Hakan Dedeoğlu
ADD GYK ESKİ ÜYESİ
( TRAKYA BÖL.SORUMLUSU )
4 Eylül 1919, bir hafta sürecek Sivas Kongresi’nin başladığı tarih olarak kayıtlara geçmiştir. Sivas’ta, dağılmakta olan imparatorluktan, bir vatan meydana getirmek adına Erzurum Kongresi’nde alınan kararların genele yansıtılması ve böylelikle bir direnç mekanizması yaratılması iradesi ortaya konmuştur. Bu irade, bugün de tazeliğini korumakta ve özellikle son dönemde genel direniş pozisyonuyla iç içe geçerek daha da güçlü hale gelmektedir.
Öte yandan Sivas Kongresi’nin yıl dönümünde, üç arkadaşımızın, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Lüleburgaz Şubesi Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinden istifa ettiklerini öğrendik. Bu, demokrasinin gereği olarak, ADD’nin iç işleyişiyle ilgili bir konudur. Ancak Lüleburgaz Şubemizin kuruluşunda yer alan ve iki dönem de başkanlığını yürütmüş bir fert olarak yoktan var ettiğimiz bir değerin toplumdaki yerine dair bir iki şey söylemek istiyorum.
Kendi adıma, Lüleburgaz’da ADD’nin bir şubesini açmaktaki amaç, sivil toplumun ülkemizdeki en kuvvetli damarı olan Atatürkçü Düşünceye sahip çıkmak ve geçmişte Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının ortaya koymayı başardıkları iradeyi sürdürüp ileri taşıyabilmekti. Ancak bu ne siyasi propagandanın aracı olacak kuru bir popülizmden ibaret olmalı ne de bilgi sahibi olunmaksızın yapılmalıydı. Bu nedenle, o dönemde dikkate aldığımız iki husus vardı. Birincisi, düzenlediğimiz panellerde, konferanslarda ve Dernek içi toplantılarda hem tarihimiz hem güncel gelişmeler hakkında toplumu, ama özellikle gençlerimizi doğru bilgilendirmek ve yargılamayı onlara bırakmaktı. İkincisi ise 1980 Darbesiyle bastırılmış sivil toplumu canlandırmak ve son kertede demokrasinin doğru işlemesine katkı sunmaktı. İki dönem sonunda Dernek başkanlığından ayrılmamın arkasında da demokrasiye olan inancım vardı.
Bugün gelinen noktada ise sivil toplumun 30 yılda kat ettiği yolu memnuniyetle gözlemliyorum. Ancak henüz olması gereken standarda oturmadığını belirtmemiz gerekiyor. Bu açıdan bütünleşmek, farklı renklerin ve seslerin bir araya gelmesine izin vermek oldukça önemli. Krizler ayrışmaları tetikler, ama aynı zamanda yeni birlikteliklerin de önünü açar. Bunu, bu dönemde başarabiliriz inancındayım. Bunun içinse “o”cu veya “bu”cu olmayı bir yana bırakıp gelecek için yaratılan vizyona ortak olmalıyız.
GELECEĞİNE SAHİP ÇIK!




