Kesimoğlu’nın yazılı soru önergesi şöyle; “Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 22 Ekim 2013 tarihli AKP Grup toplantısında yaptığı konuşmada da belirttiği gibi Marmaray Projesi’nin açılış töreni 29 Ekim 2013 tarihinde yapılacaktır. Bahse konu Marmaray Projesi’nin “mevcut hali ile açılmasının bir felakete neden olabileceği” konusunda basında çok sayıda teknik insanın açıklamaları yayınlanmıştır. Bu noktada hareketle; “Asrın projesi” olarak değerlendirdiğiniz ve partinize mal etmeye kalktığınız Marmaray Projesi, ilk defa İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca 1984 yılında Temel Mühendislik – Parson’s Brickerhoff Firmalarına yaptırılan İstanbul Ulaşım Planı ve ayrıca çift hatlı, Boğaziçi Tüp Geçit Avan Projesi içerisinde yer almamış mıdır? Marmaray Projesinin yarıda kalan ilk ihalesi hâlâ uluslararası tahkimde midir? Marmaray Projesi aslında, Gebze’den Halkalı’ya bir bütündür ve parçalanmaması gerekmektedir. Zaten, Proje’nin Sözleşmesi CR3; BC1 Boğaz Tüp Geçit (Bosphorus Crossing), CR2 Banliyö Araçlar (Commuter Rail Trains), CR3 Banliyö Sistemleri (Commuter Rail Systems) adları ile anılan 3 ayrı ihalenin yani 3 ayrı Yüklenici’nin CR3 Yüklenicisinin sorumluluğu ve koordinasyonunda çalışarak hizmete alması için yapılmıştır. Proje’nin şu anda koordinasyonundan sorumlu olan da CR3 Yüklenicisi İspanya kökenli Dimetronic’s SA firmasıdır. Dimetronic’s ve ortakları, Proje’nin Anadolu Yakasındaki Gebze – Haydarpaşa arası ile Avrupa Yakası’nda Sirkeci – Halkalı arasında mülkiyeti TCDD’ye ait gidiş ve dönüş olarak çalıştırılan ikili banliyö hatlarını üç hata çıkaran bütünsel bir demiryolu ve buradaki istasyonları ile bu demiryolu sistemine ait elektromekanik tesisleri ve kumanda merkezlerini de kuracaktır. Ayrıca, bu 3 projenin bir bütün oluşturduğu Marmaray’da; toplam uzunluğu
Bu bütünsellikteki ve 29 Ekim 2013 tarihinde bitmesi imkansız olan mega ulaşım projesi, gerek 2014 Mart yerel seçimleri, gerekse 2015 genel seçimleri için propaganda malzemesi olarak kullanmak amacıyla bölünmüş olmaktadır. Bir mühendis olarak böyle bir kararı teknik açıdan nasıl izah ediyorsunuz? Marmaray Sisteminin içinde başı ve sonu birbirine henüz bağlı olmayan, yer ve deniz altında, yolcu güvenliğini sağlayamaz bir halde, bilimsel gerekliliklerden tamamen yoksun, eğer yetişirse, Söğütlüçeşme – Kazlıçeşme arasında tuhaf bir ulaşım çukuru olarak, tehlikelere tamamen de açık olacak bir şekilde çalışmaya zorlanmamakta mıdır? Sistemin bütünsel kumandasından sorumlu olacak olan Otomatik Tren Kumanda (ATC) sistemi hizmete alınmış mıdır? Eğer hizmete alınmadı ise, trenlerin nerede, hangi hızda ilerlemekte olduğu nasıl bir mekanizma ile kontrol edilecektir? Acil bir durumun varlığı gerek görsel, gerek işitsel olarak anında nasıl izlenebilecektir? Tam güvenlikli ATC sisteminin alt güvenlik bileşenleri olan Otomatik Tren Koruma (ATP) ve Otomatik Tren İşletme (ATO) bulunmayınca, Otomatik Tren Denetim (ATS) gibi hayati önemdeki bölümler de çalışamayacağından trenlerin herhangi bir anda hattın hangi noktasında olduğu nasıl tespit edilecektir? Tüp Geçit elemanlarının uç bağlantılarındaki esnek ve sızdırmaz körüklerin yırtılması halinde, tüp tünel içini basması kaçınılmaz olan yoğun suyun yaratacağı tehlikeden ve yolcuların boğulmaktan kurtarılması, nasıl bir senaryoya bağlı olarak planlanmıştır? Sistem bütünlüğü içinde yer alan ve Maltepe’de kurulacak olan TCDD İşletmesi artı Marmaray İşletmeleri için ayrı ayrı ve birbirinden bağımsız çalışan Merkezi Kumanda/Kontrol sistemi işletmede midir? Özellikle tüp tünel içinde olmak üzere Anadolu yakasında 3, Avrupa yakasında ise yaklaşık


