Ertan BAYER – TEMA Lüleburgaz Gönüllü Temsilcisi Hakan Dedeoğlu, Ergene Platformu Temsilcisi Gürcan Kırım, CHP Lüleburgaz İlçe Başkanı Turabi Kayan ile CHP Lüleburgaz İlçe Yönetim Kurulu Üyeleri, CHP Lüleburgaz Kadın Kolları katıldı.
Küresel iklim değişikliğine bağlı kuraklığın çoğaldığı günümüzde sınırlı su varlıklarına sahip ülkemizde sularımızın hızla kirletildiğini belirten TEMA Lüleburgaz Gönüllü Temsilcisi Hakan Dedeoğlu “ Yeraltı sularını ve nehirlerini en hızlı kirleten ve tüketen ülkelerden biriyiz. Bir doğal varlık ve insan hakkı olan su, doğanın ve yaşamın temeli olmakla birlikte suyun ticarileştirilmesinden doğan rant, sermayenin iştahını kabartmaktadır.
Suyun, alınıp satılan ekonomik bir mal haline gelmesinde dünyada birçok kurum aktif rol oynamış, böylece çokuluslu su şirketlere "çalışma zemini" yaratılmıştır. Dünya Su gününde bir kez daha suyun önemine dikkat çekmek ve suyun insani yaşam için gerekliliğini anlatmak için böyle bir basın açıklaması yaptık” dedi.
Ergene Platformu Temsilcisi Gürcan Kırım yaptığı açıklama “BM'in 1992'de Dublin'de düzenlediği Su ve Çevre Konferansı'nda, bir önceki yaklaşımın tam tersi olarak, "suyun ekonomik bir mal" olduğu karan benimsenmiştir. Bu karar ile su piyasa koşullarına açılacak ve kamu hizmeti anlayışı dışına çıkarılabilecektir. BM'in Rio de Janerio'da düzenlediği Çevre ve Kalkınma Konferansı'nda da suyun "ekonomik bir mal" olarak çevreye duyarlı bir şekilde yönetilmesine ilişkin yaklaşımlar benimsenerek su bir üretim faktörü olan mal konumuna indirgenmiştir. Artık tek kaygı, kar aracı olan bu malı, üretimi aksatacak bir tükenme – kirlenme çizgisine düşürmeden kullanmaktır. Onlar için su bir metadır, suya ancak parasını ödeyen müşteriler ulaşabilir. Yoksul yurttaş -emekçi ise, ancak yeni sömürü aracı olabilme kapasitesi varsa sermayenin gündemine girebilir. Tarımda kullanılan suyun özelleştirilerek, çiftçinin tarlasının başına kontörlü su saati takılması, zaten ürününü maliyetinin altında satmak zorunda bırakılan çiftçimizin tarımsal üretimi ve tarlasını terk etmesi, kentlere göç etmesi anlamına gelmektedir. Çiftçinin suya ulaşamaması, tüketicinin gıdaya ulaşamaması anlamına gelmektedir.
1990'larda su hizmetlerinin aşamalı olarak özelleştirilmesiyle birlikte dünya su devlerinin ilgi odaklarından biri de Türkiye oldu. Uluslararası özelleştirme lobilerinin Dünya Su Forumu gibi küresel toplantılarına ev sahipliği yapan Türkiye kendini şiddeti gittikçe artan bir kalkınma yarışı içinde buldu. Ergene Platformu olarak diyoruz ki ; Su doğal insan hakkıdır, rant aracı değildir. Tarım sektöründe uygulanması gereken bağımsız tarım politikaları gibi, en önemli doğal varlığımız olan su için çok uluslu firmalara ve suyun ticarileşmesi için çaba gösterenlere karşı bağımsız su politikaları uygulanarak su kaynaklarımızın korunması gerekmektedir. Önümüzdeki süreçte en temel görev, suyun ticarileşmesine engel olmaktır, Trakya'daki bazı belediyelerin içme suyu hizmetini ön ödemeli kontörlü su sayacı uygulamasına dönüştürmesi su hakkımıza, sosyal hukuk devleti ilkesine açık aykırılıktır. Belediyelerin görevi olan kamu hizmeti ön ödemeye tabi tutulamaz. Suya erişim hakkı tartışmasız bir insan hakkıdır. Dayatılan önce para sonra su anlayışı hemşehri değil müşteri olarak algılandığımızın göstergesidir. Tüm belediyeler ve Bakanlıklar suya ve su hakkına bakışım değiştirmelidir. Trakya’mızın alternatifsiz su varlıklarından Ergene Nehri ve havzası artık etrafına ölüm ve hastalık saçmaktadır. Çevre ve insan sağlığı yönünden tehlike yaratan sanayi faaliyetlerinin süre verilmeksizin durdurulması hükmünün derhal uygulanması yasal zorunluluktur. Devletçe kirletenlere karşı etkin idari tedbirler derhal uygulanmalıdır. Çevre Kanunundaki kesin ve somut yasal tedbirlerin ve cezaların acilen uygulanmasını Ergene Platformu olarak halkımız adına talep ediyoruz. Kentsel ve kırsal alanda yaşayan tüm yurttaşlarımızın, içme ve kullanma gereksinimlerim karşılayan, yüzyıllardır doğada çağlayarak akan su doğal varlık ve bir insan hakkıdır. Suyu piyasaya açan her adım ise, açık bir insan hakkı ihlalidir. Yalan ve Talana Artık Yeter… Doğamıza ve yaşam alanlarımıza yönelik bu yıkım politikalarına izin vermeyelim. Havasını, suyunu, toprağım yani yaşamı savunan herkesi bu süreçte doğanın sömürülmesini engellemeye ve su hakkımızı savunmaya çağırıyoruz” dedi.

