1. Haberler
  2. Yaşam
  3. Dedeoğlu: Rant arayışından etkilenmeyen bir hukuk anlayışı

Dedeoğlu: Rant arayışından etkilenmeyen bir hukuk anlayışı

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

Ertan BAYER- TEMA Vakfı Lüleburgaz Temsilcisi Hakan Dedeoğlu, sağlık bir doğa için rant arayışından etkinmeyen bir huku sistemini oturtmamız gerektiğini söyledi.
Dedeoğlu’nun açıklaması şöyle “Geçtiğimiz ayın sonlarında, doğa için verilen mücadelenin uzun yıllardır parçası olanları sevindiren  oldukça önemli bir gelişme yaşandı. Danıştay 14. Daire, Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) muafiyeti konusunda bir karara vardı. Buna göre; çeşitli genelge ve yönetmeliklerle ÇED sürecine girmeden inşa edilmesine çalışılan üçüncü boğaz köprüsü, Ilısu Barajı, nükleer santral gibi projeler için ÇED sürecinin gerekli olduğuna karar verildi. Şimdi soru şu: Böyle bir gelişme bizi ne kadar umutlandırmalı?
Şöyle ki 2008 yılında yenilenen ÇED Yönetmeliği’nin kısmen iptali için TMMOB Çevre Mühendisleri Odası tarafından Danıştay 14. Daire’de açılan ve TEMA Vakfı’nın da müdahil olduğu davada 14. Daire yürütmeyi durdurma kararı vermişti. Çevre ve Orman Bakanlığı ise 2011 yılında ÇED muafiyetini genişleten yeni bir ÇED Yönetmeliği değişikliği ile buna cevap vermişti. Bizi sevindiren durum işte bu değişikliğin de kısmen iptal edilmesi oldu ki Danıştay hem 2008 hem de 2011’de verdiği kararlarda tutarlı davranmış oldu. Bu sayede, 1993 yılı öncesinde üretime ve işlemeye başlayan projeler hariç olmak üzere, diğer projeler için ÇED yapılması zorunlu hale geldi. Peki, bu gelişmeye rağmen niçin tamamen rahatlayamıyoruz? Meselenin ciddiyetinin sürmesinin iki önemli sebebi var. Bir tanesi, Türkiye’nin, Çevre ve Orman Bakanlığı’nın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na dönüştürüldüğü yani bir zihniyet karmaşasının yaşandığı bir ülke olması. Dolayısıyla, Danıştay’ın kararlarında tutarlı olması bizim için ne kadar önemliyse yıkımı ya da zararı umursamayan zihniyetin önünün kesilmesi noktasında yapısal anlamda atılacak adımlar da o kadar önemli. Bu noktada, bir çevre sorununa ilişkin Danıştay’da dava açıldığında “geçici yürütmeyi durdurma kararı” alınması, Danıştay’ın nihai kararına  kadar çevreye verilecek muhtemel zararın önüne geçilmesi noktasında bir çözüm olacaktır. Hukuk felsefesi açısından bakıldığında, bu, hukukun herkese eşit mesafede olması ve iktidarın silahı haline dönüşmemesiyle ilgilidir. Pratik boyutta ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planlarına (ÇDP) eklediği “bir tesis için ÇED kararı verilmişse, o tesis için ÇDP’de değişiklik yapmaya gerek yoktur” ifadesinin bir an önce düzeltilmesi şarttır. TEMA Vakfı bu hususu da yargıya taşımış durumda olup sonucu beklemekteyiz. Hem pratik hem felsefi açıdan Türkiye’de hukuksal bir düzensizlik ve bundan beslenen bazı grupların olduğu açıktır. Şüphesiz süreçlerin takipçisi olup hataların düzeltilmesine uğraşan iyi niyetli gruplar da mevcuttur; ancak hukuku siyasetin malzemesi lmaktan kurtarmak için mutlaka yapısal çözümlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu yapısal çözüm, düzenden yana olmayıp gelecek nesilleri de dikkate alan genel çıkarları temel almalıdır. Gündeme şöyle bir temas edip uzaklaşan ÇED haberinin önemi, her şeyden önce, bu yapısal değişikliğin ne kadar önemli olduğunu hatırlatmasıdır. Bu her ne kadar sadece doğasever insanların mücadelesi gibi gösterilmeye çalışılsa da bu siyasetin tam da kalbinde olması gereken bir meseledir. Çünkü bir yanda rant peşinde koşanlar diğer yanda yıkıma/zarara uğrayan doğa ve haklarından olan insanlar mevcut. Siyaset, bu meseleye odaklanmayacaksa hangi meseleye odaklanacak ki?” dedi.

Dedeoğlu: Rant arayışından etkilenmeyen bir hukuk anlayışı
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

hurfikir.com.tr Güncel bilgi ve dökümanlar, haber, resim galerisi, bilgi bankası sosyal portal ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!