Dedeoğlu 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile ilgili yaptığı açıklamada; “8 Mart 1857’de New York’ta dokuma işçisi kadınlar “eşit işe eşit ücret”, “günlük 16 saat yerine 10 saat çalışma” talepleriyle fabrikalarda greve çıkarlar. Greve katılan kadınlar, polisler tarafından fabrikaya kapatılırlar ve bu sırada çıkan yangında ölürler. O günden sonra kadın işçilerin bu onurlu direnişi aynı zamanda tüm dünyada kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesinin bir simgesi haline dönüşür. Bununla ilgili birçok kitap yazılmış, filmler çekilmiştir.
Ancak bu önemli günü sadece böyle bir geçmişe oturtmak da yeterli değildir. İnsanoğlu anne karnından başlayarak doğduğu gün ve sonrasında yaşamı boyunca birçok olayın etkisinde kalır. Kişinin hayat yolculuğunda önce anne ve ardından baba rolleri devreye girerek kişiyi mücadeleye hazırlar. Kişiyi hayata hazırlayacakların bilinci bu nedenle çok önemlidir.
Yaklaşık 150 yıl önce yukarıda ifade edilen direnişi gösterenlerin bilinç seviyesinin toplumun geneline yayılması gerekmektedir. Bu onurlu direnişin anlatımı olan 8 Mart’lar tüm kadınların “birlik mücadele ve dayanışma günü” olarak kutlanmayı bu açıdan hak etmektedir.
Kadınların nicelik olarak toplumda öne çıkması; çalışan kadın sayısının, siyasetçi kadın sayısının vs. artması oldukça önemlidir. Ancak daha önemlisi nitelik olarak iyiye gitmektir. Kadın yapısı gereği birlik ve beraberlik konusunda daha başarılıdır. Ülke yönetiminde yapılan planlarda kadına verilen rol önemlidir. Nitelikli birliktelikler ve projeler yaratılması emeğin ve enerjinin boşa gitmemesi anlamına gelecektir. Kağıt üzerinde göstermelik öndeliklerin başarı getirmeyeceği açıktır. Tüm diğer temel toplumsal sorunlarda olduğu gibi kadın sorunlarının da gerçek ve köklü çözümü, bu sorunu yaratan toplumsal koşulların yok edilmesiyle olanaklı olduğu unutulmamalıdır.
Mesele kesinlikle vizyon meselesidir; hedef koymakla ilgilidir. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu ilk günden itibaren, kadınların toplumda eşit ve özgür bireyler olarak yer almaları ve ülkenin geleceğinde söz sahibi olmaları yönünde konulmuş bir hedefe sahipti. Ancak bugün gelinen noktada, bir yanda toplumsal hayatta, iş hayatında önemli gelişmeler kat eden kadınlarımız bulunmakla birlikte diğer yanda can güvenliğinden dahi yoksun kadınlarımız bulunmaktadır. Yozlaşmış bir siyasi anlayışın bu durumu düzeltebilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, kadını eve ve çocuk bakmaya mahkûm eden, kadın-erkek eşitliğine inanmayan gerici bir anlayışın ürünü olan iktidarların ülkemizin geleceğinde yeri bulunmamaktadır. Özgür ve bilinçli kadınlarımız topluma bu anlamda da yön verecektir. Eşitlik ve adalet fikirleri çerçevesinde örgütlenmeyi başaran bir toplum hayaliyle tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.”




