Cumhuriyet Halk Partisi Lüleburgaz Belediye Başkan aday adayı Hakan Dedeoğlu Pazartesi günü Ulusal Kanal’da, canlı yayın konuğu olarak katıldığı Haber Masası adlı programda, Başbakan Erdoğan’ın Trakya’ya gelişi öncesi önemli açıklamalarda bulundu.
Başbakan Erdoğan’ın “Ergene Nehri’ni CHP’li belediyeler temizlemedi; ama biz temizleyeceğiz” şeklindeki söylemine katılmadığını belirten Dedeoğlu’nun konuşmasında öne çıkan unsurlar şöyleydi:
“Öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki 1999 yılında Trakya Üniversitesi (Rektör Prof. Dr. Osman İnci) ve Çevre Bakanlığı (Bakan Fevzi Aytekin) tarafından Ergene Eşgüdüm Protokolü imzalanmış; ardından TBMM’de oluşturulan Ergene Araştırma Komisyonu’nun davetlisi olarak dostum Prof. Dr. Cemil Cangir ile birlikte katıldığımız 5 Şubat 2003 tarihli toplantıda önerdiğimiz bölgesel arıtmalar ve bunları birbirine bağlayan atık kanalı projesinin Hükümet tarafından kabul edildiği tutanaklara geçmiştir. Devamında ortaya çıkan 1/100.000 ölçekli Ergene Havzası Çevre Düzeni Planı Türkiye’nin ilk çevre planı olarak 13.07.2004 tarihinde dönemin Çevre Bakanı Osman Pepe tarafından onaylanmıştır. Bu açıdan konuyu siyasi projenin bir parçası olarak ele almaktansa siyaset üstü bir mesele olarak görmek ve haksız rant beklentisi olmaksızın ele almak önemlidir.”
“Sanki iki Trakya var: bir tanesinde siyasi proje gereği birtakım işler yapılıyor gibi gösteriliyor ama diğer taraftan kirlilikleri artıracak hamleler hızla sürüyor.”
“Ergene Nehri ve bütününde Havza bir vücut gibi görülmelidir. Nasıl ki vücudun % 70’i su olup bütün yaşamsal fonksiyonlar buna bağlı ise doğada ve onun uzantısı olarak yerleşim yerlerinde de yaşamsal fonksiyonlar suya bağlıdır.”
“Bilindiği gibi geçen yıl yaşanan taşkınlar sonucu Büyük Karıştıran Beldesi’nde maalesef dört insanımız hayatını kaybetmiş ve yüzlerce küçükbaş hayvan telef olmuştur. Taşkınlar topraktaki kimyasal kirlilik ile birlikte düşünüldüğünde ise sorunun boyutu daha da ciddileşmektedir. Bu açıdan mutlaka toprak ve su analizleri objektif olarak yapılmalıdır.”
“Öte yandan yer altı sularının amacı doğrultusunda ve kontrollü bir şekilde tüketilmesi için gösterdiğimiz çabalar sonucu ortaya çıkan sayaç takılması yöntemi önemli bir adım olup takibi yapılmadığı takdirde hiçbir olumlu sonuç yaratmayacağı bilinmelidir.”
“İki Trakya konusunu yansıtan bir diğer olgu Kırklareli OSB hala % 80 oranında boş iken başka birtakım ilişkiler neticesinde yeni işletmelerin yapımına E5 Karayolu üzerinde devam edilmesidir.”
“Böyle bir gerçeklikte Prof. Dr. Faruk Yorulmaz ve ekibinin yapmış olduğu araştırma daha da anlam kazanmaktadır: Çorlu Sağlık Mahallesi’nde her beş kişiden bir tanesi (1/5) kansere yakalanmış durumdadır.”
“Bölgede yaşanan sorunların sorumlusu CHP’li belediyeler değil “İstanbul’un taşı toprağı altındır” dedikten sonra Trakya’da çarpık sanayileşmenin önünü açanlardır. Bu zihniyet, neden ‘Kars’ın, Erzurum’un, Diyarbakır’ın, Rize’nin veya başka bir şehrimizin taşı toprağı altındır’ diyememişlerdir; bunu sormak zorundayız.”
Çünkü Ergene Nehri ve Havza’da yaşananlar İstanbul’un bugün de devam eden haksız rant temelli büyümesinin bir sonucudur. 30 civarında taş ocağı, katı atık bertaraf tesisi, doğal gaz çevrim santralleri ya da nükleer planlamaları bu anlayışın yansımalarıdır.”
Sonuç olarak Başbakan’ın samimi olmasını ve Trakya’daki sorunları siyasi bir projenin parçası olarak ele almak yerine Anayasa’nın Yürütmeye verdiği görevin bir uzantısı olarak çözmeye çalışmasını temenni ediyorum.”


