1. Haberler
  2. Eğitim
  3. KIPIRDAYALIM BİRAZ

KIPIRDAYALIM BİRAZ

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala


Mümin DERE


Çok değerli hemşerilerim! Akşam yatarken, sabah kalkarken, günde üç öğün yemek yerken, her seferinde suyumu içerken ve her nefes alışımda aklımda hep Lüleburgaz’a birkaç fakülte açılması meselesi olmasına rağmen bu güne kadar konunun her ortamda, her şekilde gündemde tutmamızı başarmamızın dışında bir arpa boyu mesafe alabildiğimizi ne yazık ki söyleyemeyiz.


Saygı değer hemşerilerim! Bu yazımda izin verirseniz kendimi de işin içine katarak öz eleştiri yapmak istiyorum.


 “İsteyenin yüzü bir kara, vermeyenin iki kara” atasözünün gereği olarak genelde insanlar kendilerini hiç zahmete sokmadan her şeyi hazır isterler. Biz de bu güne kadar Kırklareli Üniversitesi’nin Kırklareli merkezindeki yapılaşmasını örnek göstererek sonuna kadar haklı olduğumuza inanarak aynı uygulamanın İlçemize de yapılmasını, birkaç fakültenin de Lüleburgaz’a açılmasını hep istedik. İstemeye de devam edeceğiz.


Lüleburgaz 1950 yılından bu yana benim bildiğim okullaşma konusunda hep katkısı olan ülkemizde örnek bir ilçe olduğunu her şekilde kanıtlamış Trakya’nın merkezinde güzide bir ilçemizdir.


Bu güne kadar okullaşmada gösterdiği bu başarıya rağmen Lüleburgaz’a birkaç fakülte açılmasında niçin bu güne kadar başarısız kalmıştır?


2014 Yılında Kırklareli Üniversitesi’nin öğrenci ve personel sayısı 20 bin olarak hesaplanmaktadır. Kırklareli ilimizin 8 km. Kofçaz yolu üzerinde yapılan KLÜ Kampüsü’nün de Ülkemizin 5. Büyük üniversite kampüsü olacağı söylenmektedir. Elinize bir hesap makinası alın bakalım Kırklareli’ne bir ayda ne kadar girdi olacaktır? 20 bini aylık 100 ile çarpsan: 2 milyon, 200 ile çarpsan: 4 milyon.-, 500.- ile çarpsan: 10 milyon ayda para bırakır. Bu senede 120 milyon eder. Pekiyi 10 senede ne eder? 100 senede ne eder? Bunların cevaplarını derinleştirir isek kafayı üşütebiliriz. Sonra bize bölgecilik yapıyorsun da derler. Bunları bu şekilde yazmamın sebebi bölgecilik için değil gün geçtikçe ne büyük kayıplar içinde olduğumuz gerçeğini ifade etmek içindir.


Hal böyle iken Lüleburgazlılar olarak bizler ne yapmaktayız. Şunu ifade etmeliyim ki; Bizim bu kapsamda çabalarımızı izleyen insanımızın bir kısmı bizlerin çabaları ile, inşallah ile, maşallah ile bu işlerin olabileceğini bizlere ifade etmektedirler.


Değerli arkadaşlar! Biz dernek değiliz. Dernek başkanı, dernek yönetim kurulu üyesi değiliz. Belediye başkanı, encümen üyesi, belediye meclis üyesi, milletvekili değiliz. Bizim emrimizde sorumlusu olduğumuz bütçemiz yok. Biz icra organı değiliz. Para ile ilgimiz yok. Sakın ola ki Mimin Dere’ye, Remzi Yeşilyurt’a kimse güvenmesin. Ben 70’e merdiven dayadım. Beraber ziyaretlerde bulunduğumuz meslektaşım Remzi Yeşilyurt da 80’e merdiven dayamış bir ağabeyimiz. Bu saatten sonra bizden ne köy olur ne kasaba. Görevden de kaçmıyoruz. Şu anki üstlendiğimiz misyonumuzu da fevkalâde önemli görüyoruz.


Gelelim Lüleburgaz insanına; Lüleburgaz insanı genç, eğitimli ve kültürlü insanı ile iştigal ettikleri bütün meslek dallarında ülkemizde hatırı sayılır özelliklere sahiptirler. Bu sosyal, kültürel ve ekonomik durumları itibarı ile kendileri ile övünmeye hakları var. Biz de kendilerini övgüye layık görüyoruz. Ne mutlu onlara. Ancak gel gelelim; Lüleburgaz birkaç fakülte için başka bir Ramazan Yaman, başka bir Düvenciler, başka bir Şaban Öğünç çıkarmamakta ısrar mı etmektedir? Hayır ısrar etmiyorsa gücü mü yoktur? Hadi diyelim ki koca bir binayı bir kişi yapamaz. 10 kişi yapsın, 50 kişi yapsın, bir kişi bir dershane yapsın, veya iki kişi bir dershane yapsın. LİAD 50 bin T.L. ile bir çıkış yaptı. Adamlar para verecek. Nasıl verecek? Kime verecek? Bu iş nasıl olacak? Düşünen yok. Her şey para demek değildir. En önemli faktör insan faktörüdür. Savaşlarda da bu böyledir. Savaşlarda insan faktörü silâhtan da önemlidir.


Varsayalım derneğin faaliyetlerini beğenmiyorsun, başka bir dernek kurarsın. O da olmadı vakıf kurarsın. Genç dinamik avukatlarımız ne güne duruyor. Hangisi görevden kaçar? Bana söyler misiniz? Lüleburgaz’ın yetiştirdiği politikacılarımızı, avukatlarımızı, mesleğinde iddialı olmasıyla hakkı ile övünen müteahhitlerimizi (büyük kapsamlı iş yapanların sayılarının çok fazla olduğunu düşünüyorum), her dalda mühendislerimizi, mali müşavir ve muhasebecilerimizi, doktorlarımızı, din adamlarımızı, kariyer sahibi yaptığı işle ve eriştiği sosyal, ekonomik konumu ile onur duyan eğitimli eğitimsiz, heyecanlı, yardım sever her meslek dalındaki insanlarımızı, Odaları, Borsaları, Esnaf Odalarını, sivil toplum kuruluşlarımızı sahneye davet ediyorum. Seçilmek isteyen, seçmek isteyen siz değil misiniz? Ne için seçilmek istiyorsunuz? Ne için seçmek istiyorsunuz? Biz ne için varız? Artık tribünlerden sahaya inme zamanıdır. Politikayı yine yapınız. Ona kimse karışmıyor. Ama bu ortak noktada herkes birleşmelidir. Kaprisleri artık bir tarafa bırakma zamanıdır. Bu zaman kendimizi eleştirme zamanıdır. Bunu da başarmalıyız. Lütfen!


Etrafında hiç evin olmadığı tarlanın içine fevkalâde büyük bir cami yaptırmayı başaran Lüleburgaz aynı başarıyı burada da göstermelidir. Lüleburgaz bunu başaramazsa gelecek kuşaklara korkarım bunun hesabını hiç birimiz veremeyecektir. SONUÇ:


1- Bu işler için para yardımı yapmak bir marifettir. Yürek ister.


2-Yapılacak yardımı alabilmek de bir marifettir. Bilek ister.


3-Kendine has özelliklerine göre kişinin kendini keşfetme zamanı işte bu zamandır. Saygılar sunuyorum.

 

 

KIPIRDAYALIM BİRAZ
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

hurfikir.com.tr Güncel bilgi ve dökümanlar, haber, resim galerisi, bilgi bankası sosyal portal ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!