Bu sirkler o kadar etkili oluyormuş ki, ülkeyi yönetenler halkı oyalamak için bu sirklerin kurulmasını özel olarak teşvik ederlermiş.
Bu gösterilerde bir çok akrobatik hareket, sihirbazlık, soytarılık ve cambazlık yapılırmış.
Halk gösterileri merakla izlerken kendilerinden geçermiş.
Durum böyleyken hırsızlar boş durur mu?
Hırsızlar, izleyenlerin dikkati dağılmasın diye "cambaza bak cambaza" diye bağırırlarmış.
"Aha düştü, aha ayağı kayacak" diyerek insanların dikkatini cambaza yoğunlaştırırlarmış.
Dikkatini cambaza veren izleyenlerin cebinde ne var ne yok birer birer kaybolurmuş.
Paralarının çalındığını ancak gösteri bitip evlerine yollanınca anlayan ahali için iş işten çoktan geçmiş olurmuş.
İşte "cambaza bak cambaza" sözü de burada ki hikayeden gelir.
Bir çoğumuz bu hikayede paralarını çaldıran halka "bu kadar da olurmu canım, zamanın insanları da çok safmış" deyip gülmüşüzdür.
Bunun anlamı şudur, biz olsak aynı tezgaha düşmeyiz.
Öylemi gerçekten?
Mesela işçi sınıfının geneli ve halk olarak neden tüm dünyada egemenlerin koronavirüsü hak gasplarının üzerini örtmek için tepe tepe kullandığını göremiyoruz.
Neden onların sinsi planlarına alet oluyoruz ?
Bugün tüm dünyada evlere hapsedilen emekçiler ve halka büyük oranda televizyon ve sosyal medya vasıtası ile devasa bir sirk gösterisi düzenleniyor.
Bu sirk gösterisinde kimler yok ki ?
Patronlar sınıfının hizmetinde ki tüm medya sözcüleri, hükümetler, bilim kurulları, dünya sağlık örgütü ve daha niceleri..
Covid-19 yaygarası henüz kopartılmamışken dünyanın bir çok yerinde işçi sınıfı kapitalizme karşı ayaklanmaya başlamıştı.
Peki neden ayaklanmaya başlamışlardı ?
Çünkü kapitalizm akıl almaz bir eşitsizlik yaratmış, yüz milyonları işsizliğe ve yoksulluğa itmişti.
2020'nin başında dünya ekonomisi çöküş işaretleri vermeye başladı, işte egemenler tam bu anda, normal zamanlarda umursamayacakları bir gribal salgına sarıldılar.
Cambaz olarak milletin önüne çıkartılan, koronavirüs şişirildi ve sirk başladı.
Tüm ülkeler de covid-19 üzerinden korku imparatorluğu kuruldu.
Böylece meydanları doldurmaya başlayan emekçiler panikletilip evlerine sokuldular.
Bir taraftan "sosyal mesafe" diyorlar, diğer taraftan işçilerin kazanılmış sosyal haklarını gasp ediyorlar, işçiler tam itiraz edecek oluyorlar ki "coronaya bak coronaya, bu coronanın bitmesi iki seneyi bulur, aşı bir buçuk seneye ancak bulunur, aman evlerinizden dışarı çıkmayın ikinci dalga gelebilir" diyorlar.
İşçiler tam ne oluyor dediklerinde SOSYAL MESAFE diyorlar.
Milyonlar fabrikalarda çalıştırılıyor buna da fedakarlık ve kahramanlık diyorlar.
Sevgili gönüldaşlarım, elbette gün geçtikçe daha fazla sayıda işçi ve daha fazla sayıda insan çelişkilerin farkına varacak çünkü
MIZRAK ÇUVALA SIĞMIYOR !
Onların asıl korktuğu, işçiler arasında yaygınlaşabilecek "örgütlenme salgınıdır" ve bunun tüm emekçi kitleleri "enfekte" etmesine asla engel olamayacaklar.
Bu kara günlerde tüm dostlarımın ve sevdiklerimin ruh ve beden sağlığının yerinde olmasını diler, insanoğlunun HAYVANLAR ALEMİ ve DOĞA ile barışık hâl almasını Hz Pir'den niyaz ederim




