Osman Kavala'ya ağırlaştırılmış müebbet, diğer sanıklara da 18 yıl hapis cezası verilmesinin ardından Lüleburgaz Üçgen Parkta 28 Nisan Perşembe günü akşam saatlerinde basın açıklaması yapıldı.
Basın açıklamasında Gezi davası kararı ile adaletin bir kez daha katledildiğini belirtildi.
“BU KARARI KABUL ETMİYORUZ”
Yapılan açıklamada; “Pazartesi günü akşam saatlerinde, özgürlük ve demokrasi isteyen herkes için çok önemli olan Gezi davasında hapis cezaları havada uçuştu. Karara şerh koyan hakimin kendi ifadesiyle " dinlemeler hukuksuz ve dosyada delil yok" Gezi Direnişinin parçası olan arkadaşlarımız dün uydurma deliller ve asılsız suçlamalarla, hapis cezasına mahkum edilerek tutuklandılar. Bu kararın hukukla ve adaletle açıklanabilir hiçbir yanı yok. Gezi Davası; en başından itibaren siyasi iktidarın politik ihtiyaçları gözetilerek dizayn edilmiş, karar da iktidarın istediği biçimde verilmiştir. İktidarın dayatmasıyla, kurgu iddianamelere dayanarak verilen bu mahkeme kararı; Gezi’nin tertemiz direnişini lekeleyemez. Bu kararı kabul etmiyoruz. Gezi direnişinin arkasında dimdik durduğumuz gibi, Gezi Davasında yargılanan ve ceza alan arkadaşlarımızın yanında durmaya devam edeceğiz. 2013 yılında, bugünlerin de öngörüsüyle Türkiye’nin gidişatından rahatsız olan milyonların, Gezi Parkı’nda simgeleşen kamusal alanlara, kamusal varlıklara sahip çıkışı, yaşam tarzına müdahaleye izin vermeyişi ve yurttaşlık bilinciyle ses çıkarmasıydı Gezi Parkı direnişi. Gezi davasında yargılanan ve 18 yıldan ağırlaştırılmış müebbet hapse kadar ceza alan 8 kişi işte bu devasa toplumsal hareketin sadece bir parçasıydılar. Tıpkı, onurumuz dediğimiz bu toplumsal hareketin, bizim de bir parçası olmamız gibi. Ama bilinmelidir ki; halkı hedef alan, toplumsal muhalefeti sindirmeye yönelik bu karar; gelecekte hem iktidar sahiplerinin hem de bu kararın altında imzası bulunanların üzerinde bir utanç vesikası olarak kalacaktır. Çünkü gezi, halktır, yargılanamaz. Gezi’den öğrendiğimiz en büyük şey, birbirimizin elinden tutmanın, birbirimize sahip çıkmanın bizi ne kadar güçlü kıldığıydı. Bundan sonra da birbirimize sahip çıkmaya, arkadaşlarımızı, ağaçlarımızı, ormanlarımızı, şehirlerimizi korumaya devam edeceğiz. Bu mahkeme kararı derhal kaldırılmalı ve yaşam savunucuları serbest bırakılmalıdır.” açıklaması yapıldı.
Haber; Uğurcan KARAOĞLU
