Yıllarca, birçok konuda olduğu gibi şeker konusunda da “kendi kendine yetebilen” ve hatta “üretim fazlasını ihraç edebilen” ülke hedefinden uzaklaşmış oluşumuza dair eleştirilerimizi ve çözüm noktasında yapılması gerekenleri dile getirip sivil toplumun ve dolayısıyla da devletin harekete geçmesi için mücadele ettik. Bugün gelinen noktada Alpullu Şeker Fabrikası’nda doğru işlerin yapılmaya başlanması bu açıdan sevindirici…
Cumhuriyet’in ilanının ardından, 1926 yılında 11 ay gibi kısa bir sürede kurulan Alpullu Şeker Fabrikası, Türkiye’nin ilk şekerini üreten kuruluş, hatta ilk sanayi kuruluşudur. Bu noktada neden diye sormak bugüne ışık tutmak açısından anlamlı. Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde genç Cumhuriyet, neden şekerde ve neden Trakya’da böyle bir hamleyi gerçekleştirmiştir? Bu sorulara verilecek cevap “neden 10 Kasım” sorusuna da cevap niteliğinde…
Her şeyden önce, savaş süresince yaşanan kıtlık, Türkiye’yi kuran kadrolara, şeker gibi stratejik ürünlerde dışarıya bağımlı olunamayacağını göstermiştir. Bununla birlikte Trakya gibi verimliliği yüksek ve ayrıca su kaynaklarına sahip topraklarda, tarım ürünleri temelinde örgütlenecek işletmeler yoluyla arzulanan sanayileşme hamlesine zemin oluşturulması hedeflenmiştir. Bu hedef ve stratejik hamleler Türkiye’nin çağdaşlaşma (muasırlaşma) girişimlerinin doğal ve rasyonel sonuçları olarak görülebilir. Bu ise bize, Türkiye’nin uzun yıllar boyunca ileriye değil, geriye gittiğini kanıtlayan veriler sunmaktadır. Tarımla kalkınmanın arasındaki bağlantı noktalarını görmezden gelenler sanayileşme kisvesi altında ülkemizin doğal kaynaklarını, verimli topraklarını peşkeş çekmekten başka hiçbir şey yapmamışlardır.
Bu nedenle, bugün, Alpullu Şeker Fabrikası’na sahip çıkanların sayısının artmaya başlaması ve bu sahip çıkışın kurumsallaşma potansiyeline sahip olması, geçmişte yapılan yanlışlardan dönülmesi anlamına gelmeli. Bu noktada halkımıza da önemli bir görev düşüyor. Fabrikamıza, dolayısıyla tarımımıza, topraklarımıza ve suyumuza sahip çıkma görevi… Bu görevi yerine getirmek adına bir adım olması açısından, 10 Kasım günü, Alpullu Şeker Fabrikası bahçesinde bulunan ve Mustafa Kemal Atatürk’ün 1930 yılında konuk olduğu Ergene Köşkü ziyaret edilebilir. Bu sayede Ergene Köşkü’nün müze haline dönüştürülerek kurumsal anlamda ziyaretlere açılması söz konusu olabilir. Bu, hem tarihsel dokunun korunması hem de fabrikanın var oluşu noktasında önemli bir semboldür. Bu sembol, 10 Kasım’ın anlamı çerçevesinde, ülke insanımız için doğru işleri yapan liderin ruhuna saygı anlamına da gelecektir.
VARLIKLARIMIZA SAHİP ÇIKALIM!




