilgilenen arkadaşlardan genelde şöyle sorular alıyorum;
“Hangi makineyi alayım , şu model iyi mi? Onlara kısaca şöyle diyorum;
"En pahalı fotoğraf makinesi , en güzel fotoğrafı çeker diye bir kural yok. Bunun bilincine ulaşın yeter".
Fotoğrafın basit bir mantığı ve bazı temel kuralları var. Bunları bilip, farklı bakış açısı ile de çalışmalarını neticelendirirlerse, makinenin ve modelinin çok büyük bir farkının olmadığını anlayacaklardır.
 
 İyi bir fotoğrafın sırrı nedir?
 
 Şudur, diyebileceğim kesin bir şey yok. Fakat benim fotoğraf anlayışım ve tarzıma göre, o sır; fotoğrafı, fotoğraf makinesi kullanmadan çekilen halinde saklıdır. Yani görüntüyü öncesinde düşüncelerinizde oluşturabildiyseniz sonra o adımları izleyerek, iyi fotoğrafı oluşturabiliyorsunuz.
 
 Dijital fotoğraf makineleri artık neredeyse herkesin elinde bulunuyor. Bu fotoğrafçılık için iyi bir adım mı?
 
Daha çok fotoğraf makineleri üreticileri ve satıcıları için iyi bir adım olduğu söylenebilir. Aslında evet söylediğin gibi, neredeyse herkesin elinde bir fotoğraf makinesi var. Burada amaç ve varılan sonuç çok önemli. Herkesin elindeki fotoğraf makinesi biraz da şuna benziyor, deniz kaplumbağalarının çıkıp yumurtalarını kumsala gömmesi gibi . Belki binlercesi var ama sonuçta çok azı yumurtadan çıktıktan sonra denize ulaşabiliyor. Fotoğraf makinesi bizi o yumurtanın içine hapseder, fotoğraf bilinci ise o yumurtadan olgunlaşmış bir şekilde çıkmamızı sağlar. Ve sonra izleyeceğim doğru yol ve şansın da yardımı ile sizi denize ulaştırabilir.
 
Dijital fotoğrafçılık ve internet ortamında fotoğrafın yeri hakkındaki görüşleriniz nedir?
 
Dijital fotoğrafçılığın, fotoğrafı daha ulaşılabilir ve zahmetsiz bir hale getirdiği tartışılamaz. Biz tam geçiş sürecine denk geldiğimiz için, gereksiz bir şekilde analog-dijital tartışmaları yaşadık. Fotoğrafın kimyasal bir süreçle mi elde edildiği yoksa sayısal verilerle mi elde edildiği çok önemli değil. Önemli olan sonuç olarak ortaya çıkan şeyin size ne verdiğidir.İnternet ortamı, fotoğrafçılık konusunda pek çok olumlu durumu içinde barındırıyor aslında. Öncelikle fotoğrafı bence belirli bir zümrenin elinden almasına ve sanatsal aktiviteler olarak yaygınlaşmasında büyük bir rol oynadı. Fotoğraflarınızı sergilemeniz ve hızlı tepkiler almanızı da sağladı. Kısa sürede çok fazla fotoğraf izleyerek kişinin kendisini geliştirmesine de olanak sağladı aynı zamanda. Ve fotoğrafa ilgili geniş bir kitleyi buluşturdu , kaynaştırdı hep beraber işler yapmasına olanak hazırladı.
 
Fotoğrafın toplumdaki işlevi nedir?
 
İşte o pahalı fotoğraf makineleri , fotoğraflarınızı daha büyük boyutlarda bastırmanıza olanak sağlar ama aslında dediğin gibi fotoğrafın toplum üzerindeki işlevi daha önemlidir. Bana göre en önemli işlevi , toplumsal bir bellek oluşturmak ve olayların, durumların , şey'lerin unutulmamasını sağlamaktır.
 
 Fotoğrafın geçmişinden, daha doğrusu fotoğrafın o karanlık günlerinden bahseder misiniz, o günden bu güne ne gibi değişiklikler oldu?
 
Fotoğraf 1839 yılında icat edildiğinden bu yana karanlık bir günü olmadı aslında. Geçmişte karanlık olan tek şeyi odasıydı. İcat edildiği zamandan bu yana her zaman ilgi odağı olmuş ve toplumun büyük bir kesimince sahiplenilmiş bu sayede kısa bir sürede geniş kitlelere yayılmıştır. En büyük değişikliğin karanlık odanın dijital teknoloji ile aydınlık odaya dönüşmüş olması sanırım.
 
Sizce fotoğraf nedir?
 
Benim için fotoğraf görsel bir iletişim dilidir.
Şöyle de diyebiliriz ben iki dil biliyorum biri Türkçe diğeri fotoğraf…
 
Fotoğraf merakınız nasıl doğdu?
 
Aslında bir önceki soru ile çok bağlantılı bir cevabı var. Fotoğrafı bir iletişim dili olarak anlamaya başladığım zaman, o dili nasıl geliştirebilirim düşüncesi ile beraber doğdu. Ve o zamandan beri de bu dili geliştirmeye çalışıyorum.
 
İdol olarak gördüğünüz bir fotoğraf sanatçısı var mı ?
 
Ben genelde toplumsal konularda eleştirel fotoğraf çalışmaları yapmayı kendine tarz ve görev edinmiş birisiyim. Ne yazık ki bu alanda fotoğraf üreten arkadaşlar göremiyorum. Şayet genç arkadaşlar bu tarz çalışmalar yapmaya başlarlarsa seve seve kendilerini idol olarak görebilirim.
 
 Son yıllarda başarılarınızla sık sık gündeme geliyorsunuz. Bize aldığınız başarılardan söz edebilir misiniz?
 
Fotoğraf çalışmalarımdan bir çok ödül aldım. Türkiye’nin çok çeşitli yerlerinde söyleşiler sunumlar gerçekleştirdim. Sanat Galerilerine çalışmalarım kabul edildi. Fakat ben bunları başarı olarak kabul etmiyorum. Benim için başarı diyebileceğim bir kaç olay var. Toplumsal konularda çok fazla çalışma yaptım. Hepsi iyi kötü ilgi gördü ve takip edildi ama özellikle N.Ç Davası ile ilgili yaptığım çalışma gerçekten amacına ulaşan bir çalışma oldu.Hürriyet Gazetesi’nden Sibel Arna'ya tam sayfa röportaj vermenin yanında Yılmaz Güney Sanat festivalinde de başarı ödülü kazandı. Bu sayede geniş kitlelere ulaşarak böylesi vahim bir durumu insanların görsel hafızasına da kazımış, bu sayede toplumsal bir bellek oluşturmaya da olanak yaratmış oldum. Tarım bakanlığından ödül aldığım fotoğrafın aynı zamanda PTT Genel Müdürlüğünce 250 bin adet pul olarak basılmış olması da benim başarı diyebileceğim bir konudur. Şike Soruşturması ile ilgili gerçekleştirdiğim çalışmanın da iki adet dev pankart halinde hazırlanarak Şükrü Saraçoğlu stadına asılması da benim gururumu okşayan ayrı bir olaydır.Lüleburgaz’dan senin gibi genç bir arkadaşın benimle söyleşi yapmak istemesi de , benim için ayrıca bahsedilmesi gereken başarılardan birisidir.
 
 Genellikle toplumun sorunlarıyla ilgili fotoğraf çekiyorsunuz. Bu da sizin ne kadar duyarlı bir vatandaş olduğunuzu gösteriyor.Toplumsal meseleler ile ilgili yeni bir çalışmanız var mı ?
 
Zaten bu söyleşiyi yaparken yeni gelecek fotoğrafın hazırlıklarına da az çok tanıklık etmiş oldun. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı’nın T.C Başbakanı ile telefon görüşmesi yaparken elinde tuttuğu beyzbol sopasından yola çıkarak bu konuyu eleştiren bir fotoğraf çalışması yapacağız. Bu fotoğrafın hazırlıklarını bitirmek üzereyiz. Sadece uygun mekan arayışlarımız sürüyor. Bu çalışma bitiminde yine gündemi meşgul eden bir AKP Milletvekili oğlunun polisleri şüpheli olarak sıraya dizdiği anın eleştirisi yapan bir fotoğraf çalışması yapacağız. Ve sonrasında bu tarz çalışmalar yapmaya da devam edeceğiz
 
Bugüne kadar çekmiş olduğunuz N.Ç Davası gibi kaç fotoğrafınız var?
 
Epey var sanırım. Yargı reformu ile ilgili çektik, Genel Seçimler , referandum , Yeni Dünya Düzeni , Mavi Marmara Saldırısı , Çocuk istismarı , Aile İçi Şiddet , Kadına Şiddet , Tecavüz , Yeni tütün Yasası , Şike Soruşturması şimdilik aklıma gelenler …
 
Fotoğrafa ilginiz nasıl doğdu ve ne zamandan beri fotoğraf çekimi yapıyorsunuz?
 
Fotoğrafçı bir aileden geliyorum. Fotoğrafçılık baba mesleği. Ama benim için ilgi duyulacak kısmı meslek olarak yapılan fotoğrafçılıktan ziyade, görsel bir dil olarak kullanılan şekli. İlgimi doğuran ve büyüten o bilinci yakalamam oldu.
Çok uzun yıllardan beri fotoğrafı çekiyor olmalıyım ancak, çektiğim şeylere anlam vermeye bir 3-4 yıldır başladım sanırım.
 
 N.Ç Davası fotoğrafınız günlerce gündemde kaldı Hatta bu konu hakkında ulusal gazeteye de röportaj verdiniz.O fotoğrafta en az fotoğraf kadar profesyonel gözüken bir kız var. Biraz ondan bahseder misiniz?
 
N.Ç Davası ile ilgili bir fotoğraf fikri aklıma oluştuğunda gözümde canlanan tek karakter oydu. Şayet o olmasaydı fotoğraf anlatımından çok şey kaybedebilirdi. Kaldı ki N.Ç Davası fotoğrafı hazırlıkları esnasında bana tanınmış bir manken de bu fotoğraf için önerildi. Belki tanınmış bir model ile kitlelere daha kolay ulaşabilirdik ama fotoğrafın ruhuna katacağı duygudan da uzaklaşabilirdik o yüzden az öncede dediğim gibi fotoğraf fikri aklımda oluştuğundan beri aklımda olan modelden vazgeçmedim. Kendisi de böyle bir proje içinde büyük bir istekle var oldu. İsmi Gülşah Özdil Lüleburgaz’da yaşayan genç bir arkadaşımız. Kendisiyle N.Ç Davasının yargı kararını eleştiren o çalışma dışında N.Ç'nin ruh halini işleyen yeni çalışmalar yapmaya da devam ediyoruz.
 
 Fotoğraf sever okurlarımıza söylemek istediğiniz son sözler..
 
Fotoğrafı sevmeye devam etsinler ama amacı olmayan fotoğraflar çekmesinler
Fotoğrafı, toplumsal ve siyasi belleğin bir aracı haline getirsinler.
 
– Bana zaman ayırıp sorularıma içtenlikle cevap verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Yeni projelerinizde de başarılarınızın devamını diliyorum.

“Ben iki dil biliyorum, biri Türkçe diğeri fotoğraf…”
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

hurfikir.com.tr Güncel bilgi ve dökümanlar, haber, resim galerisi, bilgi bankası sosyal portal ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!