Ertan BAYER –Din siyasete alet edildiği zaman tarihin en büyük kıyımlarının yaşandığını dünya tarihinin de bunu gösterdiğini belirten CHP Lüleburgaz İlçe Başkanı Kayan “Din ve mezhep kavgaları yüzünden milyonlarca insana dünyada yaşarken kıyameti yaşatmışlardır. Diri diri kazığa oturmak mı istersiniz, diri diri yakılmak mı? , zindanlarda çürütülmek mi ? savaşlarda milyonlarca insanın yok olmasını mı ? …Eğitim yoluyla mezhepsel, dinsel, ırksal ve ideolojik ayrıştırmalar nedeniyle de insanlık çok çekmiştir. İkinci dünya savaşında elli milyon insanın yok olması gibi…İlk defa ikinci dünya savaşından sonra batıda mezhep, din, dil, ırk, ideoloji farklılıklarından kavga değil renklilik ve güzellikler çıkarılmıştır. Bunun sonucu olarak bilimde, sanatta, ticarette, sanayide işbirliği yaparak yukarıda saydıklarımızla hep başı çekmektedirler. Biz ve bizim gibi toplumlar ise hala bu farklılıkları ayrımcılık olarak görmekteyiz. Sonuç olarak da birbirimizle uzlaşmak yerine kavga etmekteyiz. Kavgada bizleri yerimizde saydırmaktadır. Altmış yıl önce siyasete bulaştılar diyerek köy enstitülerini kapattık. Halbuki bu enstitülerin amacı siyaset değil, bilimsel düşünen insan ve bilimsel uygulamalar yapan insan tipi yaratmaktı. Kapatılmaları asıl siyasal hesaplardan dolayı idi. Çünkü köy enstitülerinde yetişen eğitimcilerin yetiştirdiği öğrenciler her konuya bilimsel ve üretken yaklaşacakları için dünya egemeni emperyalistlerin oyunlarına gelmeyecekler ve kendilerini kullandırmayacaklardı. Üretken toplum yetişecek ürettiklerini de dünyaya satacaklardı. Bu da sömürgecilerin hiç işine gelmezdi gelmedi de. İçimizdeki işbirlikçilerinin de yardımıyla dünyanın en güzel eğitim sistemi olan köy enstitülerini kapatırdılar. Çin, Singapur gibi ülkeler bizim köy enstitüleri programımızı aldılar ülkelerinde uyguladılar. Bugün dünyanın en hızlı kalkınan ülkeleri oldular. Ekonomide kimse hızlarına yetişemiyor. Biz ise hala kutsal dinimizi ve eğitim kurumlarımızı siyasete alet ederek bir kör döğüşü yaşıyoruz. Türkiye’de orta öğretimin özellikle de liselerin,1950’lerle beraber gelip girdiği ve bugün de süren bir çıkmazı şudur: tarih, felsefe, sosyoloji, edebiyat ve sanat gibi kültürün temel konularında gençlere hemen hemen hiçbir şey verilmiyor. Öğrencilerin kafalarına yalan yanlış, ipe sapa gelmez birtakım şeyler tıkıştırılıyor. Egemen sınıfların bir oyunudur bu. Amaç da ne yapıp edip gençlerin uyanmasını engellemektedir. İşler öylesine tezgahlanıyor ki daha liseden başlayarak gençlerin gözlerinin önüne bir duman perdesi çekiliyor. İçinde yaşadıkları çağa ve topluma yabancılaştırılıyor. Liseden üniversite ya da yüksek okullara bu durumda gelen öğretmenlerle bir kültürel dialog kurulabiliyor. Yabancılara çalışan yerli iş birlikçiler ve emperyalistler ile bir kör döğüşüdür gidiyor. Şimdi sizlere soruyorum kim kazanıyor? Mezhebi, dini, dili, ırkı, eğitimi siyasete alet ederek kör döğüşü yapanlar mı? Yoksa uzlaşma kültürüne erişmiş bilimin yol göstericiliğinde akılcı çözümler üretenler mi?. Elektronikte, mekanikte, hidrolikte, pinomatikte kim önde? Biz mi onlar mı? kim üretiyor, kim tüketiyor ?. Üretmeden tüketmek için lazım olan parayı nereden bulacağız ? AKP’nin çiçeği burnunda genç ilçe başkanının bunları bilmesi gerekir. Attığı adımın yaptığı eylemin toplum ve ülke nezdinde yaratacağı ayrışma ve yıkımı önceden ön sezi ile görmesi lazım. (eğitim kurumları yönetmeliğine göre siyasi parti etkinliklerinin yapılmasında bir sakınca olmasa dahi .) Göremiyorsa gidip işine bakmalıdır. Siyaset ergin ve bilgili insanların işidir.” Dedi.