Türkiye İşçi Partisi (TİP) Kırklareli’nde etkinlik düzendi.
Türkiye İşçi Partisi’nin Çocuk Hakları Komisyonu tarafından Kırklareli TİP örgütünde “Kültürel Kodlar Karşısında Çocuk Haklarını Savunmak” başlıklı bir seminer düzenlendi.
Hem parti üyelerinin hem de yurttaşların katılım gösterdiği etkinlik yaklaşık iki saat sürdü.
Semineri Komisyon adına Çocuk Gelişim Uzmanı ve Davranış Analisti Tanyel Süzer sundu.
Konuşmasında çocuk tanımı, yetişkinlerin çocuklarla etkileşiminde kültürel kodların etkisi, çocuk işçiliği, çalıştırılan çocukların eğitim sisteminden kopuş süreci, eğitim hakkı, suça sürüklenen çocuklar kavramı ve cinsiyet eşitliği başlıkları ele alındı.
Eğitim sisteminin çöküşüne dikkat çekilen konuşmada; özellikle kadınların ekonomik bağımsızlığını güçlendirecek ücretsiz okul öncesi bakım ve eğitim kurumlarının açılmadığı, köy okullarının kapatılmasıyla çocukların taşımalı sistemle ailelerinden uzaklaştırıldığı, devletin yeterli ve güvenli yurtlar açmayarak aileleri cemaat yurtlarına mecbur bıraktığı ifade edildi.
“Çocukların duygusal gelişimi ihmal ediliyor”
Aileler yoksulluk, güvencesizlik ve toplumsal baskı nedeniyle çocukların duygusal gelişimini beslemekte yetersiz kalıyor. Özellikle 4–6 yaş grubu için açılan Kuran kursları ve dini eğitimin çocukların bilişsel ve duygusal gelişimi üzerindeki zararlarının, toplumun dini duyguları istismar edilerek göz ardı ediliyor.
Bilimsel ve laik eğitimin geriye itilmesi Türkiye toplumlarının geleceği açısından ciddi riskler oluşturuyor.
Adalet sisteminde derin çöküş ve Çocukluk hakkının gaspı
Süzer, iktidarın özellikle “aile” kavramını kutsallaştırarak çocukların çocukluk haklarını yok saydığını, özellikle yoksul ailelerin çocuklarını yalnızca “ucuz işgücü” olarak konumlandırmaya çalıştığını ifade etti. Hukukun işlememesi nedeniyle suç-ceza dengesinin bozulduğunu, suça sürüklenen çocukların ise “toplumsal öfkenin hedefi” haline getirildiğini vurguladı. Bir annenin evladını kaybetmesi üzerinden toplumda yaratılan duygusal manipülasyonla, asıl sorumluların değil çocukların suçlu ilan edilmeye çalışıldığını belirtti.
Konuşmasında çocuk adalet sisteminde suçu önleyici tedbirlerin uygulanmadığını; suça sürüklenen çocukların eğitim ve rehabilitasyon ihtiyaçları karşılanmadığı için çocukların ömür boyu damgalı bir konuma itildiğini söyledi.
Kimlik, eşitlik ve kapsayıcılık vurgusu
İktidarın son dönemde hazırladığı yargı paketlerinde yine “aile” kavramının politik bir araç olarak kullanıldığı; atanmış cinsiyetinden farklı cinsiyet kimliğine sahip çocukların hedef gösterildiği, akran zorbalığının engellenemediği belirttildi.
Nöroçeşitli, fiziksel engelli, LGBTİ+, göçmen ya da farklı etnik köken ve inançlara sahip çocukların haklarının korunması konusunda devletin açık bir sorumluluğu olduğunu ifade eden Süzer, kapsayıcı toplumsal bir yaklaşımın zorunluluğuna dikkat çekti.
Seminer, katılımcıların soruları ve katkılarıyla son buldu.
Ertan BAYER
