1. Haberler
  2. Hakan Dedeoğlu: Ölümü beklemekten vazgeçmeliyiz

Hakan Dedeoğlu: Ölümü beklemekten vazgeçmeliyiz

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

CHP Lüleburgaz Belediye Başkan aday adayı ve TEMA Lüleburgaz eski gönüllüsü Hakan Dedeoğlu; “Yıllardır üzerinde durduğumuz meseleler toplumda ilgi ve tepki uyandırmaya başladı. Ancak bir araya gelmekte zorlanıyoruz.”dedi.

Hakan Dedeoğlu 8 Mayıs 1997 tarihinde Istranca Deresi Projesi çerçevesinde bölgeyi anlamak üzere düzenlediği saha çalışması ve araştırmalar neticesinde ortaya koyduğu sonuçları, basılan 6 bin adet derginin dağıtılması aracılığıyla halkımızla paylaşmıştı.

Dedeoğlu konu ile ilgili yaptığı açıklamada şunları kaydetti. “O dönemde ortaya konulan özverinin paydaşları arasında TEMA Vakfı Kırklareli Temsilciliği (Macit Sabır’a şahsım ve Trakyamız adına şükranlarımı sunuyorum), Görünüm Gazetesi, Atatürkçü Düşünce Derneği Lüleburgaz Şubesi, Köy-Koop Kırklareli Birliği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Kırklareli Şubesi, TEMA Vakfı Lüleburgaz Temsilciliği, Atatürkçü Düşünce Derneği Vize Şubesi,TEMA Vakfı Vize Temsilciliği, Vize Belediye Başkanlığı, Kıyıköy Belediye Başkanlığı, Gözde  Dershaneleri ve TEMA Vakfı’nın Kırklareli Temsilcilik Danışmanları bulunmaktaydı.

Söz konusu çalışmaların amacı; Bakanlar Kurulu’nun 15.08.1990 tarih ve 90/775 sayılı kararına dayanarak Istranca Dereleri sularının İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından, önce İSKİ ve DSİ işbirliği, daha sonra DSİ’nin çekilmesiyle yalnız İSKİ kaynakları ile İstanbul’un su ihtiyacını karşılamak üzere Terkos Gölü’ne basılmasına yönelik uygulanan projenin olumlu ve olumsuz yönlerini yerinde incelemek ve kamuoyuna duyurmaktı. Yaklaşık yirmi yıl önce başlayan girişimlere yönelik o dönemde sahip olduğumuz tavır “taşıma suyla değirmen dönmez” şeklindeydi.

 

-Ormanlar yok oluyor-

Su kaynakları amacı dışında projelerle mecrası dışında yönlendirildiğinde sorun büyük olmaktadır. Bunun sonucu olarak, bugün bizler bölgede iyi yönde değişen bir şeyin olmadığını gözlemliyor ve olumsuzlukları yaşamaya devam ediyoruz. Özellikle ormanlarımız, sularımız ve havamız kirletilirken ya da yok edilirken ortaya çıkan olumsuzlukların giderek artması can sıkıcı. Bir tarafta taş ve maden ocakları, diğer tarafta doğru olmayan temeller üzerinde kurulmak istenen santraller.

1997 yılındaki araştırmalar sonucu ortaya çıkan tablo ilginçti. Vize Belediye Başkanı Şevket Mutlu projenin olumlu hiçbir yönünün olmadığını dile getirirken üzüntülüydü. Geçmişte Vize’ye nispeten uzak olan Düzdere ve Kuzuludere’de başlatılan proje ne zaman ki Kazandere ve Pabuçdere’ye ulaşmış, o zaman işin ciddiyeti anlaşılmıştı. 

Vize İlçesi’nin doğal varlıklarımız düzeyinde artılarını bilmeyen yoktur. Hatta “sakin şehir” unvanını kazandığı dönem itibarıyla sakinliği bozulsun diye büyük bir baskı yaşatılan güzel kent, bugün baskıları taşıyamaz hale gelmiştir. Adeta pes etmesi noktasında halk isyan etmemek için mücadele vermektedir. Kent taş ocaklarıyla, çimento fabrikalarıyla, rüzgar tribünleri ve benzeri olumsuzluklarla çevrelenmiş olup başta su kaynaklarının tahrip edilmesi olmak üzere, ormanların, canlı hayatın ve insanın sahip olduğu tüm varlıklarının yok edilmesi sorunlarıyla karşı karşıyadır. Başta Vize Belediyesi olmak üzere, diğer tüm seçilmişlerin bu konuda gereken karşı koyuşu göstermeleri gerekmektedir.

 

-Doğal güzellikler korunmalı-

Yine 1997’de ortaya koyduğumuz tabloda, Kıyıköy Belediye Başkanı Yaşar Sevinç  “geldiler, gerçek niyetlerinin ne olduğunu gösterdiler, ormanımız, toprağımız, suyumuz gitti; söylenecek çok söz var” demişti. Fakat söylenen sözler sorumluluk alması gereken diğer yöneticilerce hiçbir zaman dikkate alınmadı. Gelinen noktada; Kıyıköy başta turizm olmak üzere tüm doğal güzellikleriyle korunması ve insana yakışır şekliyle çağdaş ve modern toplumlarda olduğu şekilde planlanarak geleceğe taşınması gereken bir yerleşimken “iş, aş” denilince nedense sadece fabrika anlaşılmaktadır. Varlıklarımızı doğru ve istikrarlı şekilde kullanırsak gelecekte hiç kimsenin sahip olamadığı şekilde yaşama şansımız olacaktır. Geçmişten ders almadığımızda ise yok oluşun önünde durmamız imkansız.

TEMA Vakfı’nın Kurucu Onursal Başkanı Hayrettin Karaca, toplumsal duruma dair şu tespitlerde bulunuyor: “Bazıları seçilmek, bazıları da geçinmek için bu ülkenin anasını ağlatıyorlar. Çevre ve orman insan içindir. İnsanlar bunlardan, koruduğu ve geliştirdiği oranda yararlanmalıdır.”

 

-Herkes kaybedecek-

Lüleburgaz’da yaşayan dostlarımızdan, aday adaylıkları sürecinin yaşandığı bu dönemde aday adaylarının projelerini duymak istediklerine dair yorumlar geliyor. Yerel medyamız, sosyal medya ve çeşitli platformlarda dile getirdiğim fikir ve projelerin tek bir amacı var: Bu topraklara can vermek. Ömürler geçiyor, herkes daha iyiyi yaşamayı hedefliyor ama çoğu insan toplumu iyiye ve doğruya götürecek olanı talep etmiyor. Talep etmeliyiz. Bizler, bu davaya inananlar, Trakya’nın doğal kaynaklarının korunmasının öncelikli olduğuna inananlar olarak geçmişte olduğu gibi bugün de birlikten güç doğacağına inanıyoruz.  Biliyoruz ki aksi takdirde “böl-yönet” stratejisine kurban gideceğiz ve bu durumda herkes kaybedecek.

 

 

Hakan Dedeoğlu: Ölümü beklemekten vazgeçmeliyiz
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

hurfikir.com.tr Güncel bilgi ve dökümanlar, haber, resim galerisi, bilgi bankası sosyal portal ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!