1. Haberler
  2. Güncel
  3. Hasta ile hekim arasında güven olmalı

Hasta ile hekim arasında güven olmalı

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

Mesleği üzerine bir çok konu hakkında önemli bilgiler veren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ayça Miray Buran ile yaptığımız röportajı okurlarımızla paylaşıyoruz.

Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Ben Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ayça Miray Buran.  Önce iyi bir insan, iyi bir doktor olmaya çalışan, hastası ile empati kuran, kadınları kendi alanımda bilinçlendirmeye gayret gösteren biriyim. 1990  yılında Kırklareli’nde doğdum. 2014 yılında Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. 2020 yılında Sancaktepe Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Kadın Hastalıkları ve Doğum kliniğinde uzmanlık ünvanını aldım. 2020-2021 yılları arasında Mardin Midyat Devlet Hastanesi'nde zorunlu hizmetimi tamamladım. 2020’den beri Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak görev yapmaktayım.

Türkiye’de özellikle kadınlar jinekologlara gitmeye çekiniyorlar ve bu yüzden de aslında birçok hastalığa önlem almakta gecikiyorlar. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu konu eğitim ve zamanla daha yüz güldürücü bir seviyeye geldi bence. Hastalar artık şikayetlerini önemsiyor ve doktorla konuşmanın ayıp olmadığını benimsiyor. Belki periferde konu hala bir tabu ama zamanla oralarda da gelişip düzeleceğini düşünüyorum. Böyle olmak zorunda. Yıl 2022 artık ve teknoloji inanılmaz ilerledi. İnternet baş döndürücü bir gelişme. Herkes merak ettiği bilgiye, kişiye, doktora, hastaneye istediği anda ulaşabiliyor.

Anne ile bebeği ilk kez buluşturuyor olmanın size hissettirdikleri nelerdir?

Doğumu; aileye, topluma yeni bir bireyin katılması, kadının anne olması açısından bir geçiş evresi olduğu yolculuk olarak görüyorum. Bebeğin rahimden dünyaya gelişi de bir yolculuk . Ama benim burada anlatmak istediğim tam olarak bir kadının anne olma yolculuğu. Doğum süreci (eğer bu süreçte bir sıkıntı yoksa) doğanın kadına öngördüğü şekilde işlediğinde, annelik için gereken güdüler ve duygular kendiliğinden başlıyor. Anne ve bebek arasında bu sürecin sonunda büyük bir aşk oluşuyor. Bu aşk sayesinde hormonları kadını anne yapıyor. Bebeğini besleme, koruma ve büyütmek için gerekli annelik  hisleri başlıyor. Böylece sağlıklı ve doğru bir bağlanma süreci kendine güvenen güçlü nesiller yetiştirmek için de bir başlangıç oluşuyor.

 


Kadın Hastalıkları ve doğumla ilgili öne çıkan birkaç sorumuz var. Mesela hamilelik ve öncesiyle ilgili. Eskiden daha rahat bir süreç yaşanıyormuş gibi. Şimdi ise hamilelik daha planlı programlı gelişiyor. Öncesinde folik asit, vitamin takviyelerinden bahsediliyor. Bu süreçteki değişimin nedeni nedir?


Bu sorunuza yine internete kolay ulaşım diye cevap verebilirim. Faydaları olduğu gibi zararları da var tabi internetin. Planlı gebelikler görmemiz bu modern yaşamın sonucu. Herkes istediği zamanda, istediği kadar ve sağlıklı çocuk sahibi olmak istiyor ki bu da çok normal.

Bence son dönemdeki gebelikler daha doğru yaşanıyor. Bilimin bize öğrettiği bilgiler ışığında örneğin biliyoruz ki gebelikten 2 ay kadar  öncesinde ve gebeliğin ilk 3 ayında folik asit alınması bebeğin nörolojik gelişimini destekliyor ve bir grup nöral tüp defekti denilen hastalığı önlüyor. E o zaman neden bu önlemi almayalım? Tabi ki kontrollü planlı gidelim ama kendi gebelerime de mutlaka başında söylüyorum ne olur pimpirikli olmayalım. İnternetteki her bilgi doğru değil. Okuyalım ama hekimimizle teyitleşelim. Gebelik doğal bir olay ve doğal yaşayalım..

Normal doğum ve sezeryanla ilgili de anne adayları ve ailelerin kafaları karışık. Burada sizin önerileriniz nelerdir?

Her ikisinin de birbirine üstünlükleri ve birbirine göre dezavantajları var. Bir kadın için vaginal doğum çok uygun olabiliyorken başka bir kadın için sezaryen uygun olabiliyor. Normal kelimesini burada kullanmak çok doğru değil.. Son derece anormal seyreden problemli vaginal doğumlar olabiliyor. Bu durumun yaşanmaması için önceden değerlendirip o hasta için en iyisini seçmek lazım. Bazı kadınlar vaginal doğum için o kadar uygun ki, bebek kayarak  geliyor, anne yorulmadan ıkınıp doğuruyor. Böylesi doğumları izlemek ve yaptırmak çok keyifli gerçekten.

Kadınların ne sıklıkla doktor kontrolüne gitmesini öneriyorsunuz?

Jinekolojik açıdan eğer gebelik yok ise, her kadın senede 1 kez pelvik muayene ki ultrasonla yapılması tercihimiz olmalı, aynı muayenede rahim ağzı kanserinin erken teşhis testi olan smear testini yaptırmalıdır. Bu muayene esnasında meme muayenesi de atlanmamalı gerekirse meme ultrasonu ve yaşına göre uygun ise mammografi istenmelidir.

 


En sık karşılaşılan, en yaygın kadın hastalığı nedir? Önlemleri nelerdir?


Jinekolojik açıdan en sık görülen hastalıklar kanser olanlar ve olmayanlar olarak ayrılmalı. En sık  kadın kanserleri meme, rahim ağzı, rahim kanserleri, yumurtalık kanserleri ve metastazlarıdır.


Kanser olmayanlarda ise cinsel yolla bulaşan hastalıkları çok sık görüyoruz. Maalesef virüslerle yayılımları çok fazla olan siğil ve benzeri hastalıklar da çok fazla.

Kadınların başında bir başka dert de kanama bozuklukları. Fazla kanamalar, düzensiz kanamalar, bunlara bağlı kansızlık şikayetleri de azımsanmayacak kadar sık gördüğümüz problemler.


Doğumdan ve ameliyattan korkan hastanızı nasıl rahatlatırsınız? Hastaya yeterli bilgi vermenin buna etkisi olur mu?


 


Size güvenen hastanız doğumdan da ameliyattan da korkmaz. Günümüz, bilgi çağı ve yıllar önce bilmediğimiz bazı tıbbi hastalıklar bugün çok basit tedavilerle giderilebiliyor. Son zamanlarda çok yaygın olan ve rahim ağzı kanserinin en önemli sebebi olan Human Papilloma Virüs (HPV) yıllar önce tedavi edilemiyordu. Bu virüsün ilaçla kesin bir tedavisi yoktur. Ama artık rahim ağzı kanserinin aşısı mevcut. Günümüzde, bu aşı tüm dünyada kullanıl­maktadır.


Kanserin dışında, genital bölgede siğile ve baş-boyun tümörlerine sebep oluyor. Bu virüsün 6 ve 11 no.lu türleri siğil yapı­yor, 16 ve 18 no.lu türü rahim ağzı kanseri yapıyor. Bu yüzden bunların tedavisi için iki tip aşı kullanılıyor. Rahim ağzı kanserini önlemek için bu aşının 10 yaşına gelmiş kız çocuklarına yapılmasını uygun görüyoruz. Bu virüs erkeklerden kadınlara cinsel yolla bulaşıyor ve bu yüzden gelişmiş ülkelerin çoğunda bu aşı erkeklere de yapılıyor.


 


 


Hasta ile hekim arasında güveni temin etmek için diyaloğun önemi var mı?


 

 Hasta- doktor iletişimi sağlıklı bir tedavi ya da takip süreci için mutlaka gereklidir. İyi bir diyaloğunuz olmadığında hasta için en doğru tedaviyi vermiş olsanız dahi hasta ilaçlarını olması gerektiği gibi kullanmayabilir, size güvensizlik duyabilir. O yüzden en doğru ve iyi olanı karşılıklı saygı çerçevesinde düzgün, açık, net, rahat bir iletişim kurabilmektir.

Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ediyoruz.

Ben teşekkür ediyorum.

Yaren SEZEN

 

 

 





 

Hasta ile hekim arasında güven olmalı
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

hurfikir.com.tr Güncel bilgi ve dökümanlar, haber, resim galerisi, bilgi bankası sosyal portal ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!